# Mümtehine Suresi سورة الممتحنة

> Mümtehine Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Medine'de inen 13 ayetlik Mümtehine suresi, müminlerin İslâm'a düşmanlık edenlerle…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/mumtehine-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

60. sure · Cüz 28

13 ayet · Medenî · İniş sırası: 91

Medine'de inen 13 ayetlik Mümtehine suresi, müminlerin İslâm'a düşmanlık edenlerle sırdaşlık kurmamasını öğütler; savaşmayanlara iyilik ve adaleti teşvik eder, hicret eden mümin kadınlarla ilgili hükümleri bildirir.

## Mümtehine Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوّ۪ي وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِيَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَٓاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّۚ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِيَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْۜ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً ف۪ي سَب۪يل۪ي وَابْتِغَٓاءَ مَرْضَات۪ي تُسِرُّونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِۗ وَاَنَا۬ اَعْلَمُ بِمَٓا اَخْفَيْتُمْ وَمَٓا اَعْلَنْتُمْۜ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ﴿١﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu la tettehızu aduvvi ve aduvvekum evliyae, tulkune ileyhim bil meveddeti ve kad keferu bi ma caekum minel hakk, yuhricuner resule ve iyyakum en tu'minu billahi rabbikum, in kuntum harectum cihaden fi sebili vebtigae merdati tusirrune ileyhim bil meveddeti ve ene a'lemu bi ma ahfeytum ve ma a'lentum, ve men yef'alhu minkum fe kad dalle sevaes sebil.  
Meali: Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah'a iman ettiniz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.

**2.** اِنْ يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ اَعْدَٓاءً وَيَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ وَاَلْسِنَتَهُمْ بِالسُّٓوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَۜ ﴿٢﴾  
Okunuşu: İn yeskafukum yekunu lekum a'daen ve yebsutu ileykum eydiyehum ve elsinetehum bis sui ve veddu lev tekfurun.  
Meali: Şayet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatacaklardır. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.

**3.** لَنْ تَنْفَعَكُمْ اَرْحَامُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْۚۛ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۚۛ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Len tenfeakum erhamukum ve la evladukum, yevmel kıyameh yefsılu beynekum, vallahu bi ma ta'melune basir.  
Meali: Kıyamet günü yakınlarınız ve çocuklarınız size fayda vermezler. Çünkü Allah onlarla sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

**4.** قَدْ كَانَتْ لَكُمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُۚ اِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ اِنَّا بُرَءٰٓؤُ۬ا مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۘ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَٓاءُ اَبَداً حَتّٰى تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَحْدَهُٓ اِلَّا قَوْلَ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ لَاَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَٓا اَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ رَبَّـنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Kad kanet lekum usvetun hasenetun fi ibrahime vellezine meah, iz kalu li kavmihim inna bureau minkum ve mimma ta'budune min dunillahi keferna bikum, ve bedee beynena ve beynekumul adavetu vel bagdau ebeden hatta tu'minu billahi vahdehu, illa kavle ibrahime li ebihi le estagfirenne leke ve ma emliku leke minallahi min şey'İn, rabbena aleyke tevekkelna ve ileyke enebna ve ileykel masir.  
Meali: İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: «Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.» Şu kadar var ki, İbrahim babasına: «Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez» demişti. (O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.

**5.** رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Rabbena la tec'alna fitneten lillezine keferu, vagfir lena rabbena, inneke entel azizul hakim.  
Meali: Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için deneme konusu kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.

**6.** لَقَدْ كَانَ لَـكُمْ ف۪يهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ۟ ﴿٦﴾  
Okunuşu: Lekad kane lekum fihim usvetun hasenetun li men kane yercullahe vel yevmel ahire ve men yetevelle fe innallahe huvel ganiyyul hamid.  
Meali: Andolsun, onlar sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnektir. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah, zengindir, hamde lâyık olandır.

**7.** عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ عَادَيْتُمْ مِنْهُمْ مَوَدَّةًۜ وَاللّٰهُ قَد۪يرٌۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Asallahu en yec'ale beynekum ve beynellezine adeytum minhum meveddeh, vallahu kadir, vallahu gafurun rahim.  
Meali: Olur ki Allah sizinle düşman olduklarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

**8.** لَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذ۪ينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ اَنْ تَـبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُٓوا اِلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ ﴿٨﴾  
Okunuşu: La yenhakumullahu anillezine lem yukatilukum fid dini ve lem yuhricukum min diyarikum en teberruhum ve tuksitu ileyhim, innallahe yuhıbbul muksitin.  
Meali: Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.

**9.** اِنَّمَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذ۪ينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَاَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلٰٓى اِخْرَاجِكُمْ اَنْ تَوَلَّوْهُمْۚ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿٩﴾  
Okunuşu: İnnema yenhakumullahu anillezine katelukum fid dini ve ahrecukum min diyarikum ve zaheru ala ıhracikum en tevellevhum, ve men yetevellehum fe ulaike humuz zalimun.  
Meali: Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.

**10.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِۜ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۜ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواۜ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu iza caekumul mu'minatu muhaciratin femtehınu hunn, allahu a'lemu bi imanihinn, fe in alimtimu hunne mu'minatin fe la terciu hunne ilel kuffar, la hunne hıllun lehum ve la hum yehıllune le hunn, ve atuhum ma enfeku, ve la cunaha aleykum en tenkıhu hunne iza ateytumu hunne ucurehunn, ve la tumsiku bi isamil kevafiri ves'elu ma enfaktum vel yes'elu ma enfeku, zalikum hukmullah, yahkumu beynekum, vallahu alimun hakim.  
Meali: Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

**11.** وَاِنْ فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ اِلَى الْـكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَاٰتُوا الَّذ۪ينَ ذَهَبَتْ اَزْوَاجُهُمْ مِثْلَ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذ۪ٓي اَنْتُمْ بِه۪ مُؤْمِنُونَ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Ve in fatekum şey'un min ezvacikum ilel kuffari fe akabtum fe atullezine zehebet ezvacuhum misle ma enfeku, vettekullahellezi entum bihi mu'minun.  
Meali: Eşleriniz için sarfettiklerinizden bir şey (eğer onların dinden çıkmaları sebebiyle) kâfirlere gider, siz de onlara gâlip gelirseniz, ganimetten, eşleri giden erkeklere, sarfettikleri kadarını verin. İman ettiğiniz Allah'a karşı gelmekten de sakının.

**12.** يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا جَٓاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلٰٓى اَنْ لَا يُشْرِكْنَ بِاللّٰهِ شَيْـٔاً وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْن۪ينَ وَلَا يَقْتُلْنَ اَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْت۪ينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَر۪ينَهُ بَيْنَ اَيْد۪يهِنَّ وَاَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْص۪ينَكَ ف۪ي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhen nebiyyu iza caekel mu'minatu yubayi'neke ala en la yuşrikne billahi şey'en ve la yesrikne ve la yeznine ve la yaktulne evladehunne ve la ye'tine bi buhtanin yefterinehu beyne eydihinne ve erculihinne ve la ya'sineke fi ma'rufin fe bayı'hunne vestagfirlehunnallah innallahe gafurun rahim.  
Meali: Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

**13.** يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْماً غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَـئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا يَـئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Ya eyyuhellezine amenu la tetevellev kavmen gadıballahu aleyhim kad yeisu minel ahireti kema yeisel kuffaru min ashabil kubur.  
Meali: Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden ( onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

## Sure hakkında

Sure, adını onuncu ayette hicret ederek gelen mümin kadınların “imtihan edilmesini” emreden ifadeden alır. Kelime “Mümtehane” (imtihan edilen kadın) ve “Mümtehine” (imtihan eden) şeklinde iki türlü okunur.

Medine'de inmiştir ve 13 ayettir. Mushaf sıralamasında 60., yaygın nüzul tertibine göre 91. suredir ve 28. cüzde yer alır.

Sure, Hudeybiye Antlaşması ile Mekke'nin fethi arasındaki hassas dönemde Müslümanların inkârcılarla ilişkilerine ölçü getirir. Bir yandan düşmanca tavır alanlarla dostluk kurulmasını yasaklarken, öte yandan din konusunda savaşmayan ve Müslümanları yurtlarından çıkarmayanlara iyilik edilmesinin ve adil davranılmasının yasak olmadığını açıkça bildirir.

### Nüzulü

Surenin ilk ayetlerinin, Mekke'nin fethine hazırlanıldığı günlerde yaşanan bir olay üzerine indiği Buhârî ve Müslim'de Hz. Ali'den nakledilir. Buna göre Bedir ehlinden Hâtıb b. Ebû Beltea, Mekke'de kalan yakınlarını korumak amacıyla Kureyş'e sefer hazırlığını haber veren bir mektup göndermiş; Hz. Peygamber durumu öğrenip mektubu yolda yakalatmıştır. Hâtıb'ın samimi açıklaması kabul edilmiş, fakat ayetler bu tür bir sırdaşlığın müminlere yakışmadığını bildirmiştir.

Onuncu ayet ise Hudeybiye Antlaşması'ndan sonra Mekke'den ayrılıp Medine'ye sığınan mümin kadınlar hakkında inmiştir. Bu kadınların imanlarının sınanması ve inanmış oldukları anlaşılırsa inkârcılara geri gönderilmemeleri bu ayetle emredilmiştir.

### Konusu

Sure, Allah'ın ve müminlerin düşmanlarını dost edinip onlara sevgi beslemeyi yasaklayarak başlar; onların fırsat bulduklarında müminlere düşmanlık edecekleri, kıyamet günü akrabalığın ve evladın fayda vermeyeceği hatırlatılır.

Ardından Hz. İbrâhim ve beraberindekilerin, putlara tapan kavimlerinden uzaklaşmadaki kararlılığı müminlere güzel bir örnek olarak sunulur. Allah'ın, düşman olunanlarla aradaki düşmanlığı sevgiye çevirebileceği belirtilir. Din konusunda savaşmayan ve yurtlarından çıkarmayanlara iyilik ve adaletin yasaklanmadığı, yasaklananın müminlere savaş açanlarla dostluk olduğu açıklanır.

Hicret eden mümin kadınların imanlarının sınanması, inkârcı eşlerine geri gönderilmemeleri ve mehirlerle ilgili hükümler bildirilir. Hz. Peygamber'e biat eden kadınların üstlendikleri sorumluluklar sayılır. Sure, Allah'ın gazabına uğramış bir toplulukla dostluk kurmama uyarısıyla sona erer.

### Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 59. Haşr Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/hasr-suresi/)
- [Sonraki sure 61. Saff Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/saff-suresi/)
