# Haşr Suresi سورة الحشر

> Haşr Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Medine'de inen ve 24 ayetten oluşan Haşr suresi, Benî Nadîr'in Medine'den çıkarılışını…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/hasr-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

59. sure · Cüz 28

24 ayet · Medenî · İniş sırası: 101

Medine'de inen ve 24 ayetten oluşan Haşr suresi, Benî Nadîr'in Medine'den çıkarılışını anlatarak ahde vefasızlığın sonucunu, savaşsız elde edilen malın paylaşımını ve muhacirlerle ensarın kardeşliğini konu edinir; Allah'ın güzel isimlerini sayan ayetlerle sona erer.

## Haşr Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿١﴾  
Okunuşu: Sebbeha lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve huvel azizul hakim.  
Meali: Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.

**2.** هُوَ الَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Huvellezi ahrecellezine keferu min ehlil kitabi min diyarihim li evvelil haşr, ma zanentum en yahrucu ve zannu ennehum maniatuhum husunuhum minallahi fe etahumullahu min haysu lem yahtesibu ve kazefe fi kulubihimur ru'be yuhribune buyutehum bi eydihim ve eydil mu'minine fa'tabiru ya ulil ebsar.  
Meali: Ehli kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.

**3.** وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Ve lev la en keteballahu aleyhimul celae le azzebehum fid dunya, ve lehum fil ahıreti azabun nar.  
Meali: Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır.

**4.** ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Zalike bi ennehum şa akkullahe ve resuleh, ve men yuşa akkıllahe fe innallahe şedidul ikab.  
Meali: Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir.

**5.** مَا قَطَعْتُمْ مِنْ ل۪ينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِق۪ينَ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Ma kata'tum min linetin ev terektumuha kaimeten ala usuliha fe bi iznillahi ve li yuhziyel fasikin.  
Meali: Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir.

**6.** وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿٦﴾  
Okunuşu: Ve ma efa allahu ala resulihi minhum fe ma evceftum aleyhi min haylin ve la rikabin ve lakinnallahe yusallitu rusulehu ala men yeşau, vallahu ala kulli şey'in kadir.  
Meali: Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.

**7.** مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِۢ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Ma efa allahu ala resulihi min ehlil kura fe lillahi ve lir resuli ve lizil kurba vel yetama vel mesakini vebnis sebili key la yekune duleten beynel agniyai minkum, ve ma atakumur resulu fe huzuhu ve ma nehakum anhu fentehu, vettekullah, innallahe şedidul ikab.  
Meali: Allah'ın, şehir halkının mallarından Rasûlüne verdiği ganimetler de, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın diye, Allah'a, Rasûl'e, yakınlara, yetimlere, düşkünlere ve yolda kalan yolculara aittir. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

**8.** لِلْفُقَـرَٓاءِ الْمُهَاجِر۪ينَ الَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناً وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Lil fukarail muhacirinellezine uhricu min diyarihim ve emvalihim yebtegune fadlen minallahi ve rıdvanen ve yensurunallahe ve resuleh, ulaike humus sadikun.  
Meali: (Allah'ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

**9.** وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Vellezine tebevveud dare vel imane min kablihim yuhıbbune men hacere ileyhim ve la yecidune fi sudurihim haceten mimma utu ve yu'sirune ala enfusihim ve lev kane bihim hasasah, ve men yuka şuhha nefsihi fe ulaike humul muflihun.  
Meali: Muhacirler gelmezden önce Medine'yi yurt edinenler ve imanı kalplerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler; onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler; kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendilerinden önce tutarlar. Kim nefsinin mal hırsından korunursa, işte asıl kurtuluşa erenler bunlardır.

**10.** وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلاًّ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّـنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Vellezine cau min ba'dihim yekulune rabbenagfir lena ve li ihvaninellezine sebekuna bil imani ve la tec'al fi kulubina gıllen lillezine amenu rabbena inneke raufun rahim.  
Meali: Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!

**11.** اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُط۪يعُ ف۪يكُمْ اَحَداً اَبَداًۚ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿١١﴾  
Okunuşu: E lem tere ilellezine nafeku yekulune li ihvanihimullezie keferu min ehlil kitabi le in uhrictum le nahrucenne me'akum ve la nutiu fi kum ehaden ebeden ve in kutiltum le nensurennekum, vallahu yeşhedu innehum le kazibun.  
Meali: Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

**12.** لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Le in uhricu la yahrucune me'ahum ve le in kutılu la yensurunehum ve le in nesaruhum le yuvellunnel edbar, summe la yunsarun.  
Meali: Andolsun, eğer onlar çıkarılsalar, onlarla beraber çıkmazlar, savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

**13.** لَاَنْتُمْ اَشَدُّ رَهْبَةً ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Le entum eşeddu rehbeten fi sudurihim minallahi, zalike bi ennehum kavmun la yefkahun.  
Meali: Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

**14.** لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَم۪يعاً اِلَّا ف۪ي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍۜ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَد۪يدٌۜ تَحْسَبُهُمْ جَم۪يعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَۚ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: La yukatilunekum cemian illa fi kuren muhassanetin ev min verai cudur, be'suhum beynehum şedid, tahsebuhum cemian ve kulubuhum şetta, zalike bi ennehum kavmun la ya'kılun.  
Meali: Sizinle toplu olarak değil de ancak surlarla çevrilmiş kasabalarda, yahut duvarların arkasında dövüşürler. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.

**15.** كَمَثَلِ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَر۪يباً ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۚ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: Kemeselillezine min kablihim kariben zaku ve bale emrihim ve lehum azabun elim.  
Meali: (Onların durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır.

**16.** كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ اِذْ قَالَ لِلْاِنْسَانِ اكْفُرْۚ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Ke meseliş şeytani iz kale lil insanikfur, fe lemma kefere kale inni beriun minke inni ehafullahe rabbel alemin.  
Meali: Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: «Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.» der.

**17.** فَكَانَ عَاقِبَتَهُمَٓا اَنَّهُمَا فِي النَّارِ خَالِدَيْنِ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَ۟ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Fe kane akıbetehuma ennehuma fin nari halideyni fiha, ve zalike cezauz zalimin.  
Meali: Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateş olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.

**18.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenuttekullahe vel tenzur nefsun ma kad demet ligad, vettekullah, innallahe habirun bi ma ta'melun.  
Meali: Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

**19.** وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: Ve la tekunu kellezine nesullahe fe ensahum enfusehum, ulaike humul fasikun.  
Meali: Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.

**20.** لَا يَسْتَـو۪ٓي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۜ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْـفَٓائِزُونَ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: La yestevi ashabun nari ve ashabul cenneh, ashabul cenneti humul faizun.  
Meali: Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir.

**21.** لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعاً مُتَصَدِّعاً مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Lev enzelna hazel kur'ane ala cebelin le reeytehu haşian mutesaddian min haşyetillah, ve tilkel emsalu nadribuha lin nasi leallehum yetefekkerun.  
Meali: Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

**22.** هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: Huvallahullezi la ilahe illa huve, alimul gaybi veş şehadeh, huver rahmanur rahim.  
Meali: O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka (hakkıyla ibadete layık hiçbir) ilah yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.

**23.** هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Huvallahullezi la ilahe illa huve, elmelikul kuddusus selamul mu'minul muheyminul azizul cebbarul mutekebbir, subhanallahi amma yuşrikun.  
Meali: O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka (hakkıyla ibadete layık hiçbir) ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üsündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

**24.** هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّـحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Huvallahul halikul bariul musavviru lehul esmaul husna, yusebbihu lehu ma fis semavati vel ard ve huvel azizul hakim.  
Meali: O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.

## Sure hakkında

Sure, adını ikinci ayette geçen “haşr” kelimesinden alır. Kelime toplamak, bir araya getirip sürmek anlamına gelir; ayetteki “ilk sürgün” ifadesi, Benî Nadîr'in yurtlarından topluca çıkarılmasına işaret eder.

Medine'de inmiştir ve 24 ayettir. Mushaf sıralamasında 59., yaygın nüzul tertibine göre 101. suredir ve Kur'an'ın 28. cüzünde yer alır. Buhârî'de nakledildiğine göre İbn Abbas bu sureyi “Benî Nadîr suresi” diye anmayı tercih etmiştir.

Sure, göklerde ve yerde olanların Allah'ı tesbih ettiğini bildiren ayetle başlar. Son üç ayeti, Allah'ın pek çok güzel ismini bir arada zikretmesi sebebiyle Müslümanlar arasında özellikle sevilerek okunur.

### Nüzulü

Sure, hicretin dördüncü yılında, Medine'de yaşayan yahudi kabilelerinden Benî Nadîr ile ilgili olaylar üzerine indi. Kaynaklarda nakledildiğine göre bu kabile, Hz. Peygamber'le yaptığı antlaşmaya rağmen ona suikast girişiminde bulunmuş ve Müslümanların düşmanlarıyla iş birliği yapmıştı. Bunun üzerine kuşatılan Benî Nadîr, bir süre direndikten sonra taşıyabildikleri mallarla birlikte Medine'yi terk etmeyi kabul etti.

Münafıkların onlara yardım sözü verip sonra yalnız bırakmaları, savaşılmadan elde edilen malların (fey) kime ait olacağı ve bu mallarda muhacirlere öncelik tanınması gibi meseleler de bu süreçte gündeme gelmiş, sure bu konulara açıklık getirmiştir.

### Konusu

Sure, varlıkların Allah'ı tesbih ettiğini hatırlatarak başlar ve Benî Nadîr'in sağlam kalelerine rağmen yurtlarından çıkarılışını ibret olarak anlatır. Ardından savaşmadan elde edilen fey malının Allah'a, Resûlüne, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara ait olduğu açıklanır; malın yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servete dönüşmemesi gerektiği vurgulanır.

Mallarını ve yurtlarını bırakıp hicret eden muhacirler, onlara kucak açıp ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih eden ensar ve kendilerinden önce iman edenler için dua eden sonraki nesiller övülür. Münafıkların Benî Nadîr'e verdikleri boş vaatler teşhir edilir.

Son bölümde müminlere takva ve yarın için ne hazırladıklarına bakmaları öğütlenir. Kur'an bir dağa indirilseydi Allah korkusundan parçalanacağı belirtilir ve sure Allah'ın güzel isimleriyle sona erer.

### Fazileti

Tirmizî'nin Ma'kıl b. Yesâr'dan naklettiği bir rivayete göre Hz. Peygamber, sabah vakti üç defa “Eûzü billâhi's-semîi'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm” deyip Haşr suresinin son üç ayetini okuyan kimse için akşama kadar dua eden melekler görevlendirileceğini, o gün ölürse şehit olarak öleceğini bildirmiş; akşam okuyan için de aynı müjdeyi vermiştir. Rivayet Ahmed b. Hanbel ve Dârimî'de de geçer.

Tirmizî bu hadisi “hasen garîb” olarak nitelemiştir; ancak pek çok hadis âlimi, senedindeki bir ravi sebebiyle rivayetin zayıf olduğunu belirtmiştir. Bu ayetleri Allah'ın isim ve sıfatlarını düşünerek okumak ise her zaman güzel bir zikirdir.

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 58. Mücadele Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/mucadele-suresi/)
- [Sonraki sure 60. Mümtehine Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/mumtehine-suresi/)
