# Nuh Suresi سورة نوح

> Nuh Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Mekke'de inen 28 ayetlik Nûh suresi, Hz. Nûh'un kavmini gece gündüz tevhide davet edişini…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/nuh-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

71. sure · Cüz 29

28 ayet · Mekkî · İniş sırası: 71

Mekke'de inen 28 ayetlik Nûh suresi, Hz. Nûh'un kavmini gece gündüz tevhide davet edişini, onların ısrarlı inkârını ve sonunda tufanla helak edilişlerini anlatarak sabrın ve istiğfarın değerini öğretir.

## Nuh Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿١﴾  
Okunuşu: İnna erselna nuhan ila kavmihi en enzir kavmeke min kabli en ye'tiyehum azabun elim.  
Meali: Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.

**2.** قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَـكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Kale ya kavmi inni lekum nezirun mubin.  
Meali: Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, apaçık uyaran bir kimseyim.

**3.** اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَط۪يعُونِۙ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Eni'budullahe vettekuhu ve etiun.  
Meali: «Allah’a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki,

**4.** يَغْفِرْ لَـكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Yagfir lekum min zunubikum ve yuahhırkum ila ecelin musemma, inne ecelallahi iza cae la yuahhar, lev kuntum ta'lemun.  
Meali: Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek bilinmeli ki Allah’ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

**5.** قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي دَعَوْتُ قَوْم۪ي لَيْلاً وَنَهَاراًۙ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Kale rabbi inni deavtu kavmi leylen ve nehara.  
Meali: (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;

**6.** فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَٓاء۪ٓي اِلَّا فِرَاراً ﴿٦﴾  
Okunuşu: Fe lem yezidhum duai illa firara.  
Meali: Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.

**7.** وَاِنّ۪ي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَاراًۚ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Ve inni kullema deavtuhum li tagfire lehum cealu esabiahum fi azanihim vestagşev siyabehum ve esarru vestekberustikbara.  
Meali: Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.

**8.** ثُمَّ اِنّ۪ي دَعَوْتُهُمْ جِهَاراًۙ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Summe inni deavtuhum cihara.  
Meali: Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.

**9.** ثُمَّ اِنّ۪ٓي اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَاراًۙ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Summe inni a'lentu lehum ve esrartu lehum israra.  
Meali: Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.

**10.** فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّاراًۙ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Fe kul tustagfıru rabbekum innehu kane gaffara.  
Meali: Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.

**11.** يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراًۙ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Yursilis semae aleykum midrara.  
Meali: (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,

**12.** وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَاراًۜ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Ve yumdidkum biemvalin ve benine ve yec'al lekum cennatin ve yec'al lekum enhara.  
Meali: Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.

**13.** مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلّٰهِ وَقَاراًۚ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Ma lekum la tercune lillahi vekara.  
Meali: Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?

**14.** وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَاراً ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Ve kad halakakum etvara.  
Meali: Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.

**15.** اَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًۙ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: E lem terev keyfe halakallahu seb'a semavatin tıbaka.  
Meali: Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!

**16.** وَجَعَلَ الْقَمَرَ ف۪يهِنَّ نُوراً وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجاً ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Ve cealel kamere fihinne nuren ve cealeş şemse siraca.  
Meali: Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir kandil kılmıştır.

**17.** وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتاًۙ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Vallahu enbetekum minel ardı nebata.  
Meali: Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.

**18.** ثُمَّ يُع۪يدُكُمْ ف۪يهَا وَيُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجاً ﴿١٨﴾  
Okunuşu: Summe yuidukum fiha ve yuhricukum ihraca.  
Meali: Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.

**19.** وَاللّٰهُ جَعَلَ لَـكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطاًۙ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: Vallahu ceale lekumul arda bisata.  
Meali: Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır.

**20.** لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلاً فِجَاجاً۟ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: Li tesluku minha subulen ficaca.  
Meali: Onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye.

**21.** قَالَ نُوحٌ رَبِّ اِنَّهُمْ عَصَوْن۪ي وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُٓ اِلَّا خَسَاراًۚ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Kale nuhun rabbi innehum asavni vettebeu men lem yezidhu maluhu ve veleduhu illa hasara.  
Meali: (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular.

**22.** وَمَكَرُوا مَكْراً كُبَّاراًۚ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: Ve mekeru mekren kubbara.  
Meali: Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!

**23.** وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَداًّ وَلَا سُوَاعاًۙ وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْراًۚ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Ve kalu la tezerunne alihetekum ve la tezerrunne vedden ve la suvaan ve la yeguse ve yeuka ve nesra.  
Meali: Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yeğûs'tan, Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!

**24.** وَقَدْ اَضَلُّوا كَث۪يراًۚ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا ضَلَالاً ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Ve kad edallu kesira, ve la tezidiz zalimine illa dalala.  
Meali: (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!

**25.** مِمَّا خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ اُغْرِقُوا فَاُدْخِلُوا نَاراً فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَاراً ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: Mimma hatiatihim ugriku fe udhılu naran fe lem yecıdu lehum min dunillahi ensara.  
Meali: Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.

**26.** وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِر۪ينَ دَيَّاراً ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: Ve kale nuhun rabbi la tezer alel ardı minel kafirine deyyara.  
Meali: Nuh: «Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!»

**27.** اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُٓوا اِلَّا فَاجِراً كَفَّاراً ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: İnneke in tezerhum yudıllu ıbadeke ve la yelidu illa faciren keffara.  
Meali: «Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler).»

**28.** رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِناً وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَاراً ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: Rabbigfirli ve li valideyye ve li men dehale beytiye mu'minen ve lil mu'minine vel mu'minat ve la tezidiz zalimine illa tebara.  
Meali: «Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır.»

## Sure hakkında

Sure, baştan sona Hz. Nûh'un tebliğ mücadelesini anlattığı ve ilk ayette onun adı geçtiği için “Nûh” adını almıştır. Kur'an'da bir peygamberin adını taşıyan ve tamamı o peygamberin kıssasına ayrılan nadir surelerdendir.

Mekke'de inmiştir ve 28 ayettir. Mushaf sıralamasında 71., yaygın nüzul tertibine göre de 71. suredir ve 29. cüzde yer alır.

Hz. Nûh'un, kavmine istiğfarın karşılığı olarak bol yağmur, mal, evlat, bahçeler ve ırmaklar vaat ettiği ayetler, bağışlanma dilemenin dünya hayatına da bereket getireceğini anlatan en bilinen ayetler arasındadır.

### Nüzulü

Sure, Mekke döneminde, Hz. Peygamber'in yıllardır süren davetine rağmen müşriklerin büyük çoğunluğunun putlarına bağlı kalmakta ısrar ettiği bir dönemde indi. Surenin nüzulüyle ilgili belirli bir olay nakledilmemektedir.

Hz. Nûh'un uzun yıllar süren sabırlı tebliği ve kavminin, elebaşlarına uyarak hakikate kulaklarını tıkaması, Mekke'deki duruma benzer bir tablo ortaya koyar. Bu yönüyle sure, hem Hz. Peygamber'e ve müminlere teselli ve sabır telkini, hem de inkârda direnen Mekke müşriklerine geçmişten bir uyarı niteliği taşır.

### Konusu

Sure, Allah'ın Hz. Nûh'u, acı bir azap gelmeden önce kavmini uyarmakla görevlendirdiğini bildirerek başlar. Hz. Nûh kavmine Allah'a kulluk etmeyi, O'ndan korkmayı ve kendisine itaati öğütler.

Ardından Hz. Nûh'un Rabbine yakarışı aktarılır: Kavmini gece gündüz, gizli ve açık davet ettiğini, fakat onların parmaklarını kulaklarına tıkayıp elbiselerine bürünerek büyüklendiklerini anlatır. Onlara Rablerinden bağışlanma dilemelerini, bunun karşılığında Allah'ın bol yağmur, mal ve evlat, bahçeler ve ırmaklar vereceğini söylemiştir. İnsanın evre evre yaratılışı, yedi kat gök, ay ve güneş, yeryüzünün bir yaygı kılınması gibi deliller hatırlatılır.

Kavmin, malı ve evladı ancak zararını artıran kimselere uyduğu, Ved, Suvâ', Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlı putlarını bırakmamakta direndiği anlatılır. Günahları yüzünden suda boğuldukları bildirilir. Sure, Hz. Nûh'un inkârcılar aleyhine ve kendisi, anne babası, evine mümin olarak girenler ve bütün müminler için bağışlanma dileyen duasıyla sona erer.

### Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 70. Mearic Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/mearic-suresi/)
- [Sonraki sure 72. Cin Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/cin-suresi/)
