# Kaf Suresi سورة ق

> Kaf Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Mekke'de inen Kâf suresi 45 ayettir. Ölümden sonra dirilişi, insanın her sözünün…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/kaf-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

50. sure · Cüz 26

45 ayet · Mekkî · İniş sırası: 34

Mekke'de inen Kâf suresi 45 ayettir. Ölümden sonra dirilişi, insanın her sözünün kaydedildiğini, ölüm, kıyamet, cennet ve cehennem sahnelerini etkileyici bir üslupla anlatır.

## Kaf Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ ﴿١﴾  
Okunuşu: Kaf vel kur'anil mecid.  
Meali: Kaf. Şerefli Kur’an'a andolsun.

**2.** بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْـكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَج۪يبٌ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Bel acibu en caehum munzirun minhum fe kalel kafirune haza şey'un acibun.  
Meali: Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: «Bu şaşılacak bir şeydir.»

**3.** ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباًۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَع۪يدٌ ﴿٣﴾  
Okunuşu: E iza mitna ve kunna turaba, zalike rec'un baidun.  
Meali: «Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)? Bu, akla uzak bir dönüştür »

**4.** قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Kad alimna ma tenkusul ardu minhum, ve indena kitabun hafizun.  
Meali: Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap vardır.

**5.** بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin.  
Meali: Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.

**6.** اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ ﴿٦﴾  
Okunuşu: E fe lem yanzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furucin.  
Meali: Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok.

**7.** وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli zevcin behicin.  
Meali: Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik.

**8.** تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Tebsıraten ve zikra li kulli abdin munibin.  
Meali: Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunları yaptık).

**9.** وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِۙ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Ve nezzelna mines semai maen mubareken fe enbetna bihi cennatin ve habbel hasidi.  
Meali: Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.

**10.** وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌۙ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Ven nahle basikatin leha tal'un nadidun.  
Meali: Birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.

**11.** رِزْقاً لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتاًۜ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Rızkan lil ibadi ve ahyeyna bihi beldeten meyta, kezalikel hurucu.  
Meali: Kullara rızık olması için. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.

**12.** كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Kezzebet kablehum kavmu nuhın ve ashabur ressi ve semudu.  
Meali: Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı.

**13.** وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Ve adun ve fir'avnu ve ihvanu lutın.  
Meali: Âd ve Firavun ile Lût’un kardeşleri de (yalanladılar).

**14.** وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍۜ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَع۪يدِ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Ve ashabul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaidi.  
Meali: Eyke halkı ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerçekleşti!

**15.** اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِۜ بَلْ هُمْ ف۪ي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ۟ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: E fe ayina bil halkıl evvel, bel hum fi lebsin min halkın cedid.  
Meali: İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma hususunda şüphe içindedirler.

**16.** وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِه۪ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Ve lekad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh, ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veridi.  
Meali: Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.

**17.** اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: İz yetelakkal mutelakkiyani anil yemini ve aniş şimali kaidun.  
Meali: İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.

**18.** مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Ma yelfızu min kavlin illa ledeyhi rakibun atidun.  
Meali: İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

**19.** وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: Ve caet sekretul mevti bil hakk, zalike ma kunte minhu tehidu.  
Meali: Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.

**20.** وَنُفِـخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: Ve nufiha fis sur, zalike yevmul vaidi.  
Meali: Sûr'a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.

**21.** وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Ve caet kullu nefsin meaha saikun ve şehidun.  
Meali: Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.

**22.** لَقَدْ كُنْتَ ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَـكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَد۪يدٌ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: Lekad kunte fi gafletin min haza fe keşefna anke gıtaeke fe besarukel yevme hadidun.  
Meali: Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).

**23.** وَقَالَ قَر۪ينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَت۪يدٌۜ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Ve kale karinuhu haza ma ledeyye atid.  
Meali: Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der.

**24.** اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍۙ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Elkıya fi cehenneme kulle keffarin anidin.  
Meali: (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, cehenneme atın;

**25.** مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُر۪يبٍۙ ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: Mennaın lil hayri mu'tedin muribin.  
Meali: hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi,

**26.** اَلَّذ۪ي جَعَلَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّد۪يدِ ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: Ellezi ceale meallahi ilahen ahara fe elkıyahu fil azabiş şedidi.  
Meali: Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın!

**27.** قَالَ قَر۪ينُهُ رَبَّنَا مَٓا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: Kale karinuhu rabbena ma etgaytuhu ve lakin kane fi dalalin baidin.  
Meali: Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.

**28.** قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَع۪يدِ ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaidi.  
Meali: O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!

**29.** مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ ﴿٢٩﴾  
Okunuşu: Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma ene bi zallamin lil abid.  
Meali: Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.

**30.** يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَز۪يدٍ ﴿٣٠﴾  
Okunuşu: Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel min mezidin.  
Meali: O gün cehenneme «Doldun mu?» deriz. O da «Daha var mı?» der.

**31.** وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَ غَيْرَ بَع۪يدٍ ﴿٣١﴾  
Okunuşu: Ve uzlifetil cennetu lil muttekine gayre baidin.  
Meali: Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır.

**32.** هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَف۪يظٍۚ ﴿٣٢﴾  
Okunuşu: Haza ma tuadune li kulli evvabin hafiz.  
Meali: İşte size vâdedilen cennet! Ki o, Allaha yönelen emirlerine riayet eden,

**33.** مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُن۪يبٍ ﴿٣٣﴾  
Okunuşu: Men haşiyer rahmane bil gaybi ve cae bi kalbin munibin.  
Meali: görmediği halde yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur .

**34.** اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ ﴿٣٤﴾  
Okunuşu: Udhuluha bi selam, zalike yevmul hulud.  
Meali: Oraya selâmetle girin. İşte bu, ebedî yaşamanın başladığı gündür.

**35.** لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ ف۪يهَا وَلَدَيْنَا مَز۪يدٌ ﴿٣٥﴾  
Okunuşu: Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezidun.  
Meali: Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.

**36.** وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشاً فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِۜ هَلْ مِنْ مَح۪يصٍ ﴿٣٦﴾  
Okunuşu: Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabu fil bilad, hel min mahisin.  
Meali: Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı!

**37.** اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَه۪يدٌ ﴿٣٧﴾  
Okunuşu: İnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehidun.  
Meali: Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.

**38.** وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍۗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ ﴿٣٨﴾  
Okunuşu: Ve lekad halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin ve ma messena min lugub.  
Meali: Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.

**39.** فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ ﴿٣٩﴾  
Okunuşu: Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel gurub.  
Meali: (Rasûlüm!) Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ile tesbih et.

**40.** وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ ﴿٤٠﴾  
Okunuşu: Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbares sucudi.  
Meali: Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et.

**41.** وَاسْتَمِــعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ ﴿٤١﴾  
Okunuşu: Vestemi' yevme yunadil munadi min mekanin karib.  
Meali: Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.

**42.** يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ ﴿٤٢﴾  
Okunuşu: Yevme yesmeunes sayhate bil hakk, zalike yevmul huruci.  
Meali: O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.

**43.** اِنَّا نَحْنُ نُحْـي۪ وَنُم۪يتُ وَاِلَيْنَا الْمَص۪يرُۙ ﴿٤٣﴾  
Okunuşu: İnna nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel masiru.  
Meali: Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.

**44.** يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعاًۜ ذٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَس۪يرٌ ﴿٤٤﴾  
Okunuşu: Yevme teşakkakul ardu anhum siraa, zalike haşrun aleyna yesirun.  
Meali: O gün yer yarılır, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, bize göre kolay olan bir haşirdir.

**45.** نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَع۪يدِ ﴿٤٥﴾  
Okunuşu: Nahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani men yehafu vaidi.  
Meali: Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

## Sure hakkında

Sure adını, ilk ayetinin başında yer alan ve hurûf-ı mukattaadan olan "Kâf" harfinden alır. Sure Mekke'de inmiştir ve 45 ayettir. Mushafta 50. sırada bulunur ve 26. cüzde yer alır; iniş sırasına göre 34. suredir.

Allah'ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bildiren 16. ayet ve insanın ağzından çıkan her sözü kaydeden iki meleği anlatan 17-18. ayetler bu surededir. Bazı âlimler, mushafın son kısmını oluşturan ve görece kısa surelerden meydana gelen "mufassal" bölümün bu sureyle başladığını söylemiştir. Hz. Peygamber'in cuma hutbelerinde sıkça okuduğu bir sure olarak bilinir.

### Nüzulü

Sure, Mekke döneminin erken yıllarında, müşriklerin içlerinden bir uyarıcının çıkmasına şaşırdığı ve "Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı tekrar dirileceğiz? Bu, akla uzak bir dönüştür" diyerek ölümden sonra dirilişi inkâr ettiği bir ortamda inmiştir. Bu yüzden surenin ana ekseni dirilişin imkânı ve kesinliğidir.

Sureye özgü, kaynaklarda yaygın kabul görmüş belirli bir iniş sebebi bilinmemektedir. Hz. Peygamber'in bu sureyi Medine'de de hutbelerde ve namazlarda sıkça okuması, mesajının müminlere sürekli hatırlatıldığını gösterir.

### Konusu

Sure, şerefli Kur'an'a yeminle başlar ve müşriklerin, içlerinden bir uyarıcının gelmesine ve ölümden sonra dirilişe şaşırmalarını aktarır. Toprağın ölülerden neyi eksilttiğini Allah'ın bildiği vurgulanır. Göğün yapısı, yerin yayılması, dağlar, gökten inen bereketli su, bahçeler ve yüksek hurma ağaçları dirilişin delilleri olarak gösterilir. Nûh kavmi, Ress halkı, Semûd, Âd, Firavun, Lût'un kavmi, Eyke halkı ve Tübba' kavmi gibi yalanlayan toplulukların akıbeti hatırlatılır.

Allah'ın insanı yarattığı, nefsinin ona fısıldadıklarını bildiği ve ona şah damarından daha yakın olduğu bildirilir. Sözlerin kaydedilmesi, ölüm sarhoşluğu, sûra üfürülmesi ve her nefsin yanında bir sevk edici ve bir şahitle gelmesi tasvir edilir. Cehenneme "Doldun mu?" diye sorulacağı, onun da "Daha var mı?" diyeceği anlatılır. Cennetin takva sahiplerine yaklaştırılacağı belirtilir. Sure, Hz. Peygamber'e sabrı ve tesbihi tavsiye eder ve Allah'ın tehdidinden korkanlara Kur'an ile öğüt vermesini emrederek sona erer.

### Fazileti

Müslim'in naklettiği bir rivayette Ümmü Hişâm bint Hârise, Kâf suresini, Hz. Peygamber'in her cuma minberde hutbe okurken bu sureyi okumasından ezberlediğini anlatır. Yine Müslim'de yer alan rivayetlere göre Hz. Peygamber bayram namazlarında Kâf ve Kamer (İktarebeti's-sâ'a) surelerini okumuş, sabah namazında da bu sureyi okuduğu olmuştur.

Bu sahih rivayetler, surenin Hz. Peygamber tarafından hem hutbelerde hem de namazlarda öğüt amacıyla sıkça okunduğunu gösterir.

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 49. Hucurat Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/hucurat-suresi/)
- [Sonraki sure 51. Zariyat Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/zariyat-suresi/)
