# Mutaffifin Suresi سورة المطففين

> Mutaffifin Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Ölçü ve tartıda hile yapanlara yönelik uyarıyla başlayan 36 ayetlik Mutaffifîn suresi…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/mutaffifin-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

83. sure · Cüz 30

36 ayet · Mekkî · İniş sırası: 86

Ölçü ve tartıda hile yapanlara yönelik uyarıyla başlayan 36 ayetlik Mutaffifîn suresi, kul hakkının ahiretteki hesabını hatırlatır; günahkârlarla iyilerin amel kayıtlarını ve varacakları sonu karşılaştırır.

## Mutaffifin Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ ﴿١﴾  
Okunuşu: Veylun lil mutaffifin.  
Meali: Hilekârlara yazıklar olsun!

**2.** اَلَّذ۪ينَ اِذَا ا‌كْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۘ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Ellezine izektalu alen nasi yestevfun.  
Meali: İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,

**3.** وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Ve iza kaluhum ev vezenuhum yuhsirun.  
Meali: onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan.

**4.** اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Ela yezunnu ulaike ennehum meb'usun.  
Meali: Onlar düşünmezler mi ki, diriltilecekler!

**5.** لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Li yevmin azim.  
Meali: Büyük bir günde (hesap vermek için) öyle bir gün ki,

**6.** يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ﴿٦﴾  
Okunuşu: Yevme yekumun nasu li rabbil alemin.  
Meali: insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.

**7.** كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Kella inne kitabel fuccari le fi siccin.  
Meali: Doğrusu günahkârların yazısı, muhakkak Siccîn’de olmaktır.

**8.** وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Ve ma edrake ma siccin.  
Meali: Siccîn nedir, bilir misin?

**9.** كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Kitabun merkum.  
Meali: ( o günahkarların yazısı ) Amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır .

**10.** وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Veylun yevmeizin lil mukezzibin.  
Meali: O gün vay haline yalancıların!

**11.** اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Ellezine yukezzibune bi yevmiddin.  
Meali: Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.

**12.** وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Ve ma yukezzıbu bihi illa kullu mu'tedin esim.  
Meali: Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.

**13.** اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin.  
Meali: Böyle birine âyetlerimiz okununca «Eskilerin masalları» derdi.

**14.** كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Kella bel rane ala kulubihim ma kanu yeksibun.  
Meali: Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.

**15.** كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: Kella innehum an rabbihim yevmeizin le mahcubun.  
Meali: Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.

**16.** ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَح۪يمِۜ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Summe innehum le salul cahim.  
Meali: Sonra onlar cehenneme girerler.

**17.** ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Summe yukalu hazellezi kuntum bihi tukezzibun.  
Meali: Sonra onlara: «İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur» denilir.

**18.** كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Kella inne kitabel ebrari lefi illiyyin.  
Meali: Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyûn'dadır.

**19.** وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: Ve ma edrake ma ılliyyun.  
Meali: İlliyyûn nedir, bilir misin?

**20.** كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: Kitabun merkum.  
Meali: (O İlliyyûn'daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.

**21.** يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Yeşheduhul mukarrebun.  
Meali: Kitabı, Allah’a yakın olanlar görür.

**22.** اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: İnnel ebrare le fi naim.  
Meali: İyiler kesinkes cennettedir.

**23.** عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Alel eraiki yenzurun.  
Meali: Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.

**24.** تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Ta'rifu fi vucuhihim nadraten naim.  
Meali: Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.

**25.** يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: Yuskavne min rahikın mahtum.  
Meali: Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur.

**26.** خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: Hitamuhu misk. ve fi zalike fel yetenafesil mutenafisun.  
Meali: Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.

**27.** وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: Ve mizacuhu min tesnim.  
Meali: Karışımı Tesnîm'dendir.

**28.** عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: Aynen yeşrebu bihel mukarrabun.  
Meali: (O Tesnîm Allah'a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.

**29.** اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ ﴿٢٩﴾  
Okunuşu: İnnellezine ecremu kanu minellezine amenu yadhakun.  
Meali: Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.

**30.** وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ ﴿٣٠﴾  
Okunuşu: Ve iza merru bihim yetegamezune.  
Meali: Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.

**31.** وَاِذَا انْقَلَـبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِه۪ينَۘ ﴿٣١﴾  
Okunuşu: Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihin.  
Meali: Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.

**32.** وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ ﴿٣٢﴾  
Okunuşu: Ve iza reevhum kalu inne haulai ledallun.  
Meali: Müminleri gördüklerinde: «Şüphesiz bunlar sapıtmış» derlerdi.

**33.** وَمَٓا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظ۪ينَۜ ﴿٣٣﴾  
Okunuşu: Ve ma ursilu aleyhim hafızin.  
Meali: Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gönderilmediler.

**34.** فَالْيَوْمَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَۙ ﴿٣٤﴾  
Okunuşu: Felyevmellezine amenu minel kuffarı yadhakun.  
Meali: İşte o gün (ahirette) de iman edenler kâfirlere gülerler.

**35.** عَلَى الْاَرَٓائِكِۙ يَنْظُرُونَۜ ﴿٣٥﴾  
Okunuşu: Alel eraiki yanzurun.  
Meali: Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.

**36.** هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ ﴿٣٦﴾  
Okunuşu: Hel suvvibel kuffaru ma kanu yef'alun.  
Meali: Kâfirler, yaptıklarının cezasını buldular mı! (Elbette buldular.)

## Sure hakkında

Sure, adını ilk ayetteki “veylün li'l-mutaffifîn” ifadesinden alır. Mutaffifîn, ölçü ve tartıda hile yapanlar demektir; bunlar başkalarından alırken tam ölçen, başkalarına verirken eksik ölçen kimselerdir. Bu ifadeden dolayı “Tatfîf” suresi diye de anılır.

36 ayettir, mushaf sıralamasında 83. sıradadır ve 30. cüzde yer alır. Burada esas alınan tertipte Mekkî kabul edilmiş ve Mekke'de inen son sure olarak nüzul sırasında 86. sırada gösterilmiştir. Bununla birlikte surenin Medine'de veya hicret sırasında indiğini söyleyen âlimler de bulunmaktadır.

Surede geçen “Siccîn” ve “İlliyyîn” kavramları, kötülerin ve iyilerin amel kayıtlarını ifade eder.

### Nüzulü

Surenin nüzulüyle ilgili olarak Nesâî ve İbn Mâce'de İbn Abbas'tan bir rivayet nakledilir. Buna göre Hz. Peygamber Medine'ye geldiğinde Medine halkı ölçü ve tartıda en kötü insanlar arasındaydı. Allah “Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!” ayetini indirince ölçü ve tartılarını düzelttiler.

Bu rivayete dayanarak bazı âlimler surenin veya en azından ilk ayetlerinin Medine'de indiğini söylemiştir. Mekkî olduğunu kabul edenler ise surenin üslubunu ve ahiret konusunu ön plana çıkarmasını delil gösterir. Her iki durumda da sure, ticarette dürüstlüğün imanla doğrudan ilgili olduğunu ve kul hakkının ahirette mutlaka sorulacağını hatırlatır.

### Konusu

Sure, alırken tam alan, verirken eksik veren hilekârlara yönelik uyarıyla başlar ve onların, insanların âlemlerin Rabbinin huzurunda duracağı büyük bir gün için diriltileceklerini düşünmediklerini kınar.

Günahkârların amel kayıtlarının “Siccîn”de bulunduğu, din gününü yalanlayanların ayetler okunduğunda “Öncekilerin masalları” dedikleri bildirilir. Kazandıkları günahların kalplerini paslandırdığı ve o gün Rablerinden perdelenecekleri haber verilir.

İyilerin amel kayıtlarının ise “İlliyyîn”de olduğu, Allah'a yakın olanların ona şahit olacağı bildirilir. İyilerin nimetler içinde tahtlar üzerinde etrafı seyredecekleri, yüzlerinde nimetin parıltısının görüleceği, sonu misk olan mühürlü bir içecek ve “Tesnîm” pınarından sunulacağı anlatılır; yarışanların bunun için yarışması öğütlenir.

Son bölümde günahkârların dünyada müminlere gülüp alay ettikleri, yanlarından geçerken birbirlerine kaş göz işareti yaptıkları hatırlatılır. O gün ise müminlerin inkârcılara güleceği bildirilir.

### Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 82. İnfitar Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/infitar-suresi/)
- [Sonraki sure 84. İnşikak Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/insikak-suresi/)
