# Mülk Suresi سورة الملك

> Mülk Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Mekke'de inen 30 ayetlik Mülk suresi, bütün varlığın hükümranlığının Allah'ın elinde olduğunu…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/mulk-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

67. sure · Cüz 29

30 ayet · Mekkî · İniş sırası: 77

Mekke'de inen 30 ayetlik Mülk suresi, bütün varlığın hükümranlığının Allah'ın elinde olduğunu, hayatın ve ölümün bir imtihan için yaratıldığını hatırlatır ve insanı kâinattaki kusursuz düzeni düşünmeye çağırır.

## Mülk Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** تَبَارَكَ الَّذ۪ي بِيَدِهِ الْمُلْكُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ ﴿١﴾  
Okunuşu: Tebarekellezi bi yedihil mulku ve huve ala kulli şey'in kadir.  
Meali: Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.

**2.** اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُۙ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Ellezi halakal mevte vel hayate li yebluvekum eyyukum ahsenu amela, ve huvel azi zul gafur.  
Meali: O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.

**3.** اَلَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًۜ مَا تَرٰى ف۪ي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍۜ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Ellezi halaka seb'a semavatin tibaka, ma tera fi halkır rahmani min tefavut, ferciıl basara hel tera min futur.  
Meali: O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir yarık (çatlak) görebiliyor musun?

**4.** ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئاً وَهُوَ حَس۪يرٌ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hasien ve huve hasir.  
Meali: Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

**5.** وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُوماً لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Ve lekad zeyyennes semaed dunya bi mesabiha ve cealnaha rucumen liş şeyatini ve a'tedna lehum azabes sair.  
Meali: Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

**6.** وَلِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿٦﴾  
Okunuşu: Ve lillezine keferu bi rabbihim azabu cehennem, ve bi'sel masir.  
Meali: Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür!

**7.** اِذَٓا اُلْقُوا ف۪يهَا سَمِعُوا لَهَا شَه۪يقاً وَهِيَ تَفُورُۙ ﴿٧﴾  
Okunuşu: İza ulku fiha semiu leha şehikan ve hiye tefur.  
Meali: Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

**8.** تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِۜ كُلَّمَٓا اُلْقِيَ ف۪يهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذ۪يرٌ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Tekadu temeyyezu minel gayz, kullema ulkıye fiha fevcun seelehum hazenetuha e lem ye'tikum nezir.  
Meali: Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar.

**9.** قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذ۪يرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ كَب۪يرٍ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Kalu bela kad caena nezirun fe kezzebna ve kulna ma nezzelallahu min şey'in entum illa fi dalalin kebir.  
Meali: Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (onu) yalan saymış ve: Allah'ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik.

**10.** وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا ف۪ٓي اَصْحَابِ السَّع۪يرِ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Ve kalu lev kunna nesmeu ev na'kılu ma kunna fi ashabis sair.  
Meali: Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkumları arasında olmazdık! diye ilâve ederler.

**11.** فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْۚ فَسُحْقاً لِاَصْحَابِ السَّع۪يرِ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Fa'terefu bi zenbihim, fe suhkan li ashabis sair.  
Meali: Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları !

**12.** اِنَّ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: İnnellezine yahşevne rabbehum bil gaybi lehum magfiretun ve ecrun kebir.  
Meali: Fakat daha görmeden Rablerinden (azabından) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük mükâfat vardır.

**13.** وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Ve esirru kavlekum evicheru bih, innehu alimun bi zatis sudur.  
Meali: Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.

**14.** اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۜ وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ۟ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Ela ya'lemu men halak, ve huvel latiful habir.  
Meali: Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

**15.** هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: Huvellezi ceale lekumul arda zelulen femşu fi menakibiha ve kulu min rızkıh, ve ileyhin nuşur.  
Meali: Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.

**16.** ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: E emintum men fis semai en yahsife bikumul arda fe iza hiye temur.  
Meali: Semâda olanın (Allah'ın), sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır.

**17.** اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباًۜ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذ۪يرِ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Em emintum men fis semai en yursile aleykum hasıba fe se ta'lemune keyfe nezir.  
Meali: Yahut semâda olanın (Allah'ın) üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? İşte (bu) tehdidimin ne demek olduğunu yakında bileceksiniz!

**18.** وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Ve lekad kezzebellezine min kablihim fe keyfe kane nekir.  
Meali: Andolsun ki, onlardan öncekiler de (bunu) yalan saymışlardı; ama benim karşılık olarak verdiğim azap nasıl olmuştu!

**19.** اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَص۪يرٌ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: E ve lem yerev ilet tayri fevkahum saffatin ve yakbıdn, ma yumsikuhunne iller rahman, innehu bi kulli şey'in basir.  
Meali: Üstlerinde kanatlarını aça kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi? Onları (havada) Rahmân olan Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla görmektedir.

**20.** اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا ف۪ي غُرُورٍۚ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: Emmen hazellezi huve cundun lekum yensurukum min dunir rahman, inil kafirune illa fi gurur.  
Meali: Rahmân olan Allah’a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.

**21.** اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا ف۪ي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Emmen hazellezi yerzukukum in emseke rızkah, bel leccu fi utuvvin ve nufur.  
Meali: Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verebilecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.

**22.** اَفَمَنْ يَمْش۪ي مُكِباًّ عَلٰى وَجْهِه۪ٓ اَهْدٰٓى اَمَّنْ يَمْش۪ي سَوِياًّ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: E fe men yemşi mukibben ala vechihi ehda emmen yemşi seviyyen ala sıratın mustekim.  
Meali: Şimdi (düşünün bakalım), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?

**23.** قُلْ هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Kul huvellezi enşeekum ve ceale lekumus sem'a vel ebsare vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun.  
Meali: (Rasûlüm!) de ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!

**24.** قُلْ هُوَ الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Kul huvellezi zereekum fil ardı ve ileyhi tuhşerun.  
Meali: De ki: Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O’dur; ancak O’nun huzuruna gelip toplanacaksınız.

**25.** وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin.  
Meali: «Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?» derler.

**26.** قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۖ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: Kul innemel ilmu indallahi ve innema ene nezirun mubin.  
Meali: De ki: O bilgi, ancak Allah’a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım .

**27.** فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً س۪ٓيـَٔتْ وُجُوهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَق۪يلَ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَدَّعُونَ ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: Fe lemma reevhu zulfeten siet vucuhullezine keferu ve kile hazellezi kuntum bihi teddeun.  
Meali: Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

**28.** قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِيَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِيَ اَوْ رَحِمَنَاۙ فَمَنْ يُج۪يرُ الْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: Kul ereeytum in ehlekeniyallahu ve men maıye ev rahımena fe men yucirul kafirine min azabin elim.  
Meali: De ki: Allah beni ve beraberindekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım) inkârcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?

**29.** قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِه۪ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿٢٩﴾  
Okunuşu: Kul huver rahmanu amenna bihi ve aleyhi tevekkelna, fe se ta'lemune men huve fi dalalin mubin.  
Meali: De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

**30.** قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْراً فَمَنْ يَأْت۪يكُمْ بِمَٓاءٍ مَع۪ينٍ ﴿٣٠﴾  
Okunuşu: Kul e re'eytum in asbaha maukum gavren fe men ye'tikum bi main main.  
Meali: De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir ?

## Sure hakkında

Sure, adını ilk ayette geçen “mülk” kelimesinden alır. Ayette, hükümranlığın elinde bulunduğu Allah'ın yüceliği ve her şeye gücünün yettiği bildirilir. İlk kelimesinden dolayı “Tebâreke” diye de anılır. Hadis kaynaklarında, okuyanını koruduğuna işaret eden “Mâni'a” (engelleyen) ve “Münciye” (kurtaran) nitelemeleriyle de anıldığı geçer.

Mekke'de inmiştir ve 30 ayettir. Mushaf sıralamasında 67., yaygın nüzul tertibine göre 77. suredir. Kur'an'ın 29. cüzü bu sureyle başlar; bu cüz halk arasında “Tebâreke cüzü” olarak bilinir.

Gece yatmadan önce okunması tavsiye edilen ve Müslümanlar arasında en çok ezberlenen surelerden biridir.

### Nüzulü

Sure, Mekke döneminde, müşriklerin yeniden dirilişi ve hesap gününü inkâr ettiği, putlarına güvenip tevhid çağrısını alaya aldığı yıllarda indi.

Surenin nüzulüyle ilgili belirli bir olay kaynaklarda nakledilmez. Ayetler, inkârcıların hayatın anlamı ve ahiret konusundaki gafletine karşı gökleri, yeryüzünü, kuşları, suyu ve insanın kendi duyularını delil olarak gösterir. Müşriklerin Hz. Peygamber'in ve müminlerin yok olup gitmesini bekledikleri bu ortamda sure, korumanın ve rızkın yalnızca Allah'tan olduğunu hatırlatarak müminlere güven verir.

### Konusu

Sure, mülkün elinde bulunduğu Allah'ın yüceliğini ve hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattığını bildirerek başlar. Yedi kat göğün kusursuz biçimde yaratıldığı, insanın tekrar tekrar baksa da bir çatlak bulamayacağı, en yakın göğün kandillerle süslendiği anlatılır.

Cehennemin, kendisine atılanları karşılayışı ve bekçilerin “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” sorusu tasvir edilir; inkârcılar “Dinleseydik ya da aklımızı kullansaydık” diyerek pişmanlıklarını itiraf ederler. Görmedikleri halde Rablerinden korkanlara bağışlanma ve büyük bir mükâfat müjdelenir. Allah'ın gizli açık her şeyi bildiği, yeryüzünü insanlara boyun eğdirdiği hatırlatılır.

Kanat çırparak uçan kuşları havada tutanın Rahmân olduğu bildirilir. İnsana kulak, göz ve gönül verildiği halde ne kadar az şükredildiği vurgulanır. Sure, “Suyunuz yerin dibine çekilse size akarsu kim getirebilir?” sorusuyla sona erer.

### Fazileti

Ebû Hüreyre'den nakledilen ve Tirmizî, Ebû Dâvûd, İbn Mâce ile Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği hadise göre Hz. Peygamber, Kur'an'da otuz ayetlik bir surenin, okuyan kimseye bağışlanıncaya kadar şefaat ettiğini ve bunun "Tebâreke'llezî biyedihi'l-mülk" suresi olduğunu bildirmiştir. Tirmizî bu hadisi hasen kabul etmiştir.

Tirmizî'de, Hz. Peygamber'in Secde ve Mülk surelerini yatmadan önce okuduğu rivayet edilir. Bu rivayetin sıhhati hakkında farklı değerlendirmeler vardır; bazı hadis âlimleri onu kabul ederken bazıları senedindeki zayıflığa ve doğrudan işitme sorununa dikkat çekmiştir. Tirmizî'nin İbn Abbas'tan naklettiği ve bu surenin okuyanını kabir azabından koruduğunu bildiren bir başka rivayetin ise senedinde zayıflık bulunduğu belirtilmiştir.

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 66. Tahrim Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/tahrim-suresi/)
- [Sonraki sure 68. Kalem Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/kalem-suresi/)
