Yasin Suresi

72. sure · Cüz 29

Cin Suresi سورة الجن

28 ayet · Mekkî · İniş sırası: 40

Ayetler Dinle Sure hakkında

Mekke'de inen 28 ayetlik Cin suresi, bir grup cinin Kur'an'ı dinleyip iman edişini anlatır; tevhidi, gaybın yalnızca Allah'a ait olduğunu ve mescitlerin yalnız Allah'a ibadet için olduğunu vurgular.

Cin Suresi Arapça, okunuşu ve meali

Göster

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillahir rahmanir rahim.

Bismillâhirrahmânirrahîm

  1. 1

    قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰناً عَجَباًۙ ﴿١﴾

    Kul uhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kalu inna semi'na kur'anen aceba.

    (Rasûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: "Hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik."

  2. 2

    يَهْد۪ٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِه۪ۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَداًۙ ﴿٢﴾

    Yehdi iler ruşdi fe amenna bih, ve len nuşrike bi rabbina ehada.

    Gerçekten biz, doğru yola ileten de ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.

  3. 3

    وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ ﴿٣﴾

    Ve ennehu teala ceddu rabbina mettehaze sahıbeten ve la veleda.

    Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.

  4. 4

    وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ ﴿٤﴾

    Ve ennehu kane yekulu sefihuna alallahi şetata.

    Doğrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), Allah hakkında pek aşırı yalanlar uyduruyormuş.

  5. 5

    وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ ﴿٥﴾

    Ve enna zanenna en len tekulel insu vel cinnu alallahi keziba.

    Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık.

  6. 6

    وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ ﴿٦﴾

    Ve ennehu kane ricalun minel insi yeuzune bi ricalin minel cinni fe zaduhum reheka.

    Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.

  7. 7

    وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَداًۙ ﴿٧﴾

    Ve ennehum zannu kema zanentum en len yeb'asallahu ehada.

    Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.

  8. 8

    وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَساً شَد۪يداً وَشُهُباًۙ ﴿٨﴾

    Ve enna le mesnes semae fe vecednaha muliet haresen şediden ve şuhuba.

    Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

  9. 9

    وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَاباً رَصَداًۙ ﴿٩﴾

    Ve enna kunna nak'udu minha mekaıde lis sem'i fe men yestemiıl ane yecid lehu şihaben rasada.

    Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.

  10. 10

    وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَداًۙ ﴿١٠﴾

    Ve enna la nedri eşerrun uride bi men fil ardı em erade bi him rabbuhum reşeda.

    Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi ?

  11. 11

    وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَداًۙ ﴿١١﴾

    Ve enna minnes salihune ve minna dune zalik, kunna taraika kıdeda.

    Gerçekten biz, kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere türlü türlü yollar tutmuştuk.

  12. 12

    وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَباًۙ ﴿١٢﴾

    Ve enna zanenna en len nu'cizallahe fil ardı ve len nu'cizehu hereba.

    (Artık) şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.

  13. 13

    وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ ﴿١٣﴾

    Ve enna lemma semi'nel huda amenna bih, fe men yu'min bi rabbihi fe la yehafu bahsen ve la reheka.

    Doğrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.

  14. 14

    وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَداً ﴿١٤﴾

    Ve enna minnel muslimune ve minnel kasitun, fe men esleme fe ulaike teharrev reşeda.

    İçimizde, (Allah’a) teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır.

  15. 15

    وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَباًۙ ﴿١٥﴾

    Ve emmel kasitune fe kanu li cehenneme hataba.

    Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.

  16. 16

    وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّر۪يقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقاًۙ ﴿١٦﴾

    Ve en levistekamu alet tarikati le eskaynahum maen gadeka.

    Şayet doğru yolda gitselerdi, onlara bol su verirdik.

  17. 17

    لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّه۪ يَسْلُكْهُ عَذَاباً صَعَداًۙ ﴿١٧﴾

    Li neftinehum fih, ve men yu'rıd an zikri rabbihi yeslukhu azaben saada.

    Bu hususta kendilerini denememiz için kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.

  18. 18

    وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَداًۙ ﴿١٨﴾

    Ve ennel mesacide lillahi fe la ted'u maallahi ehada.

    Mescidler şüphesiz Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin).

  19. 19

    وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَداًۜ۟ ﴿١٩﴾

    Ve ennehu lemma kame abdullahi yeduhu kadu yekunune aleyhi libeda.

    Allah'ın kulu, O'na yalvarmaya (namaza) kalkınca, neredeyse onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

  20. 20

    قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّ۪ي وَلَٓا اُشْرِكُ بِه۪ٓ اَحَداً ﴿٢٠﴾

    Kul innema ed'u rabbi ve la uşriku bihi ehada.

    (Rasûlüm!) de ki: Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam.

  21. 21

    قُلْ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَراًّ وَلَا رَشَداً ﴿٢١﴾

    Kul inni la emliku lekum darren ve la reşeda.

    De ki: Doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim.

  22. 22

    قُلْ اِنّ۪ي لَنْ يُج۪يرَن۪ي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَداًۙ ﴿٢٢﴾

    Kul inni len yucireni minallahi ehadun ve len ecide min dunihi multehada.

    De ki: Gerçekten (bana bir kötülük dilerse) Allah'a karşı beni kimse himaye edemez, O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam.

  23. 23

    اِلَّا بَلَاغاً مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِه۪ۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ﴿٢٣﴾

    İlla belagan minallahi ve risalatih, ve men ya'sıllahe ve resulehu fe inne lehu nare cehenneme halidine fiha ebeda.

    (Benim yaptığım) ancak Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Artık kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.

  24. 24

    حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِراً وَاَقَلُّ عَدَداً ﴿٢٤﴾

    Hatta iza reev ma yuadune fe se ya'lemune men ad'afu nasıren ve ekallu adeda.

    Sonunda, tehdit edilip durduklarını (azabı, kıyameti) gördükleri zaman, kim yardımcı olma bakımından daha güçsüz ve sayıca daha az imiş, bileceklerdir.

  25. 25

    قُلْ اِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبّ۪ٓي اَمَداً ﴿٢٥﴾

    Kul in edri e karibun ma tuadune em yec'alu lehu rabbi emeda.

    De ki: Tehdit edilegeldiğiniz (azap), yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem.

  26. 26

    عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلٰى غَيْبِه۪ٓ اَحَداًۙ ﴿٢٦﴾

    Alimul gaybi fe la yuzhiru ala gaybihi ehada.

    O bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz;

  27. 27

    اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ رَصَداًۙ ﴿٢٧﴾

    İlla menirteda min resulin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihi rasada.

    ancak, (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler salar.

  28. 28

    لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَداً ﴿٢٨﴾

    Li ya'leme en kad eblegu rısalati rabbihim ve ehata bima ledeyhim ve ahsa kulle şey'in adeda.

    Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).

Cin Suresi Dinle

Sure hakkında

Sure, adını ilk ayette geçen ve Kur'an'ı dinleyen “cinlerden bir topluluk” ifadesinden alır. Kur'an'ın bildirdiğine göre cinler, ateşten yaratılmış, insanlar gibi akıl ve irade sahibi olup imtihana tabi tutulan, gözle görülmeyen varlıklardır.

Mekke'de inmiştir ve 28 ayettir. Mushaf sıralamasında 72., yaygın nüzul tertibine göre 40. suredir ve 29. cüzde yer alır. İlk ayetindeki ifadeden dolayı “Kul ûhiye” suresi diye de anıldığı nakledilir.

Surenin ilk yarısı cinlerin kendi aralarındaki konuşmaları aktarır; bu yönüyle cinlerin dünyasına dair Kur'an'da en ayrıntılı bilgi veren surelerdendir.

Nüzulü

Buhârî ve Müslim'de İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Rivayette olayın, Ukâz'a yapılan yolculuk sırasında Nahle'de gerçekleştiği belirtilir; cinler, Hz. Peygamber'in sahâbîlerle kıldığı sabah namazındaki kıraati dinlemiştir. Bu sırada, gökten haber alamaz hale gelip bunun sebebini araştıran cinlerden bir grup okunan Kur'an'ı dinledi, kavimlerine dönüp iman ettiklerini bildirdi. Bunun üzerine bu sure indi.

Bazı siyer ve tefsir kaynaklarında bu olay, Hz. Peygamber'in Tâif dönüşüyle ilişkilendirilir. Hangi zamanda gerçekleşmiş olursa olsun sure, Mekke'de müşriklerin Kur'an'a kulak tıkadığı bir dönemde, görünmeyen varlıkların bile onu dinleyip iman ettiğini bildirerek dikkat çekici bir mesaj verir.

Konusu

Sure, Hz. Peygamber'e, cinlerden bir topluluğun Kur'an'ı dinleyip onu hayranlık uyandıran bir kitap olarak nitelediğini ve doğru yolu gösterdiği için ona iman ettiklerini bildirmesi emriyle başlar. Cinler, Rablerinin şanının yüce olduğunu, O'nun eş ve çocuk edinmediğini, aralarındaki beyinsizlerin Allah hakkında asılsız sözler söylediğini ifade ederler.

İnsanlardan bazılarının cinlere sığınmasının onların azgınlığını artırdığı, cinlerin göğe yaklaştıklarında onu sert bekçilerle ve alevlerle dolu buldukları anlatılır. Cinlerin bir kısmının Müslüman, bir kısmının haktan sapmış olduğu belirtilir.

Mescitlerin Allah'a ait olduğu, O'nunla birlikte kimseye yalvarılmaması gerektiği vurgulanır. Hz. Peygamber'in yalnız Rabbine dua ettiği, insanlara fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmadığı ve görevinin tebliğ olduğu bildirilir. Sure, gaybı yalnızca Allah'ın bildiğini, ancak razı olduğu elçiye dilediği kadarını bildirdiğini ve elçilerin mesajlarını eksiksiz iletmeleri için korunduğunu açıklayarak sona erer.

Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.