# Mearic Suresi سورة المعارج

> Mearic Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Mekke'de inen 44 ayetlik Meâric suresi, kıyamet gününün dehşetini ve insanın sabırsız…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/mearic-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

70. sure · Cüz 29

44 ayet · Mekkî · İniş sırası: 79

Mekke'de inen 44 ayetlik Meâric suresi, kıyamet gününün dehşetini ve insanın sabırsız, hırslı yapısını anlatır; namazında devamlı olan, malında yoksulun hakkını gözeten ve emanete riayet eden müminlerin vasıflarını sayar.

## Mearic Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ ﴿١﴾  
Okunuşu: Se ele sailun bi azabin vakı'n.  
Meali: Birisi, gelecek azabı istedi!

**2.** لِلْـكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Lil kafirine leyse lehu dafi'.  
Meali: İnkârcılara olan ve hiç kimsenin savamayacağı,

**3.** مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Minallahi zil mearic.  
Meali: yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından

**4.** تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Ta'rucul melaiketu ver ruhu ileyhi fi yevmin kane mikdaruhu hamsine elfe seneh.  
Meali: Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.

**5.** فَاصْبِرْ صَبْراً جَم۪يلاً ﴿٥﴾  
Okunuşu: Fasbir sabren cemila.  
Meali: (Rasûlüm!) Şimdi sen güzelce sabret.

**6.** اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يداًۙ ﴿٦﴾  
Okunuşu: İnnehum yerevnehu baida.  
Meali: Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.

**7.** وَنَرٰيهُ قَر۪يباًۜ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Ve nerahu kariba.  
Meali: Biz ise onu yakın görmekteyiz.

**8.** يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Yevme tekunus semau kel muhl.  
Meali: O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.

**9.** وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Ve tekunul cibalu kel ıhn.  
Meali: Dağlar da atılmış yüne döner.

**10.** وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يماًۚ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Ve la yes'elu hamimun hamima.  
Meali: Dost, dostu sormaz.

**11.** يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Yubassarunehum yeveddul mucrimu lev yeftedi min azabi yevmi izin bi benih.  
Meali: Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, hepsini fidye olarak versin de

**12.** وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Ve sahıbetihi ve ahih.  
Meali: karısını, kardeşini,

**13.** وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Ve fasiletihilleti tu'vih.  
Meali: kendisini koruyup barındıran

**14.** وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Ve men fil ardı cemi'an summe yuncih.  
Meali: tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa, tek kendini kurtarsın.

**15.** كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: Kella, inneha leza.  
Meali: Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir.

**16.** نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Nezzaaten liş şeva.  
Meali: Derileri kavurup soyar.

**17.** تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Ted'u men edbera ve tevella.  
Meali: Yüz çevirip geri dönen, kimseyi (kendine) çağırır!

**18.** وَجَمَعَ فَاَوْعٰى ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Ve cemea fe ev'a.  
Meali: (servet) toplayıp yığan.

**19.** اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: İnnel insane hulika helua.  
Meali: Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır.

**20.** اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: İza messehuş şerru cezua.  
Meali: Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.

**21.** وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Ve iza messehul hayru menua.  
Meali: Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.

**22.** اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: İllel musallin.  
Meali: Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar,

**23.** اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Ellezine hum ala salatihim daimun.  
Meali: ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler);

**24.** وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Vellezine fi emvalihim hakkun ma'lum.  
Meali: mallarında, kalmışa belli bir hak tanıyanlar;

**25.** لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: Lis saili vel mahrum.  
Meali: isteyene ve (isteyemediği için) mahrum,

**26.** وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: Vellezine yusaddikune bi yevmid din.  
Meali: ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar;

**27.** وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: Vellezine hum min azabi rabbihim muşfikun.  
Meali: Rablerinin azabından korkanlar,

**28.** اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: İnne azabe rabbihim gayru me'mun.  
Meali: ki Rablerinin azabı(na karşı) emin olunamaz;

**29.** وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ﴿٢٩﴾  
Okunuşu: Vellezine hum li furucihim hafizun.  
Meali: ırzlarını koruyanlar,

**30.** اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ﴿٣٠﴾  
Okunuşu: İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumin.  
Meali: ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz.

**31.** فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ﴿٣١﴾  
Okunuşu: Fe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun.  
Meali: Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.

**32.** وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ ﴿٣٢﴾  
Okunuşu: Vellezine hum li emanatihim ve ahdihim raun.  
Meali: Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;

**33.** وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ ﴿٣٣﴾  
Okunuşu: Vellezine hum bi şehadatihim kaimun.  
Meali: Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar;

**34.** وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۜ ﴿٣٤﴾  
Okunuşu: Vellezine hum ala salatihim yuhafizun.  
Meali: Namazlarını koruyanlar;

**35.** اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَۜ ۟ ﴿٣٥﴾  
Okunuşu: Ulaike fi cennatin mukremun.  
Meali: işte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.

**36.** فَمَالِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِع۪ينَۙ ﴿٣٦﴾  
Okunuşu: Fe ma lillezine keferu kıbeleke muhtıin.  
Meali: (Rasûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar.

**37.** عَنِ الْيَم۪ينِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِز۪ينَ ﴿٣٧﴾  
Okunuşu: Anil yemini ve aniş şimali ızin.  
Meali: Bölük bölük sağından ve solundan.

**38.** اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَع۪يمٍۙ ﴿٣٨﴾  
Okunuşu: E yatmeu kullumriin minhum en yudhale cennete naim.  
Meali: Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

**39.** كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ ﴿٣٩﴾  
Okunuşu: Kella, inna halaknahum mimma ya'lemun.  
Meali: Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).

**40.** فَلَٓا اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَۙ ﴿٤٠﴾  
Okunuşu: Fe la uksimu bi rabbil meşarikı vel megaribi inna le kadirun.  
Meali: Şu halde (işin gerçeği) öyle (umdukları gibi) değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter.

**41.** عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْراً مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَ ﴿٤١﴾  
Okunuşu: Ala en nubeddile hayren minhum ve ma nahnu bi mesbukin.  
Meali: Şüphesiz onların yerine daha hayırlılarını getirmeye elbette kadiriz ve kimse bizim önümüze geçemez.

**42.** فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَۙ ﴿٤٢﴾  
Okunuşu: Fe zerhum yehudu ve yel'abu hatta yulaku yevme humullezi yuadun.  
Meali: Ama sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar.

**43.** يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعاً كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ ﴿٤٣﴾  
Okunuşu: Yevme yahrucune minel ecdasi siraan ke ennehum ila nusubin yufidun.  
Meali: O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, bir halde kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar.

**44.** خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذ۪ي كَانُوا يُوعَدُونَ ﴿٤٤﴾  
Okunuşu: Haşi'aten ebsaruhum terhekuhum zilleh, zalikel yevmullezi kanu yuadun.  
Meali: Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!

## Sure hakkında

Sure, adını üçüncü ayette Allah'ın bir sıfatı olarak geçen “zi'l-meâric” ifadesinden alır. Meâric, yükselme yolları ve dereceler demektir; dördüncü ayette meleklerin ve Rûh'un O'na yükseldiği bildirilir.

Mekke'de inmiştir ve 44 ayettir. Mushaf sıralamasında 70., yaygın nüzul tertibine göre 79. suredir ve 29. cüzde yer alır. İlk ayetinden dolayı “Seele sâilün” suresi diye de anılır.

Surenin orta bölümünde sayılan mümin vasıfları, Mü'minûn suresinin başındaki ayetlerle büyük benzerlik gösterir ve İslâm'ın ahlâk anlayışını özlü biçimde ortaya koyar.

### Nüzulü

Sure, Mekke döneminde, müşriklerin Hz. Peygamber'in haber verdiği azap ve kıyamet ile alay ettikleri ve “Eğer doğru söylüyorsan azabı getir” diyerek meydan okudukları bir ortamda indi.

Tefsir kaynaklarında İbn Abbas'a dayandırılan bir rivayete göre ilk ayette sözü edilen ve azabın gelmesini isteyen kişi, Kureyş'in ileri gelenlerinden Nadr b. Hâris'tir. Bazı müfessirler ise ifadeyi, azabı alaycı bir şekilde isteyen bütün inkârcıları kapsayacak biçimde yorumlamışlardır.

Sure bu meydan okumaya karşı Hz. Peygamber'e güzel bir sabır tavsiye eder ve inkârcıların uzak gördükleri günün aslında yakın olduğunu hatırlatır.

### Konusu

Sure, inkârcılardan birinin, kimsenin engelleyemeyeceği azabın gelmesini istemesini aktararak başlar. Meleklerin ve Rûh'un, süresi elli bin yıl olan bir günde Allah'a yükseldiği bildirilir ve Hz. Peygamber'e güzelce sabretmesi öğütlenir. O gün göğün erimiş maden, dağların atılmış renkli yün gibi olacağı, hiçbir dostun dostunu sormayacağı, suçlunun azaptan kurtulmak için en yakınlarını fidye vermeyi arzulayacağı tasvir edilir.

Ardından insanın hırslı ve sabırsız yaratıldığı, kendisine kötülük dokununca sızlanıp iyilik dokununca cimrileştiği belirtilir. Namazlarında devamlı olanlar, mallarında yoksul için belli bir hak bulunduranlar, din gününü tasdik edenler, Rablerinin azabından korkanlar, iffetlerini koruyanlar, emanetlerine ve sözlerine riayet edenler, şahitliklerini dosdoğru yapanlar ve namazlarını koruyanlar bundan müstesnadır; bunlar cennette ağırlanacaktır.

Son bölümde inkârcıların boş telaşı kınanır ve kabirlerinden hızla çıkacakları gün hatırlatılır.

### Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 69. Hâkka Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/hakka-suresi/)
- [Sonraki sure 71. Nuh Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/nuh-suresi/)
