# 6. Cüz

> 6. cüz oku: Nisa Suresi 148-176. ayetler ve Maide Suresi 1-82. ayetler. Mushafta 103-122. sayfalar, 111 ayet; Arapça, Türkçe okunuşu ve meali ayet ayet.

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/6-cuz/  
Son güncelleme: 2026-11-02T06:15:39+03:00

Kur'an-ı Kerim · 6. cüz

Sayfa 103-122 · 111 ayet · 2 sure

Sureler: Nisa 148-176, Maide 1-82

6. cüz, Nisa Suresi'nin 148. ayetiyle başlar ve Maide Suresi'nin 82. ayetiyle biter. Aşağıda cüzün 111 ayetinin hepsi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve mealiyle, sure sure sırasıyla yer alır.

![6. Cüz, Kur'an-ı Kerim 103. sayfa](https://yasin.suresi.gen.tr/mushaf/103.svg)

## Nisa Suresi 148-176. ayetler

**148.** لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّٓوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعاً عَل۪يماً ﴿١٤٨﴾  
Okunuşu: La yuhibbullahul cehra bis sui minel kavli illa men zulim. Ve kanallahu semian alima.  
Meali: Allah, zulme uğrayanIarınki dışında, çirkin sözün alenen söylenmesinden hoşlanmaz. Allah, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

**149.** اِنْ تُبْدُوا خَيْراً اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُٓوءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُواًّ قَد۪يراً ﴿١٤٩﴾  
Okunuşu: İn tubdu hayran ev tuhfuhu ev ta'fu an suin fe innallahe kane afuvven kadira.  
Meali: Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü (açıklamayıp) affederseniz, şüphesiz Allah da çok bağışlayıcıdır. Her şeye hakkıyla kadirdir.

**150.** اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍۙ وَيُر۪يدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلاًۙ ﴿١٥٠﴾  
Okunuşu: İnnellezine yekfurune billahi ve rusulihi ve yuridune en yuferriku beynallahi ve rusulihi ve yekulune nu'minu bi ba'din ve nekfuru bi ba'dın, ve yuridune en yettehızu beyne zalike sebila.  
Meali: Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip «Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız» diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;

**151.** اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقاًّۚ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ عَذَاباً مُه۪يناً ﴿١٥١﴾  
Okunuşu: Ulaike humul kafirune hakka, ve a'tedna lil kafirine azaben muhina.  
Meali: işte gerçekten kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

**152.** وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ اُو۬لٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْت۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً۟ ﴿١٥٢﴾  
Okunuşu: Vellezine amenu billahi ve rusulihi ve lem yuferriku beyne ehadin minhum ulaike sevfe yu'tihim ucurahum. Ve kanallahu gafuran rahima.  
Meali: Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

**153.** يَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَاباً مِنَ السَّمَٓاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُٓوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْۚ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَۚ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَاناً مُب۪يناً ﴿١٥٣﴾  
Okunuşu: Yes'eluke ehlul kitabi en tunezzile aleyhim kitaben mines semai fe kad seelu musa ekbera min zalike fe kalu erinallahe cehraten fe ehazethumus saikatu bi zulmihim, summettehazul ıcle min ba'di ma caethumul beyyinatu fe afevna an zalik, ve ateyna musa sultanen mubina.  
Meali: Ehli kitap (Tevrât ehli yahûdiler) senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Mûsâ’dan, bunun daha büyüğünü istemişlerdi de, «Bize Allah’ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı ( ilah ) edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.

**154.** وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِم۪يثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّداً وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاً ﴿١٥٤﴾  
Okunuşu: Ve rafa'na fevkahumut tura bi misakıhim ve kulna lehumudhulul babe succeden ve kulna lehum la ta'du fis sebti ve ehazna minhum misakan galiza.  
Meali: Söz vermeleri sebebiyle (ve verdikleri sözde durmalarını sağlamak için) Tûr'u Üzerlerine kaldırmıştık; onlara: "Kapıdan secde ederek girin", keza yine onlara: "Cumartesi günü avlanarak haddi aşmayın" demiş, bu hususlarda kendilerinden bir de sağlam söz almıştık.

**155.** فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلاًۖ ﴿١٥٥﴾  
Okunuşu: Fe bima nakdıhim misakahum ve kufrihim bi ayatillahi ve katlihimul enbiyae bi gayrı hakkın ve kavlihim kulubuna gulf. Bel tabaallahu aleyha bi kufrihim fe la yu'minune illa kalila.  
Meali: Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve «Kalplerimiz kılıflanmıştır (kapalıdır)» demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler.

**156.** وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَاناً عَظ۪يماًۙ ﴿١٥٦﴾  
Okunuşu: Ve bi kufrihim ve kavlihim ala meryeme buhtanen azima.  
Meali: (Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de, Îsâ’yı) inkar etmeleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.

**157.** وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَس۪يحَ ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا ف۪يهِ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَق۪يناًۙ ﴿١٥٧﴾  
Okunuşu: Ve kavlihim inna katelnal mesiha isabne meryeme resulallah, ve ma kateluhu ve ma salebuhu ve lakin şubbihe lehum. Ve innellezinahtelefu fihi le fi şekkin minhu. Ma lehum bihi min ilmin illattibaaz zann, ve ma kateluhu yakina.  
Meali: (Ayrıca) "Biz, Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürmüşler ve ne de asmışlardır; fakat kendilerine öyle gösterilmiştir. Bu hususta görüş ayrılığına düşenler, işin doğrusundan şüphe içindedirler ve zanna tâbi olmaktan başka hiçbir bilgileri yoktur. Şu var ki onlar, Îsâ'yı kesinlikle öldürmemişlerdir.

**158.** بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً ﴿١٥٨﴾  
Okunuşu: Bel rafaahullahu ileyh. Ve kanallahu azizen hakima.  
Meali: Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

**159.** وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِه۪ قَبْلَ مَوْتِه۪ۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَه۪يداًۚ ﴿١٥٩﴾  
Okunuşu: Ve in min ehlil kitabi illa le yu'minenne bihi kable mevtihi, ve yevmel kıyameti yekunu aleyhim şehida.  
Meali: Şüphe yoktur ki, kitap ehlinden olan her ferd, ölümünden önce mutlaka Îsâ'ya îman edecek, o da kıyâmet günü, onlar aleyhine (şehadette bulunan) bir şâhid olacaktır.

**160.** فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ كَث۪يراًۙ ﴿١٦٠﴾  
Okunuşu: Fe bi zulmin minellezine hadu harramna aleyhim tayyibatin uhıllet lehum ve bi saddihim an sebilillahi kesira.  
Meali: Yahudîlerin büyük günahlar işlemelerinden kaynaklanan bir zulüm yüzünden ve birçok kimseyi Allah'ın yolundan saptırmaları,

**161.** وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِۜ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ مِنْهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً ﴿١٦١﴾  
Okunuşu: Ve ahzihimur riba ve kad nuhu anhu ve eklihim emvalen nasi bil batıl. Ve a'tedna lil kafirine minhum azaben elima.  
Meali: kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları ve insanların mallarını haksız yolla yemeleri yüzünden, kendilerine helâl kılınmış olan temiz nimetleri onlara haram kıldık ve onlardan kâfir olanlar için de acı bir azâp hazırladık.

**162.** لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُق۪يم۪ينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْت۪يهِمْ اَجْراً عَظ۪يماً۟ ﴿١٦٢﴾  
Okunuşu: Lakinir rasihune fil ilmi minhum vel mu'minune yu'minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablike vel mukimines salate vel mu'tunez zekate vel mu'minune billahi vel yevmil ahir. Ulaike se nu'tihim ecran azima.  
Meali: Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.

**163.** اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُوراًۚ ﴿١٦٣﴾  
Okunuşu: İnna evhayna ileyke kema evhayna ila nuhin ven nebiyyine min ba'dihi, ve evhayna ila ibrahime ve ismaile ve ishaka ve ya'kube vel esbati ve isa ve eyyube ve yunuse ve harune ve suleyman, ve ateyna davude zebura.  
Meali: Biz Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Îsâ'ya, Eyyûb'a, Yunus’a, Harun'a ve Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebûr'u verdik.

**164.** وَرُسُلاً قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلاً لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَۜ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْل۪يماًۚ ﴿١٦٤﴾  
Okunuşu: Ve rusulen kad kasasnahum aleyke min kablu ve rusulen lem naksushum aleyk. Ve kellemallahu musa teklima.  
Meali: Daha önce (kıssalarını) sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de vahyettik. Allah, Mûsâ'ya da hitabederek (onunla) konuştu.

**165.** رُسُلاً مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً ﴿١٦٥﴾  
Okunuşu: Rusulen mubeşşirine ve munzirine li ella yekune lin nasi alallahi huccetun ba'der rusul. Ve kanallahu azizen hakima.  
Meali: Keza (gönderilen) peygamberlerden sonra, insanların, Allah'a karşı (özür olarak ileri sürebilecekleri) bir delilleri bulunmaması için müjdeleyen ve korkutan peygamberler gönderdik. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

**166.** لٰكِنِ اللّٰهُ يَشْهَدُ بِمَٓا اَنْزَلَ اِلَيْكَ اَنْزَلَهُ بِعِلْمِه۪ۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداً ﴿١٦٦﴾  
Okunuşu: Lakinillahu yeşhedu bi ma enzele ileyke enzelehu bi ılmihi, vel melaiketu yeşhedun. Ve kefa billahi şehida.  
Meali: Bununla beraber Allah, sana indirdiği Kur'ân'a şâhidlik eder ki, onu bizzat kendi ilmiyle indirmiştir. (Buna) melekler de şâhidlik ederler. Şâhid olarak Allah yeter.

**167.** اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالاً بَع۪يداً ﴿١٦٧﴾  
Okunuşu: İnnellezine keferu ve saddu an sebilillahi kad dallu dalalen baida.  
Meali: İnkâr eden ve (başkalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır.

**168.** اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَر۪يقاًۙ ﴿١٦٨﴾  
Okunuşu: İnnellezine keferu ve zalemu lem yekunillahu li yagfira lehum ve la li yehdiyehum tarika.  
Meali: İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları doğru yola iletecek de değildir.

**169.** اِلَّا طَر۪يقَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً ﴿١٦٩﴾  
Okunuşu: İlla tarika cehenneme halidine fiha ebeda. Ve kane zalike alallahi yesira.  
Meali: (Onları ileteceği yol) ancak, içinde ebediyyen kalacakları Cehennem yoludur. Bu da, Allah'a göre çok kolaydır.

**170.** يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَاٰمِنُوا خَيْراً لَكُمْۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماً ﴿١٧٠﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhan nasu kad caekumur resulu bil hakkı min rabbikum fe aminu hayran lekum. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati vel ard. Ve kanallahu alimen hakima.  
Meali: Ey insanlar! Rasûl size Rabbinizden hakkı (Kur'ân'ı ve hak dini) getirmiştir. (Bunda şüphe yoktur), O halde, kendi iyiliğiniz için (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

**171.** يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْراً لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً۟ ﴿١٧١﴾  
Okunuşu: Ya ehlel kitabi la taglu fi dinikum ve la tekulu alallahi illal hakk. İnnemal mesihu isabnu meryeme resulullahi ve kelimetuhu. Elkaha ila meryeme ve ruhun minhu, fe aminu billahi ve rusulihi, ve la tekulu selaseh. İntehu hayran lekum. İnnemallahu ilahun vahid. Subhanehu en yekune lehu veled, lehu ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kefa billahi vekila.  
Meali: Ey kitap ehli! Dîninizde (Allah'ın koyduğu sınırları aşarak) aşırı gitmeyin ve Allah a karşı hak olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih Îsâ, sadece Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine îman edin. "(İlâhlar) üçtür" demeyin. Kendi hayrınıza olmak üzere (bu teslis safsatasından) vazgeçin. Zira Allah tek bir ilahtır. O, bir oğul sahibi olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur (O'nun tarafından yaratılmıştır). Vekîl olarak Allah yeter.

**172.** لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَس۪يحُ اَنْ يَكُونَ عَبْداً لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَم۪يعاً ﴿١٧٢﴾  
Okunuşu: Len yestenkifel mesihu en yekune abden lillahi ve lal melaiketul mukarrabun. Ve men yestenkif an ibadetihi ve yestekbir fe se yahşuruhum ileyhi cemia.  
Meali: Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakın melekler, Allah'ın kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.

**173.** فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً اَل۪يماًۙ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً ﴿١٧٣﴾  
Okunuşu: Fe emmallezine amenu ve amilus salihati fe yuveffihim ucurahum ve yeziduhum min fadlihi, ve emmallezinestenkefu vestekberu fe yuazzibuhum azaben elimen, ve la yecidune lehum min dunillahi veliyyen ve la nasira.  
Meali: İman edip salih ameller işleyenlere (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir. Kulluğundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara acı bir şekilde azap edecektir. Onlar da kendileri için Allah'tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı asla bulamayacaklardır.

**174.** يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكُمْ نُوراً مُب۪يناً ﴿١٧٤﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhan nasu kad caekum burhanun min rabbikum ve enzelna ileykum nuran mubin.  
Meali: Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

**175.** فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِه۪ فَسَيُدْخِلُهُمْ ف۪ي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍۙ وَيَهْد۪يهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۜ ﴿١٧٥﴾  
Okunuşu: Fe emmallezine amenu billahi va'tesamu bihi fe se yudhıluhum fi rahmetin minhu ve faldın, ve yehdihim ileyhi sıratan mustekima .  
Meali: Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendisine varan dosdoğru yola iletecektir.

**176.** يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُٓ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُـهَٓا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌۜ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۜ وَاِنْ كَانُٓوا اِخْوَةً رِجَالاً وَنِسَٓاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۜ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ﴿١٧٦﴾  
Okunuşu: Yesteftuneke. Kulillahu yuftikum fil kelaleh. İnimruun heleke leyse lehu veled, ve lehu uhtun fe leha nısfu ma terak, ve huve yerisuha in lem yekun leha veled. Fe in kanetesneteyni fe lehumas sulusani mimma terak. Ve in kanu ıhveten ricalen ve nisaen fe liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn. Yubeyyinullahu lekum en tadıllu vallahu bi kulli şey'in alim.  
Meali: Senden fetva isterler. De ki: «Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası halkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kız kardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kız kardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kız kardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size (hükümlerini böyle) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.»

[Nisa Suresi sayfasında oku](https://yasin.suresi.gen.tr/nisa-suresi/#ayet-148) · [Nisa Suresi'ni dinle](https://yasin.suresi.gen.tr/nisa-suresi/#dinle)

## Maide Suresi 1-82. ayetler

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَوْفُوا بِالْعُقُودِۜ اُحِلَّتْ لَكُمْ بَه۪يمَةُ الْاَنْعَامِ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّي الصَّيْدِ وَاَنْتُمْ حُرُمٌۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ مَا يُر۪يدُ ﴿١﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu evfu bil ukud uhıllet lekum behimetul en'ami illa ma yutla aleykum gayre muhillis saydi ve entum hurum innallahe yahkumu ma yurid.  
Meali: Ey iman edenler! Akitleri ( n gereğini) yerine getiriniz. İhramlı iken avlanmayı helal saymamak üzere (aşağıda) size okunacaklar dışında kalan hayvanlar, sizin için helâl kılındı. Allah dilediğine hükmeder.

**2.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَٓائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَٓائِدَ وَلَٓا آٰمّ۪ينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَاناًۜ وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُواۜ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُواۢ وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu la tuhıllu şe'airallahi veleş şehral harame ve lal hedye ve lal kalaide ve la amminel beytel harame yebtegune fadlan min rabbihim ve rıdvana ve iza haleltum fastadu ve la yecrimennekum şeneanu kavmin en saddukum anil mescidil harami en ta'tedu, ve teavenu alel birri vet takva ve la teavenu alel ismi vel udvani vettekullah innallahe şedidul ıkab.  
Meali: Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinî ) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, ondaki gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram’a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin, ihramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Harâm'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve takvâ (Allah'ın yasaklarından sakınma) üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın cezası çetindir.

**3.** حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَـئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناًۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Hurrimet aleykumul meytetu veddemu ve lahmul hınziri ve ma uhılle li gayrillahi bihi vel munhanikatu vel mevkuzetu vel mutereddiyetu ven natihatu ve ma ekeles sebuu illa ma zekkeytum ve ma zubiha alen nusubi ve en testaksimu bil ezlam, zalikum fisk, elyevme yeisellezine keferu min dinikum fe la tahşevhum vahşevn el yevme ekmeltu lekum dinekum ve etmemtu aleykum ni'meti ve raditu lekumul islame dina fe menidturra fi mahmasatin gayra mutecanifin li ismin fe innallahe gafurun rahim.  
Meali: Size, ölü, kan, domuz eti, Allah'tan başkası üzerine kesilen (hayvan eti), (henüz can vermeden) yetişip kestiğiniz dışındaki boğulmuş, vurulmuş, yüksekten düşmüş, süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış, dikili taşlar üzerine kesilmiş olan hayvan (etlerini yemeniz) ve fal oklarıyla kısmet aramanız haram kılınmıştır. Bunların hepsi de "fısk" (Allah'ın tâatından çıkış) tır. Bugün, küfredenler, dîninizden ümitlerini kesmişlerdir. Bu sebeple onlardan artık korkmayın; benden korkun. Bugün size dîninizi ikmal ettim (kemale erdirdim) ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve dîn olarak, sizin için İslâm'ı seçtim. Her kim açlık halinde, mecbur kalırsa, günâha meyletmeksizin (haram kılınan etlerden yiyebilir); zira Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

**4.** يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَٓا اُحِلَّ لَهُمْۜ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۙ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّب۪ينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّٰهُۘ فَكُلُوا مِمَّٓا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Yes'eluneke ma za uhılle lehum kul uhılle lekumut tayyibatu ve ma allemtum minel cevarihi mukellibine tuallimunehunne mimma allemekumullahu fe kulu mimma emsekne aleykum vezkurusmellahi aleyhi vettekullah innallahe seriul hısab.  
Meali: Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah’tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.

**5.** اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَ وَلَا مُتَّخِذ۪ٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْا۪يمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ۟ ﴿٥﴾  
Okunuşu: El yevme uhılle lekumut tayyibat ve taamullezine utul kitabe hıllun lekum ve taamukum hıllun lehum vel muhsanatu minel mu'minati vel muhsanatu min ellezine utul kitabe min kablikum iza ateytumuhunne ucurehunne muhsınine gayra musafihine ve la muttehızi ehdan ve men yekfur bil imani fe kad habita ameluhu ve huve fil ahıreti minel hasirin.  
Meali: Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilen (yahudi, hıristiyan) lerin yiyecekleri size helâldir, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (İslâmî hükümlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O, âhirette de ziyana uğrayanlardandır.

**6.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ وَاِنْ كُنْتُمْ جُنُباً فَاطَّهَّرُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يداً طَيِّباً فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْ مِنْهُۜ مَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلٰكِنْ يُر۪يدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿٦﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu iza kumtum iles salati fagsilu vucuhekum ve eydiyekum ilel merafikı vemsehu bi ruusikum ve erculekum ilal ka'beyn ve in kuntum cunuben fattahheru ve in kuntum marda ev ala seferin ev cae ehadun minkum minel gaitı ev lamestumun nisae fe lem tecidu maen fe teyemmemu saiden tayyiben femsehu bi vucuhikum ve eydikum minh ma yuridullahu li yec'ale aleykum min haracin ve lakin yuridu li yutahhirekum ve li yutimme ni'metehu aleykum leallekum teşkurun.  
Meali: Ey îman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin. İki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.

**7.** وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَم۪يثَاقَهُ الَّذ۪ي وَاثَقَكُمْ بِه۪ٓۙ اِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Vezkuru ni'metellahi aleykum ve misakahullezi vasekakum bihi iz kultum semi'na ve ata'na vettekullah innallahe alimun bizatis sudur.  
Meali: Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve (bir zamanlar) "dinledik ve itaat ettik" dediğinizde, sizi kendisiyle bağladığı O'na olan sözünüzü hatırlayın. Allah'tan korkun. Şüphe yoktur ki Allah, göğüslerde olan (sırr)ı hakkıyla bilir.

**8.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِۘ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ اِعْدِلُوا۠ هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu kunu kavvamine lillahi şuhedae bil kıstı ve la yecrimennekum şeneanu kavmin ala ella ta'dilu. I'dilu, huve akrabu lit takva vettekullah innallahe habirun bima ta'melun.  
Meali: Ey îman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adâletle şâhidlik eden kimseler olunuz. Bir kavme karşı olan düşmanlığınız, sizi (haklarında) âdil davranmamaya sevketmesin. Adâletli olun; zira bu, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun; şüphe yoktur ki Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdârdır.

**9.** وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظ۪يمٌ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Veadellahullezine amenu ve amilus salihati lehum magfiretun ve ecrun azim.  
Meali: Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere söz vermiştir, onlara bağışlama ve büyük mükâfaat vardır.

**10.** وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cehim.  
Meali: İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.

**11.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ هَمَّ قَوْمٌ اَنْ يَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ۟ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenuzkuru ni'metallahi aleykum iz hemme kavmun en yebsutu ileykum eydiyehum fe keffe eydiyehum ankum, vettekullah ve alallahi fel yetevekkelil mu'minun.  
Meali: Ey îman edenler! Bir kavmin ellerini size uzatmaya (ve Peygamberi öldürmeye) kalkışıp da, onların ellerini sizden çektiği andaki Allah'ın üzerinizde olan o nimetini hatırlayın. Allah'tan korkun. Mü'minler de yalnız, Allah'a güvensinler.

**12.** وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَق۪يباًۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُل۪ي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Ve lekad ehazallahu misaka beni israil, ve beasna minhumusney aşera nakiba ve kalellahu inni meakum lein ekamtumus salate ve ateytumuz zekate ve amentum bi rusuli ve azzertumuhum ve akradtumullahe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiatikum ve le udhılennekum cennatin tecri min tahtıhel enhar, fe men kefere ba'de zalike minkum fe kad dalle sevaes sebil.  
Meali: Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları destekler ve (malınızı) Allah yolunda güzelce sarfederseniz, andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.

**13.** فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Fe bima nakdihim misakahum leannahum ve cealna kulubehum kasiyet, yuharrifunel kelime an mevadııhi ve nesu hazzan mimma zukkiru bih, ve la tezalu tettaliu ala haınetin minhum illa kalilen minhum fa'fu anhum vasfah innallahe yuhıbbul muhsinin.  
Meali: Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat’ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

**14.** وَمِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰٓى اَخَذْنَا م۪يثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۖ فَاَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللّٰهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Ve minellezine kalu inna nasara ehazna misakahum fe nesu hazzan mimma zukkiru bihi fe agrayna beynehumul adavete vel bagdae ila yevmil kıyameh ve sevfe yunebbiuhumullahu bima kanu yasnaun.  
Meali: «Biz hıristiyanlarız» diyenlerden de kesin sözlerini almıştık. Ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab'ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.

**15.** يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَث۪يراً مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ قَدْ جَٓاءَكُمْ مِنَ اللّٰهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُب۪ينٌۙ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: Ya ehlel kitabi kad caekum resuluna yubeyyinu lekum kesiran mimma kuntum tuhfune minel kitabi ve ya'fu an kesir kad caekum minallahi nurun ve kitabun mubin.  
Meali: Ey ehli kitap! Rasûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.

**16.** يَهْد۪ي بِهِ اللّٰهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِه۪ وَيَهْد۪يهِمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Yehdi bihillahu menittebea rıdvanehu subules selami ve yuhricuhum minez zulumati ilen nuri bi iznihi ve yehdihim ila sıratın mustakim.  
Meali: Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir.

**17.** لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Lekad keferellezine kalu innallahe huvel mesihubnu meryem kul fe men yemliku minallahi şey'en in erade en yuhlikel mesihabne meryeme ve ummehu ve men fil ardı cemia ve lillahi mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma. Yahluku ma yeşa vallahu ala kulli şey'in kadir.  
Meali: «Şüphesiz Allah, Meryem Oğlu Mesîh'dir» diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: Öyleyse Allah, Meryem Oğlu Mesîh'i, anasını ve yeryüzündekilerin hepsini helâk etmek isterse kim Allah'ın iradesinden bir şeye engel olacak kudrete sahip olabilir?" Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah her şeye tam manasıyla kadirdir.

**18.** وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ اَبْنَٓاءُ اللّٰهِ وَاَحِبَّٓاؤُ۬هُۜ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۘ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُ ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Ve kaletil yahudu ven nasara nahnu ebnaullahi ve ehıbbauh kul fe lime yuazzibukum bi zunubikul bel entum beşerun mimmen halak yagfiru limen yeşau ve yuazzibu men yeşa ve lillahi mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma ve ileyhil masir.  
Meali: Yahudiler ve hıristiyanlar «Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz» dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.

**19.** يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ اَنْ تَقُولُوا مَا جَٓاءَنَا مِنْ بَش۪يرٍ وَلَا نَذ۪يرٍۘ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَش۪يرٌ وَنَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: Ya ehlel kitabi kad caekum resuluna yubeyyinu lekum ala fetretin min er rusuli en tekulu ma caena min beşirin ve la nezirin fe kad caekum beşirun ve nezir vallahu ala kulli şey'in kadir.  
Meali: Ey kitap ehli! Peygamberler arasındaki boşluğa dayanarak, "Bize müjdeci ve korkutucu (bir peygamber) gelmedi" dememeniz için, size (her şeyi) açıklayan Peygamberimiz gelmiştir. Size bir müjdeci bir korkutucu gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir.

**20.** وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَعَلَ ف۪يكُمْ اَنْبِيَٓاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكاًۗ وَاٰتٰيكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ اَحَداً مِنَ الْعَالَم۪ينَ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: Ve iz kale musa li kavmihi ya kavmizkuru ni'metallahi aleykum iz ceale fikum enbiyae ve cealekum muluk, ve atakum ma lem yu'ti ehaden minel alemin.  
Meali: Bir zamanlar Mûsâ, kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah'ın size (lütfettiği) nimetini hatırlayın; zira O, içinizden peygamberler çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi.

**21.** يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْاَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّت۪ي كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Ya kavmidhulul ardal mukaddesetelleti keteballahu lekum ve la terteddu ala edbarikum fe tenkalibu hasirin.  
Meali: Ey kavmim! Allah'ın size (vatan olarak) yazdığı mukaddes toprağa girin ve arkanıza dönmeyin, yoksa kaybederek dönmüş olursunuz.

**22.** قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّ ف۪يهَا قَوْماً جَبَّار۪ينَۗ وَاِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا حَتّٰى يَخْرُجُوا مِنْهَاۚ فَاِنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَاِنَّا دَاخِلُونَ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: Kalu ya musa inne fiha kavmen cebbarin, ve inna len nedhuleha hatta yahrucu minha, fe in yahrucu minha fe inna dahılun.  
Meali: Onlar şu cevabı verdiler: Yâ Mûsâ! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyeceğiz. Eğer oradan çıkarlarsa biz de hemen gireriz.

**23.** قَالَ رَجُلَانِ مِنَ الَّذ۪ينَ يَخَافُونَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُوا عَلَيْهِمُ الْبَابَۚ فَاِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَاِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللّٰهِ فَتَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Kale raculani minellezine yehafune en'amallahu aleyhim edhulu aleyhimul bab, fe iza dehaltumuhu fe innekum galibune ve alallahi fe tevekkelu in kuntum mu'minin.  
Meali: Korkanların içinden Allah'ın kendilerine lütufda bulunduğu iki kişi şöyle dedi: Onların üzerine kapıdan girin; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmışsınızdır. Eğer müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.

**24.** قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَـهَٓا اَبَداً مَا دَامُوا ف۪يهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَٓا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Kalu ya musa inna len nedhuleha ebeden ma damu fiha fezheb ente ve rabbuke fe katila inna hahuna kaıdun.  
Meali: «Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler.

**25.** قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: Kale rabbi inni la emliku illa nefsi ve ahi fefruk beynena ve beynel kavmil fasikin.  
Meali: Mûsâ: «Rabbim! Ben kendimden ve kardeşimden başkasına hakim olamıyorum; bizimle, bu yoldan çıkmış toplumun arasını ayır» dedi.

**26.** قَالَ فَاِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ اَرْبَع۪ينَ سَنَةًۚ يَت۪يهُونَ فِي الْاَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ۟ ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: Kale fe inneha muharremetun aleyhim erbaine senet, yetihune fil ardı fe la te'se alel kavmil fasikin.  
Meali: Allah, «Öyleyse orası (arzı mukaddes) onlara kırk yıl yasaklanmıştır; (bu müddet içinde) yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen, yoldan çıkmış toplum için üzülme» dedi.

**27.** وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَيْ اٰدَمَ بِالْحَقِّۢ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَاناً فَتُقُبِّلَ مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاٰخَرِۜ قَالَ لَاَقْتُلَنَّكَۜ قَالَ اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّٰهُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَ ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: Vetlu aleyhim nebeebney ademe bil hakkı iz karreba kurbanen fe tukubbile min ehadihima ve lem yutekabbel minel ahar kale le aktulennek kale innema yetekabbelullahu minel muttekin.  
Meali: Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi. Diğeri de «Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder» dedi (ve ekledi:)

**28.** لَئِنْ بَسَطْتَ اِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَن۪ي مَٓا اَنَا۬ بِبَاسِطٍ يَدِيَ اِلَيْكَ لِاَقْتُلَكَۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: Lein besadte ileyye yedeke li taktuleni ma ene bi basitın yediye ileyke li aktulek, inni ehafullahe rabbel alemin.  
Meali: «Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, Âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.»

**29.** اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ تَبُٓوأَ بِاِثْم۪ي وَاِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِۚ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَۚ ﴿٢٩﴾  
Okunuşu: İnni uridu en tebue bi ismi ve ismike fe tekune min ashabin nar, ve zalike cezauz zalimin.  
Meali: «Ben istiyorum ki, sen, (beni öldürmenden dolayı) hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası işte budur.»

**30.** فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخ۪يهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ﴿٣٠﴾  
Okunuşu: Fe tavveat lehu nefsuhu katle ahihi fe katelehu fe asbaha minel hasirin.  
Meali: Nihayet (diğer kardeş ise), nefsi, kardeşini öldürmek hususunda ona boyun eğdirmiş ve onu öldürmüş, böylece hüsrana uğrayanlardan olmuştu.

**31.** فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ ﴿٣١﴾  
Okunuşu: Fe beasallahu guraben yebhasu fil ardı li yuriyehu keyfe yuvari sev'ete ahih kale ya veyleta e aceztu en ekune misle hazel gurabi fe uvariye sev'ete ahi, fe asbaha minen nadimin.  
Meali: Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim» dedi ve yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu.

**32.** مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَۚۛ كَتَبْنَا عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يـعاًۜ وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعاًۜ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِۘ ثُمَّ اِنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ ﴿٣٢﴾  
Okunuşu: Min ecli zalik, ketebna ala beni israile ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesadin fil ardı fe ke ennema katelen nase cemia ve men ahyaha fe ke ennema ahyen nase cemia ve lekad caethum rusuluna bil beyyinati summe inne kesiran minhum ba'de zalike fil ardı le musrifun.  
Meali: İşte bu yüzdendir ki İsrâiloğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim de (Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı) bir can kurtarır (onu öldürmez yaşatır) sa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler.

**33.** اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداً اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّـبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ ﴿٣٣﴾  
Okunuşu: İnnema cezaullezine yuharibunallahe ve resulehu ve yes'avne fil ardı fesaden en yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydihim ve erculuhum min hılafin ev yunfev minel ard, zalike lehum hızyun fid dunya ve lehum fil ahırati azabun azim.  
Meali: Allah ve Rasûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvalığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.

**34.** اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَقْدِرُوا عَلَيْهِمْۚ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ﴿٣٤﴾  
Okunuşu: İllellezine tabu min kabli en takdiru aleyhim, fa'lemu ennallahe gafurun rahim.  
Meali: Ancak (böylelerinin hak ettikleri cezayı) onlara takdir etmenizden önce, tevbe edenler, bundan müstesnadır. Zira biliniz ki Allah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

**35.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُٓوا اِلَيْهِ الْوَس۪يلَةَ وَجَاهِدُوا ف۪ي سَب۪يلِه۪ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿٣٥﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenuttekullahe vebtegu ileyhil vesilete ve cahidu fi sebilihi leallekum tuflihun.  
Meali: Ey îman edenler! Allah'tan korkun; (Sâlih ameller işleyerek) Sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.

**36.** اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا بِه۪ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿٣٦﴾  
Okunuşu: İnnellezine keferu lev enne lehum ma fil ardı cemian ve mislehu meahu li yeftedu bihi min azabi yevmil kıyameti ma tukubbile minhum, ve lehum azabun elim.  
Meali: Şüphe yok ki kâfir olanlar, yeryüzündeki herşey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.

**37.** يُر۪يدُونَ اَنْ يَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنْهَاۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُق۪يمٌ ﴿٣٧﴾  
Okunuşu: Yuridune en yahrucu minen nari ve ma hum bi haricine minha, ve lehum azabun mukim.  
Meali: Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.

**38.** وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالاً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ﴿٣٨﴾  
Okunuşu: Ves sariku ves sarikatu faktau eydiyehuma cezaen bima keseba nekalen minallah vallahu azizun hakim.  
Meali: Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

**39.** فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِه۪ وَاَصْلَحَ فَاِنَّ اللّٰهَ يَتُوبُ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿٣٩﴾  
Okunuşu: Fe men tabe min ba'di zulmihi ve aslaha fe innallahe yetubu aleyh innallahe gafurun rahim.  
Meali: Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

**40.** اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿٤٠﴾  
Okunuşu: E lem ta'lem ennallahe lehu mulkus semavati vel ardı yuazzibu men yeşau ve yagfiru limen yeşa vallahu ala kulli şey'in kadir.  
Meali: Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediğine azap eder ve dilediğini bağışlar. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.

**41.** يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ لَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ مِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاَفْوَاهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِنْ قُلُوبُهُمْۚ وَمِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّاعُونَ لِقَوْمٍ اٰخَر۪ينَۙ لَمْ يَأْتُوكَۜ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ مِنْ بَعْدِ مَوَاضِعِه۪ۚ يَقُولُونَ اِنْ اُو۫ت۪يتُمْ هٰذَا فَخُذُوهُ وَاِنْ لَمْ تُؤْتَوْهُ فَاحْذَرُواۜ وَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ فِتْنَتَهُ فَلَنْ تَمْلِكَ لَهُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَمْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ﴿٤١﴾  
Okunuşu: Ya eyyuher resulu la yahzunkellezine yusariune fil kufri minellezine kalu amenna bi efvahihim ve lem tu'min kulubuhum, ve minellezine hadu semmaune lil kezibi semmaune li kavmin aharine lem ye'tuk yuharrifunel kelime min ba'di mevadııh, yekulune in utitum haza fe huzuhu ve in lem tu'tevhu fahzeru ve men yuridillahu fitnetehu fe len temlike lehu minallahi şey'a ulaikellezine lem yuridillahu en yutahhire kulubehum lehum fid dunya hızyun ve lehum fil ahıreti azabun azim.  
Meali: Ey Rasûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla «inandık» diyen (münafık) lerin ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar ( ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; (Tevrât'taki) kelimeleri (anlayıp aklettikten sonra) yerlerinden kaydırıp değiştirirler. «Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!» derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.

**42.** سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ اَكَّالُونَ لِلسُّحْتِۜ فَاِنْ جَٓاؤُ۫كَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ اَوْ اَعْرِضْ عَنْهُمْۚ وَاِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْـٔاًۜ وَاِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ ﴿٤٢﴾  
Okunuşu: Semmaune lil kezibi ekkalune lis suht fe in cauke fahkum beynehum ev a'rıd anhum, ve in tu'rıd anhum fe len yedurruke şey'a ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst innallahe yuhıbbul muksıtin.  
Meali: Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

**43.** وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِنْدَهُمُ التَّوْرٰيةُ ف۪يهَا حُكْمُ اللّٰهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ۟ ﴿٤٣﴾  
Okunuşu: Ve keyfe yuhakkimuneke ve indehumut tevratu fiha hukmullahi summe yetevellevne min ba'di zalik ve ma ulaike bil mu'minin.  
Meali: İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmış kimseler değildir.

**44.** اِنَّٓا اَنْزَلْنَا التَّوْرٰيةَ ف۪يهَا هُدًى وَنُورٌۚ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذ۪ينَ اَسْلَمُوا لِلَّذ۪ينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللّٰهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَٓاءَۚ فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَناً قَل۪يلاًۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ ﴿٤٤﴾  
Okunuşu: İnna enzelnet tevrate fiha huden ve nur, yahkumu bihen nebiyyunellezine eslemu lillezine hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve kanu aleyhi şuhedae, fe la tahşevun nase vahşevni ve la teşteru bi ayati semenen kalila ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humul kafirun.  
Meali: Biz, içinde hidâyet (doğruya rehberlik) ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın Kitabı'nı korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş (Yahudi) dîn adamları ve âlimleri de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) insanlardan korkmayın, benden korkun. Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

**45.** وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ ف۪يهَٓا اَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِۙ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْاَنْفَ بِالْاَنْفِ وَالْاُذُنَ بِالْاُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّۙ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌۜ فَمَنْ تَصَدَّقَ بِه۪ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿٤٥﴾  
Okunuşu: Ve ketebna aleyhim fiha ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curuha kısas fe men tesaddeka bihi fe huve keffaretun leh ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humuz zalimun.  
Meali: Tevrat'ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısas hakkını) bağışlarsa kendisi için o (nun günahlarına) keffâret olur. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.

**46.** وَقَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِۖ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ ف۪يهِ هُدًى وَنُورٌۙ وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ ﴿٤٦﴾  
Okunuşu: Ve kaffeyna ala asarihim bi isebni meryeme musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve ateynahul incile fihi huden ve nurun ve musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve huden ve mev'ızeten muttekin.  
Meali: Onların izleri üzere (gitmesi için, arkadan), önceden gönderilmiş olan Tevrât'ı tasdik edici olarak Meryem Oğlu Îsâ'yı göndermiş, ona da, hem kendinden önceki Tevrât'ı tasdik etmesi, hem de Allah'tan korkanlara hidayet ve öğüt olması için, içinde hidâyet ve nûr bulunan İncîl'i vermiştik.

**47.** وَلْيَحْكُمْ اَهْلُ الْاِنْج۪يلِ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ ف۪يهِۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ﴿٤٧﴾  
Okunuşu: Vel yahkum ehlul incili bima enzelallahu fih ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humul fasıkun.  
Meali: İncil'e inananlar, Allah'ın onda indirdiği (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.

**48.** وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِناً عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَٓاءَكَ مِنَ الْحَقِّۜ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجاًۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَٓا اٰتٰيكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعاً فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَۙ ﴿٤٨﴾  
Okunuşu: Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı musaddıkan lima beyne yedeyhi minel kitabi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum amma caeke minel hakk li kullin cealna minkum şir'aten ve minhaca ve lev şaallahu le cealekum ummeten vahıdeten ve lakin li yebluvekum fi ma atakum festebikul hayrat ilallahi merciukum cemian fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun.  
Meali: Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatler de) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri (n gerçek tarafını) O haber verecektir.

**49.** وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِـعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُص۪يبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ ﴿٤٩﴾  
Okunuşu: Ve enıhkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum vahzerhum en yeftinuke an ba'dı ma enzelallahu ileyk fe in tevellev fa'lem ennema yuridullahu en yusibehum bi ba'dı zunubihim ve inne kesiran minen nasi le fasıkun.  
Meali: (Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmış (fâsık) lardır.

**50.** اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟ ﴿٥٠﴾  
Okunuşu: E fe hukmel cahiliyyeti yebgun ve men ahsenu minallahi hukmen li kavmin yukınun.  
Meali: Onlar, yine de câhiliyye devrinin (o kokuşmuş) hükmünü mü arıyorlar? Oysa yakînen bilen insanlar için, Allah'tan daha güzel hüküm sahibi olan kim vardır?

**51.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ﴿٥١﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu la tettehızul yehude ven nasara evliyae ba'duhum evliyau ba'd ve men yetevellehum minkum fe innehu minhum innallahe la yehdil kavmez zalimin.  
Meali: Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden her kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğuna hidâyet etmez. (onları doğru yola iletmez).

**52.** فَتَرَى الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ ف۪يهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُص۪يبَنَا دَٓائِرَةٌۜ فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِه۪ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ نَادِم۪ينَۜ ﴿٥٢﴾  
Okunuşu: Fe terallezine fi kulubihim maradun yusariune fihim yekulune nahşa en tusibena daireh fe asallahu en ye'tiye bil fethi ev emrin min indihi fe yusbihu ala ma eserru fi enfusihim nadimin.  
Meali: Kalplerinde bir hastalık bulunan (münafık) ların "Başımıza bir felâket gelmesinden korkuyoruz" diyerek (Yahudilerin) arasında koşuştuklarını görürsün. Fakat mümkündür ki, Allah, kendi katından bir zafer, yahut bir emir getirir de, onlar da, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olurlar.

**53.** وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْۙ اِنَّهُمْ لَمَعَكُمْۜ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَاَصْبَحُوا خَاسِر۪ينَ ﴿٥٣﴾  
Okunuşu: Ve yekulullezine amenu e haulaillezine aksemu billahi cehde eymanihim innehum le meakum habitat a'maluhum fe asbahu hasirin.  
Meali: İman edenler ise, "Sizinle beraber olduklarına dair, Allah'a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiş ve kendileri de kaybedenlerden olmuşlardır.

**54.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُٓ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِر۪ينَۘ يُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ﴿٥٤﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu men yertedde minkum an dinihi fe sevfe ye'tillahu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbunehu ezilletin alal mu'minine eizzetin alal kafirin, yucahidune fi sebilillahi ve la yehafune levmete laim zalike fadlullahi yu'tihi men yeşa vallahu vasiun alim.  
Meali: Ey iman edenler! İçinizden her kim, dîninden dönerse, (böylelerine karşı) Allah, öyle bir kavim getirir ki, kendisi onları sever, onlar da Allah'ı severler; mü'minlere, karşı yumuşak, kâfirlere karşı güçlüdürler. Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir fazilettir. Allah, ihsanı bol, her şeyi hakkıyla bilendir.

**55.** اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ ﴿٥٥﴾  
Okunuşu: İnnema veliyyukumullahu ve resuluhu vellezine amenullezine yukimunes salate ve yu'tunez zekate ve hum rakıun.  
Meali: Sizin asıl dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Rasûlüdür, iman edenlerdir. Onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler.

**56.** وَمَنْ يَتَوَلَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَاِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ۟ ﴿٥٦﴾  
Okunuşu: Ve men yetevellallahe ve resulehu vellezine amenu fe inne hızbellahi humul galibun.  
Meali: Kim Allah'ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) galip (üstün) gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.

**57.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَكُمْ هُزُواً وَلَعِباً مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ اَوْلِيَٓاءَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ﴿٥٧﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu la tettehızullezinettehazu dinekum huzuven ve leiben min ellezine utul kitabe min kablikum vel kuffara evliya, vettekullahe in kuntum mu'minin.  
Meali: Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden olup da, dîninizi alay konusu ve oyuncak edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) îman etmiş kişiler iseniz, Allah'tan korkun.

**58.** وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُواً وَلَعِباًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ ﴿٥٨﴾  
Okunuşu: Ve iza nadeytum iles salatittehazuha huzuven ve leıba zalike bi ennehum kavmun la ya'kılun.  
Meali: Namaza çağırdığınız zaman, onu alay konusu ve oyuncak ediniyorlar. Bu, onların, akıllarını kullanmayan kimseler olmalarındandır.

**59.** قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلُۙ وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ ﴿٥٩﴾  
Okunuşu: Kul ya ehlel kitabi hel tenkımune minna illa en amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile min kablu ve enne ekserekum fasıkun.  
Meali: (Onlara) şöyle de: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış (fâsık) kimselersiniz.

**60.** قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ ﴿٦٠﴾  
Okunuşu: Kul hel unebbiukum bi şerrin min zalike mesubeten ındallah men leanehullahu ve gadıbe aleyhi ve ceale min humul kıredete vel hanazire ve abedet tagut ulaike şerrun mekanen ve edallu an sevais sebil.  
Meali: De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan en çok sapmış olan kimselerdir.

**61.** وَاِذَا جَٓاؤُ۫كُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْـكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِه۪ۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ ﴿٦١﴾  
Okunuşu: Ve iza caukum kalu amenna ve kad dehalu bil kufri ve hum kad haracu bih vallahu a'lemu bima kanu yektumun.  
Meali: Yanınıza inkârla girip yine inkârla çıktıkları halde size geldiklerinde «inandık» derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

**62.** وَتَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿٦٢﴾  
Okunuşu: Ve tera kesiran minhum yusariune fil ismi vel udvani ve eklihimus suht lebi'se ma kanu ya'melun.  
Meali: Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür!

**63.** لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ﴿٦٣﴾  
Okunuşu: Lev la yenhahumur rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimul isme ve eklihimus suht lebi'se ma kanu yasneun.  
Meali: Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!

**64.** وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَاناً وَكُفْراًۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَاراً لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداًۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ ﴿٦٤﴾  
Okunuşu: Ve kaletil yehudu yedullahi magluleh gullet eydihim ve luınu bima kalu bel yedahu mebsutatani yunfıku keyfe yeşa ve leyezidenne kesiran minhum ma unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufra ve elkayna beynehumul adavete vel bagdae ila yevmil kıyameh kullema evkadu naran lil harbi etfeehallahu ve yes'avne fil ardı fesada vallahu la yuhıbbul mufsidin.  
Meali: Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır (sıkıdır), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın iki elleri açıktır,dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.

**65.** وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْكِتَابِ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّع۪يمِ ﴿٦٥﴾  
Okunuşu: Ve lev enne ehlel kitabi amenu vettekav le kefferna anhum seyyiatihim ve le edhalnahum cennatin naim.  
Meali: Eğer ehli kitap iman edip (kötülüklerden) sakınsalardı, herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık.

**66.** وَلَوْ اَنَّهُمْ اَقَامُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ لَاَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْۜ مِنْهُمْ اُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ سَٓاءَ مَا يَعْمَلُونَ۟ ﴿٦٦﴾  
Okunuşu: Ve lev ennehum ekamut tevrate vel incile ve ma unzile ileyhim min rabbihim le ekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim. Minhum ummetun muktesıdeh ve kesirun minhum sae ma ya'melun.  
Meali: Eğer onlar Tevrat'ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an’ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı). Onlardan aşırılığa kaçmayan (iktisatlı, mutedil) bir zümre vardır; fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

**67.** يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّـغْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُۜ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ ﴿٦٧﴾  
Okunuşu: Ya eyyuherresulu bellıg ma unzile ileyke min rabbik ve in lem tef'al fema bellagte risaleteh vallahu ya'sımuke minen nas innallahe la yehdil kavmel kafirin.  
Meali: Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, şüphesiz kâfir topluluğa hidâyet etmez (doğru yola iletmez).

**68.** قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلٰى شَيْءٍ حَتّٰى تُق۪يمُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَاناً وَكُفْراًۚ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿٦٨﴾  
Okunuşu: Kul ya ehlel kitabi! lestum ala şey'in hatta tukimut Tevrate vel İncile ve ma unzile ileykum min rabbikum ve le yezidenne kesiren minhum ma unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufr, fe la te'se alal kavmil kafirin.  
Meali: De ki: "Ey kitap ehli! Siz, Tevrât'ı, İncîl'i ve Rabbinizden size indirilenleri dosdoğru tutup hakkıyla tatbik etmedikçe, herhangi bir şey üzerinde olmuş olamazsınız." Rabbinden sana indirilen (âyet) ler, isyan ve küfür yönünden, onlardan çoğunu şüphesiz azdırıyor. Bu itibarla, kâfir kimseler için hüzünlenme.

**69.** اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـؤُ۫نَ وَالنَّصَارٰى مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿٦٩﴾  
Okunuşu: İnnellezine amenu vellezine hadu ves sabiune ven nasara men amene billahi vel yevmil ahıri ve amile salihan fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun.  
Meali: İman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de değillerdir.

**70.** لَقَدْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمْ رُسُلاًۜ كُلَّمَا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُهُمْۙ فَر۪يقاً كَذَّبُوا وَفَر۪يقاً يَقْتُلُونَ ﴿٧٠﴾  
Okunuşu: Lekad ehazna misaka beni israile ve erselna ileyhim rusula kullema caehum resulun bima la tehva enfusuhum ferikan kezzebu ve ferikan yaktulun.  
Meali: Andolsun ki İsrâiloğullarından söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

**71.** وَحَسِبُٓوا اَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا وَصَمُّوا ثُمَّ تَابَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا وَصَمُّوا كَث۪يرٌ مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ﴿٧١﴾  
Okunuşu: Ve hasibu ella tekune fitnetun fe amu ve sammu summe taballahu aleyhim summe amu ve sammu kesirun minhum vallahu basirun bima ya'melun.  
Meali: Bir fitne olmayacak zannettiler de kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görmektedir.

**72.** لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ وَقَالَ الْمَس۪يحُ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۜ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوٰيهُ النَّارُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ ﴿٧٢﴾  
Okunuşu: Lekad keferallezine kalu innallahe huvel mesihubnu meryem ve kalel mesihu ya beni israila'budullahe rabbi ve rabbekum innehu men yuşrik billahi fekad harremallahu aleyhil cennete ve me'vahun nar ve ma liz zalimine min ensar.  
Meali: Andolsun ki «Allah, kesinlikle Meryem Oğlu Mesîh'tir» diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesîh: «Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur» demişti.

**73.** لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّٓا اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ وَاِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿٧٣﴾  
Okunuşu: Lekad keferellezine kalu innallahe salisu selasetin ve ma min ilahin illa ilahun vahid ve in lem yentehu amma yekulune le yemessennellezine keferu minhum azabun elim.  
Meali: Andolsun «Allah, üçün üçüncüsüdür» diyenler de kâfir olmuşlardır. Oysa tek bir ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer diyegeldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara acı bir azap isabet edecektir.

**74.** اَفَلَا يَتُوبُونَ اِلَى اللّٰهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿٧٤﴾  
Okunuşu: E fe la yetubune ilallahi ve yestagfiruneh vallahu gafurun rahim.  
Meali: (Bunlar) hâla Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmayı dilemeyecekler mi? Oysa Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

**75.** مَا الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ وَاُمُّهُ صِدّ۪يقَةٌۜ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ ﴿٧٥﴾  
Okunuşu: Melmesihubnu meryeme illa resul, kad halet min kablihir rusul ve ummuhu sıddikah kana ye'kulanit taam unzur keyfe nubeyyinu lehumul ayati summenzur enna yu'fekun.  
Meali: Meryem Oğlu Mesîh ancak bir rasûldür. Ondan önce de (birçok) rasûller gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.

**76.** قُلْ اَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَراًّ وَلَا نَفْعاًۜ وَاللّٰهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿٧٦﴾  
Okunuşu: Kul e ta'budune min dunillahi ma la yemliku lekum darran ve la nef'a vallahu huves semiul alim.  
Meali: De ki: Allah'ı bırakıp da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla işiten ve bilen yalnız Allah'tır.

**77.** قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُٓوا اَهْوَٓاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَاَضَلُّوا كَث۪يراً وَضَلُّوا عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ۟ ﴿٧٧﴾  
Okunuşu: Kul ya ehlel kitabi, la taglu fi dinikum gayral hakkı ve la tettebi'u ehvae kavmin kad dallu min kablu ve edallu kesiran ve dallu an sevais sebil.  
Meali: De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.

**78.** لُعِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ عَلٰى لِسَانِ دَاوُ۫دَ وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ ﴿٧٨﴾  
Okunuşu: Luinellezine keferu min beni israile ala lisani davude ve isebni meryem zalike bima asav ve kanu ya'tedun.  
Meali: İsrâiloğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem Oğlu İsâ diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.

**79.** كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ ﴿٧٩﴾  
Okunuşu: Kanu la yetenahevne an munkerin fealuh lebi'se ma kanu yef'alun.  
Meali: Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!

**80.** تَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ اَنْفُسُهُمْ اَنْ سَخِطَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَفِي الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ ﴿٨٠﴾  
Okunuşu: Tera kesiran minhum yetevellevnellezine keferu lebi'se ma kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallahu aleyhim ve fil azabi hum halidun.  
Meali: Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür. Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!

**81.** وَلَوْ كَانُوا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالنَّبِيِّ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَا اتَّخَذُوهُمْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ﴿٨١﴾  
Okunuşu: Ve lev kanu yu'minune billahi ven nebiyyi ve ma unzile ileyhi mettehazuhum evliyae ve lakinne kesiren minhum fasikun.  
Meali: Eğer onlar Allah'a, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmış (fâsık) lardır.

**82.** لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۚ وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسّ۪يس۪ينَ وَرُهْبَاناً وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ ﴿٨٢﴾  
Okunuşu: Le tecidenne eşedden nasi adaveten lillezine amenul yehude vellezine eşraku, ve le tecidenne akrabehum meveddeten lillezine amenullezine kalu inna nasara zalike bi enne minhum kıssisine ve ruhbanen ve ennehum la yestekbirun.  
Meali: İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da «Biz hıristiyanlarız» diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler, râhipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.

[Maide Suresi sayfasında oku](https://yasin.suresi.gen.tr/maide-suresi/#ayet-1) · [Maide Suresi'ni dinle](https://yasin.suresi.gen.tr/maide-suresi/#dinle)

## Ramazan Mukabelesinde 6. Cüz

Diyanet takvimine göre 2027 Ramazanı 8 Şubat Pazartesi başlar; Ramazan Bayramı 9 Mart Salı günüdür. Her gün bir cüz okunduğunda 6. cüz Ramazan'ın 6. günü (13 Şubat 2027 Cumartesi) okunur.

Mukabele, Ramazan ayında bir hafızın Kur'an-ı Kerim'i okuması, dinleyenlerin de mushaftan takip etmesidir. Her gün bir cüz okunarak ay boyunca Kur'an-ı Kerim baştan sona okunur; buna hatim denir.

[Ramazan 2027 mukabele takvimi](https://yasin.suresi.gen.tr/cuzler/#takvim)

## 6. Cüz Hakkında Sık Sorulan Sorular

### 6. cüz kaç sayfa?

6. cüz mushafımızda 20 sayfadır: 103-122. sayfalar.

### 6. cüzde hangi sureler var?

6. cüzde Nisa Suresi 148-176. ayetler ve Maide Suresi 1-82. ayetler yer alır.

### 6. cüz nerede başlar, nerede biter?

6. cüz Nisa Suresi'nin 148. ayetiyle başlar, Maide Suresi'nin 82. ayetiyle biter. Mushafımızda 103. sayfada başlar, 122. sayfada biter.

### 6. cüz kaç ayettir?

6. cüzde 111 ayet vardır.

### 6. cüzü okumak ne kadar sürer?

6. cüz, Mişari Alafasi'nin okuyuşuyla yaklaşık 56 dakika sürer. Okuyuşun hızına göre bu süre değişir.

### Ramazan 2027'de 6. cüz hangi gün okunur?

Her gün bir cüz okunursa 6. cüz Ramazan'ın 6. günü (13 Şubat 2027 Cumartesi) okunur.

- [Önceki cüz 5. Cüz](https://yasin.suresi.gen.tr/5-cuz/)
- [Sonraki cüz 7. Cüz](https://yasin.suresi.gen.tr/7-cuz/)
