# Secde Suresi سورة السجدة

> Secde Suresi Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali, ayet ayet. Mekke'de inen Secde suresi 30 ayettir. Kur'an'ın Allah katından indirildiğini, insanın…

Kaynak: https://yasin.suresi.gen.tr/secde-suresi/  
Son güncelleme: 2026-10-15T23:47:59+03:00

32. sure · Cüz 21

30 ayet · Mekkî · İniş sırası: 75

Mekke'de inen Secde suresi 30 ayettir. Kur'an'ın Allah katından indirildiğini, insanın yaratılışını, ölümden sonra dirilişi ve müminlerin gece ibadetini konu edinir.

## Secde Suresi Arapça, okunuşu ve meali

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  
Bismillahir rahmanir rahim.  
Bismillâhirrahmânirrahîm

**1.** الٓـمٓ۠ ﴿١﴾  
Okunuşu: Elif lam mim.  
Meali: Elif. Lâm. Mîm.

**2.** تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ﴿٢﴾  
Okunuşu: Tenzilul kitabi la reybe fihi min rabbil alemin.  
Meali: Bu Kitab'ın, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda asla şüphe yoktur.

**3.** اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ﴿٣﴾  
Okunuşu: Em yekulunefterah, bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yehtedun.  
Meali: Yoksa «Onu, (Muhammed) uydurdu mu?» diyorlar. Hayır! (Ey Peygamber!) O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için Rabbinden gelen haktır. Belki onlarda doğru yolu bulurlar.

**4.** اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ﴿٤﴾  
Okunuşu: Allahullezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arş, ma lekum min dunihi min veliyyin ve la şefii, e fe la tetezekkerun.  
Meali: Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?

**5.** يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مِنَ السَّمَٓاءِ اِلَى الْاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُٓ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ﴿٥﴾  
Okunuşu: Yudebbirul emre mines semai ilel ardı summe ya'rucu ileyhi fi yevmin kane mıkdaruhu elfe senetin mimma teuddun.  
Meali: Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar.

**6.** ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُۙ ﴿٦﴾  
Okunuşu: Zalike alimul gaybi veş şehadetil azizur rahim.  
Meali: İşte, görülmeyeni de görüleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O'dur.

**7.** اَلَّـذ۪ٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ ط۪ينٍۚ ﴿٧﴾  
Okunuşu: Ellezi ahsene kulle şey'in halakahu ve bedee halkal insani min tin.  
Meali: O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapman ve insanı yaratışına çamurdan başlayandır.

**8.** ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۚ ﴿٨﴾  
Okunuşu: Summe ceale neslehu min sulaletin min main mehin.  
Meali: Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.

**9.** ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ ﴿٩﴾  
Okunuşu: Summe sevvahu ve nefeha fihi min ruhihi ve ceale lekumus sem'a vel ebsare vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun.  
Meali: Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

**10.** وَقَالُٓوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ بَلْ هُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ ﴿١٠﴾  
Okunuşu: Ve kalu e iza dalelna fil ardı e inna le fi halkın cedid, bel hum bi likai rabbihim kafirun.  
Meali: «Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yaratılacağız?» derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.

**11.** قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذ۪ي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ۟ ﴿١١﴾  
Okunuşu: Kul yeteveffakum melekul mevtillezi vukkile bikum summe ila rabbikum turceun.  
Meali: De ki: Size vekil kılınan (bu konuda görevlendirilen) ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.

**12.** وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّـنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَـالِحاً اِنَّا مُوقِنُونَ ﴿١٢﴾  
Okunuşu: Ve lev tera izil mucrimune nakısu ruusihim inde rabbihim, rabbena ebsarna ve semi'na ferci'na na'mel salihan inna mukinun.  
Meali: O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir görsen!

**13.** وَلَوْ شِئْنَا لَاٰتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدٰيهَا وَلٰكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنّ۪ي لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ ﴿١٣﴾  
Okunuşu: Ve lev şi'na le ateyna kulle nefsin hudaha ve lakin hakkal kavlu minni le emleenne cehenneme minel cinneti ven nasi ecmain.  
Meali: Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, «cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım» diye benden kesin söz çıkmıştır.

**14.** فَذُوقُوا بِمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَس۪ينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿١٤﴾  
Okunuşu: Fe zuku bi ma nesitum likae yevmikum haza, inna nesinakum ve zuku azabel huldi bi ma kuntum ta'melun.  
Meali: (O gün onlara şöyle diyeceğiz:) Bu güne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım! Doğrusu biz de sizi unuttuk; yaptıklarınızdan ötürü ebedî azabı tadın!

**15.** (Secde ayeti) اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّداً وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ ﴿١٥﴾  
Okunuşu: İnnema yu'minu bi ayatinellezine iza zukkiru biha harru succeden ve sebbehu bi hamdi rabbihim ve hum la yestekbirun.  
Meali: Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

**16.** تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ﴿١٦﴾  
Okunuşu: Tetecafa cunubuhum anil medacıi yed'une rabbehum havfen ve tamaan ve mimma razaknahum yunfikun.  
Meali: Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

**17.** فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَٓا اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿١٧﴾  
Okunuşu: Fe la ta'lemu nefsun ma uhfiye lehum min kurreti a'yun, cezaen bi ma kanu ya'melun.  
Meali: Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.

**18.** اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِناً كَمَنْ كَانَ فَاسِقاًۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ ﴿١٨﴾  
Okunuşu: E fe men kane mu'minen kemen kane fasika, la yestevun.  
Meali: Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.

**19.** اَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوٰىۘ نُزُلاً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿١٩﴾  
Okunuşu: Emmellezine amenu ve amilus salihati fe lehum cennatul me'va nuzulen bi ma kanu ya'melun.  
Meali: İman edip de, salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır.

**20.** وَاَمَّا الَّذ۪ينَ فَسَقُوا فَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَٓا اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَق۪يلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ ﴿٢٠﴾  
Okunuşu: Ve emmellezine feseku fe me'vahumun nar, kulle ma eradu en yahrucu minha uidu fiha, ve kile lehum zuku azaben narillezi kuntum bihi tukezzibun.  
Meali: Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: «Yalanlayıp durduğunuz cehennem azabını tadın!» denir.

**21.** وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ﴿٢١﴾  
Okunuşu: Ve le nuzikannehum minel azabil edna dunel azabil ekberi leallehum yerciun.  
Meali: En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

**22.** وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ ثُمَّ اَعْرَضَ عَنْهَاۜ اِنَّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَ مُنْتَقِمُونَ۟ ﴿٢٢﴾  
Okunuşu: Ve men azlemu mimmen zukkire bi ayati rabbihi summe a'rada anha, inna minel mucrimine muntekimun.  
Meali: Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.

**23.** وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَٓائِه۪ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ ﴿٢٣﴾  
Okunuşu: Ve lekad ateyna musel kitabe fe la tekun fi miryetin min likaihi ve cealnahu huden li beni israil.  
Meali: Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, (Rasûlüm!) sen ona (Musa'ya) kavuşacağından şüphe etme ve onu İsrailoğullarına hidayet rehberi kıldık.

**24.** وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُواۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يُوقِنُونَ ﴿٢٤﴾  
Okunuşu: Ve cealna minhum eimmeten yehdune bi emrina lemma saberu ve kanu bi ayatina yukınun.  
Meali: Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik.

**25.** اِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ﴿٢٥﴾  
Okunuşu: İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyameti fima kanu fihi yahtelifun.  
Meali: Muhakkak ki Rabbin, ihtilâf etmekte oldukları şeyler hakkında kıyamet günü onların aralarında hükmedecektir.

**26.** اَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ ف۪ي مَسَاكِنِهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍۜ اَفَلَا يَسْمَعُونَ ﴿٢٦﴾  
Okunuşu: E ve lem yehdi lehum kem ehlekna min kablihim minel kuruni yemşune fi mesakinihim, inne fi zalike le ayat, e fe la yesmeun.  
Meali: Halen yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz onları doğru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardır. Hâlâ kulak vermezler mi?

**27.** اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَٓاءَ اِلَى الْاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِه۪ زَرْعاً تَأْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْۜ اَفَلَا يُبْصِرُونَ ﴿٢٧﴾  
Okunuşu: E ve lem yerev enna nesukul mae ilel ardıl curuzi fe nuhricu bihi zar'an te'kulu minhu en'amuhum ve enfusuhum e fe la yubsirun.  
Meali: Kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmediler mi? Hâlâ da göremeyecekler mi?

**28.** وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿٢٨﴾  
Okunuşu: Ve yekulune meta hazel fethu in kuntum sadikin.  
Meali: Eğer doğru söylüyorsanız, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? derler.

**29.** قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ا۪يمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ ﴿٢٩﴾  
Okunuşu: Kul yevmel fethi la yenfeullezine keferu imanuhum ve la hum yunzarun.  
Meali: De ki: Fetih (ve hüküm) gününde inkârcılara (o gün ettikleri) imanları fayda vermeyecek ve kendilerine mühlet de tanınmayacaktır!

**30.** فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ اِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ ﴿٣٠﴾  
Okunuşu: Fe a'rıd anhum ventezır innehum muntezırun.  
Meali: Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.

## Sure hakkında

Sure, adını secde ayeti olan 15. ayetten alır; bu ayette, kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında secdeye kapanan ve büyüklenmeden Rablerini hamd ile tesbih eden müminler anlatılır. Başındaki ifadeden dolayı "Elif Lâm Mîm Tenzîl" olarak da anılır; 16. ayette geçen "yataklarından uzaklaşırlar" ifadesine nispetle "Medâci'" adı da verilmiştir.

Sure Mekke'de inmiştir ve 30 ayettir. Mushafta 32. sırada bulunur ve 21. cüzde yer alır; iniş sırasına göre 75. suredir. Hz. Peygamber'in cuma sabahları namazda ve geceleri yatmadan önce okuduğu bilinen surelerdendir.

### Nüzulü

Sure, Mekke döneminde, müşriklerin Kur'an'ın Allah tarafından indirildiğini inkâr edip onu Hz. Peygamber'in uydurduğunu ileri sürdükleri ve ölümden sonra dirilişi akıl dışı buldukları bir ortamda inmiştir. Bu nedenle sure, Kur'an'ın âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğini kesin bir dille ifade eder ve insanın yaratılışındaki aşamaları hatırlatarak yeniden dirilişin mümkün olduğunu gösterir.

Sureye özgü, kaynaklarda yaygın kabul görmüş belirli bir iniş sebebi bilinmemektedir. Müminlerin gece ibadetini anlatan 16. ayetin, gece namazı kılmak ya da yatsı namazını beklemek için uykuyu bırakanlar hakkında olduğuna dair çeşitli yorumlar nakledilir.

### Konusu

Sure, Kur'an'ın şüphe götürmez biçimde âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğini bildirerek başlar. Gökleri ve yeri altı günde yaratan, işleri gökten yere kadar yöneten Allah'ın kudreti anlatılır. İnsanın çamurdan yaratılışı, neslinin değersiz görülen bir sudan sürdürülmesi, ona ruh üflenmesi ve kulak, göz ve gönül verilmesi hatırlatılır.

Dirilişi inkâr edenlerin canlarının ölüm meleği tarafından alınacağı ve kıyamet günü Rablerinin huzurunda başları önde pişmanlık duyacakları tasvir edilir. 15. ayette müminlerin secde ve tesbihi, 16. ayette ise yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rablerine dua etmeleri ve infakta bulunmaları anlatılır. Onlar için saklanan göz aydınlığını hiç kimsenin bilmediği belirtilir. Mümin ile fâsıkın bir olmadığı vurgulanır. Hz. Mûsâ'ya kitap verildiği hatırlatılır ve sabredip ayetlere kesin olarak inanan önderlerden söz edilir. Sure, kurumuş toprağa su gönderilerek ürün bitirilmesine dikkat çeker ve inkârcıların "Bu fetih ne zaman?" sorusuna cevap vererek sona erer.

### Fazileti

Hz. Peygamber'in bu sureyi özellikle okuduğuna dair sahih rivayetler vardır. Buhârî ve Müslim'in naklettiğine göre Hz. Peygamber, cuma günü sabah namazında Secde suresini ve İnsan (Dehr) suresini okurdu. Bu sebeple birçok âlim, cuma sabahı namazında bu iki surenin okunmasını müstehap görmüştür.

Tirmizî ve Ahmed b. Hanbel'in Câbir b. Abdullah'tan naklettiği rivayete göre Hz. Peygamber, Elif Lâm Mîm Tenzîl (Secde) ve Tebâreke (Mülk) surelerini okumadan uyumazdı. Bu rivayetin sıhhati hakkında farklı değerlendirmeler vardır: Senedindeki problemler sebebiyle zayıf bulanlar olmuş, Elbânî ise sahih kabul etmiştir.

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.

- [Önceki sure 31. Lokman Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/lokman-suresi/)
- [Sonraki sure 33. Ahzab Suresi](https://yasin.suresi.gen.tr/ahzab-suresi/)
