Yasin Suresi

Ana sayfa » Yasin Suresi Duası

Yasin Suresi Duası


Yasin Duası: Yasin Suresi okunduktan sonra bağışlamak için okunan duadır. Yasin Suresi Bağışlama duası olarak da bilinir. Yasin Duasını Arapça, Latin harfleriyle Türkçe yüzünden veya Türkçe Meali ile okuyabilirsiniz. Allah, okuduğunuz Yasinleri ve tüm ibadetlerinizi kabul etsin. Okumak için sayfayı aşağı kaydırın.

Yasin Suresi Duası Arapça

Yasin Suresi Duası Arapça

Yasin Suresi Duası Türkçe Harflerle

Bismillahirrahmanirrahim

Allahümme rabbena ya rabbena tekabbel minna duaena vekdi hacetena bihurmeti sureti yasin ve ecirna minennari vemin azabil kabri ve min şerri sualin bi fadli sureti yasin yarabbel alemiyne veselemun alel mürseliyne velhamdülillahi rabbil alemin.

Yasin Suresi Duası Türkçe Anlamı(Meali)

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla

Yasin suresinin hurmetine dualarımızı kabul ve ihtiyaçlarımızı eda buyur. Ey Rabbil Alemin! Yasin suresinin faziletine bizi ateşten, kabir azabından ve sualin şerrinden koru. Ve peygamberlere selam olsun. Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

EL FATİHA

Yasin Suresi Uzun Bağışlama Duası

Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahi rabbil alemin vel akıbetül müttekin, vesselatü vessalamü ala resulüne Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain
Ya Rabbel alemin Ya Erhamerrahimin la ilahe illAllah kalbimi karartma La ilahe illAllah rızkımı azaltma
Kendi kapından başka kapı aratma Dünyada ve Ahirette bunaltma
Tükenmez sabır azapsız kabir cümlemize nasip eyle.
 
Yarabbim Ey bizi yoktan var eden varlığından haberdar eden Allahımız,
okunmuş olan Kur-Anı Kerimi Yasin-i Şerifi Evradiyeyi Tebareke ve Amme süresini kabul makbul eyle.

Peygamberimiz Aleyhisselam Efendimiz hazretlerinin mübarek latif ruhuna hediye eyledik Ahirette şefaatini Cennette komşuluğunu cümlemize nasip eyle Bütün peygamberlerin ruhuna hediye ettik hepsini haberdar eyle Yarabbi Cümlemizin ecdadımızdan ahirete intikal edenlerin ruhuna hediye ettik Vasıl eyle

Yarabbi ruhlarını şad mestur taksiratlarını af ve mafiret eyle kabirlerini Pirnur makamlarını Cennet eyle.
Yarabbi Vücudumuzu kaim nimetlerimizi daim sıhhatımızı müdavim evlatlarımızı alim eyle Yarabbi Ağzımıza tat vücudumuza sıhhat evlatlarımıza itaat lütf eyle Yarabbi Fakirlik gelmeden evvel nimetin meşguliyet gelmeden evvel boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden evvel gençliğin, hastalık gelmeden evvel sıhhatin, ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bilmeyi bizlere lütf eyle Yarabbi Amentüye tam inanan kalbi aşkın ile yanan seherlerde erken kalkan fevzü ilahine konan kullarından eyle.

Yarabbi Zalim nefse dirgen vuran bir ömürlük dosyasını güzel amellerle dolduran kullarından eyle Yarabbi Kabetullaha hazır olan kullarından eyle Yarabbi Her yerde haddini bilen gönül aynasını silen, mahşerde el ağlarken beraat edip yüzü gülen kullarından eyle Yarabbi Lüftu İlahine eren iman ile can veren firdevs cennetine giren orada cemalini gören kullarından eyle Yarabbi Dertli kullarına deva borçlu kullarına eda, hastalara şifalar nasip eyle Yarabbi Senin indinde kabul kullarının hürmetine bizim de şu anda yaptığımız duayı kabul ve makbul eyle.

Burada bulunan Kur-an okuyan dinleyenlerinde bütün ölmüşlerinin ruhuna hediye ettik kabul eyle Yarabbi Özellikle ev sahibinin annesinin, babasının ve bütün akrabalarının ruhuna hediye ettik kabul eyle.

Yarabbi Allahım bizi af eyle her derdimizi def eyle rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle Yarabbi Evvelim Allah ahirim Allah kalbimde Beytullah LailaheillAllah Muhammedün Resulullah Eşhedü ve Resülühü diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi Allahım şeytanın şerrinden kabirdeki yılanlardan çıyanlardan ölümün dehşetinden kabirin vahşetinden sıratın zulmetinden muhafaza eyle Ölümün hayırlısı üç ayların birisi Yasinin yarısını okurken ölmek nasip eyle.

Yarabbi Yarabbi tekrar Yarabbi Vağfirlena Zunübenna altı nesne ver bana biri iman, biri Kur-an, biri rahmet biri cennet, biri nasip, biri kısmet Bu altı nesneyi müşşeref eyle Yarabbi Yarabbi dualarımızı Beytullahta yapılan dualara ilhak ile kabul eyle Hz Muhammed Peygamberimizin mübarek hürmetine erenler evliyalar şehitler hürmetine sana yalvaran yaralı gönüller hürmetine arşı alanın altına yazılan isimler hürmetine kürsünün üzerine yazılan isimler hürmetine kabul eyle Yarabbi Amin

Sübhane Rabbike Rabbil İzzeti Amme Yesüfun Ve Selamün Alel Mürselin Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha Meas Selavat.

Sitemizin yayın hayatına devam edebilmesi için sitemizi paylaşarak bize destek olmak ister misin?

TwetleFacebook'ta PaylaşWhatsappPinterestRedditTumblrLinkedin

Yâsîn Suresi Hakkında

Adını ilk âyetini oluşturan iki harften almıştır. Hz. Peygamber tarafından bu adla anılmış, Buhârî ve Tirmizî’nin hadis kitaplarında da bu isim kullanılmıştır. Sûre, Kur’an’ın kalbi diye nitelendiren hadis rivayetine dayanılarak “kalbü’l-Kur’ân” diye de adlandırılmış, ancak bu yaygınlık kazanmamıştır (Âlûsî, XXII, 522-523; İbn Âşûr, XXII, 191). Sûrenin Mekke döneminin ortalarında nâzil olduğu kabul edilmektedir. İnsanların yaptıkları işlerin ve bıraktıkları izlerin kayda geçirildiğini bildiren 12. âyetin yorumu meyanında rivayet edilen bir hadis dolayısıyla (Tirmizî, “Tefsîr”, 36) bu âyetin Medine’de indiği söylenmişse de bu kanaat benimsenmemiştir (Âlûsî, XXII, 523; İbn Âşûr, XXII, 191, 204-205). Sûre seksen üç âyet olup fâsılası “م، ن” harfleridir.

Yâsîn sûresinde İslâm akaidinin üç esasını teşkil eden tevhid, nübüvvet ve âhiret konuları tabiatın mükemmel kuruluşu ve işleyişinden deliller getirilerek anlatılır; bu arada iman-küfür mücadelesi çerçevesinde geçmiş kavimlerden ibret verici örnekler zikredilir. Dört bölüm halinde incelenmesi mümkün olan sûrenin birinci bölümünde ana konu Hz. Peygamber’in nübüvvetinin ispatı ve Kur’an’ın vahiy ürünü oluşudur. Sûrenin ilk âyetini teşkil eden “yâsîn” büyük bir ihtimalle Hz. Muhammed’e bir hitaptır (Âlûsî, XXII, 525; krş. Taberî, XXII, 178). Ardından Kur’an’a yemin edilerek Muhammed’in Allah’a ulaştıran yol (sır’at-ı müstakim) üzerinde bulunan peygamberlerden olduğu, Kur’an’ın da gafletten bir türlü kurtulamayan kitleleri uyarmak amacıyla Allah tarafından indirildiği ifade edilir. Ancak gönüllerini ilâhî gerçeklere açmayan, Cenâb-ı Hakk’ı anıp kalpleri ürpermeyen ve iradelerini hak dine yönlendirmeyen insanların bütün uyarılara rağmen iman etmeyecekleri bildirilir; mükelleflerin işledikleri fiillerin her şeyi içeren bir kütükte kaydedildiği belirtilir (âyet 1-12). Sûrenin ikinci bölümü kendilerine Hak dinin tebliğcilerinin gönderildiği bir yerleşim yeri halkının (ashâbü’l-karye) kıssası hakkındadır. Bu yerleşim yerine önce iki tebliğci gelmiş, ardından bunları destekleyen üçüncüsü gönderilmiştir. Ancak şehir halkı elçilere yalancı demiş, kendilerine uğursuzluk getirdiklerini ileri sürmüş, tebliğden vazgeçmedikleri takdirde işkenceyle öldürüleceklerini söylemiştir. O sırada şehrin uzak yerlerinden gelen bir kişi halkı iman etmeye teşvik ederken kendisi de iman etmiş, fakat inkârcılar tarafından öldürülmüş, nihayet o yerleşim yerinin halkı korkunç bir sesle helâk edilmiştir (âyet 13-32). Müfessirler söz konusu şehrin Antakya, elçilerin havâriler, halkın Romalılar, uzaktan gelen kişinin de Habîb en-Neccâr olabileceğini kaydetmişse de gerek Hıristiyanlığın yayılışı gerekse Antakya’nın tarihi bakımından bu açıklamalar isabetli görülmemiştir (bk. ASHÂBÜ’l-KARYE; HABÎB en-NECCÂR). Kur’an’da mevcut kıssaların çoğunda olduğu gibi yerleri ve hitap edilen insanları bilinmeyen bu kıssadan da amaç tarihî bilgi vermek değil kıssadan hisse alınmasını sağlamaktır.

Sûrenin üçüncü bölümünde insanların hayatlarını sürdürdükleri yeryüzünün besleyici özelliğine, gece ile gündüz, güneşle ay arasındaki düzen ve âhenge, yeryüzündeki çiçek, bitki vb. şeyler, ayrıca insanlar ve insanların henüz vâkıf olamadığı nice canlı arasındaki tozlaşma ve döllenmeye, gemilerin denizde batmadan seyretmesine temas edilerek Allah’ın birliği ve yüceliğine dikkat çekilir; bütün bu delil ve işaretlere rağmen inkârcıların dinî gerçeklerden yüz çevirdikleri ifade edilir (âyet 33-47). Yâsîn sûresinin dördüncü bölümü âhiretin varlığı ve âhiret âleminin tasvirine dairdir. Burada kıyametin ansızın kopacağı bildirildikten sonra vukuu hakkında kısaca bilgi verilir. Ardından cennetin tasvirine, cehennemliklerin bedbahtlığına değinilir; onların dünyada iddia ettikleri gibi Kur’an’ın bir şair sözü değil vahiy ürünü olduğu zikredilir. Dünya hayatında insan türüne verilen nimetlerin bir kısmı sayılır; buna rağmen inkârcıların kendilerine hiçbir fayda sağlamayan putlara taptıkları belirtilir. Sûrenin son âyetlerinde, görünürde spermden meydana gelen insanın dünyaya geliş şeklini göz ardı ederek, “Çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diye soran inkârcıya, “İlk defa yaratmış olan diriltecek” şeklinde cevap verilir; bu kanıt, “Sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkaran (krş. Mâtürîdî, XII, 114; Elmalılı, V, 4042), bütün tabiatı yaratan Allah ölülerin benzerini yaratmaya kādir değil mi?” ifadesiyle desteklenir. Sûre İslâm’ın tevhid ve âhiret inancına bir defa daha vurgu yapan âyetlerle sona erer (âyet 48-83).

Yâsîn’in de içinde yer aldığı otuz kadar sûrenin (mesânî) Hz. Peygamber’e İncil yerine verildiğini belirten hadisin sahih olduğu kabul edilmiştir (Müsned, IV, 107; İbrâhim Ali, s. 224-225, 292). Sûrenin fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bunlardan biri, “Yâsîn sûresini geceleri okuyan kimsenin günahları bağışlanır” meâlinde olup (Dârimî, “Feżâǿilü’l-Ķurǿân”, 21; İbrâhim Ali, s. 292-295) sahih görülmüştür. Her şeyin bir özü (kalbi) ve odak noktasının bulunduğunu, Kur’an’ın odak noktasının Yâsîn olduğunu belirten, Yâsîn sûresinin ölüler için veya ölmek üzere olanların yanında okunmasını tavsiye eden rivayetler ise zayıf sayılmıştır (Müsned, V, 26 [nşr. Müessesetü’r-risâle, XXX, 417-418]; Dârimî, “Feżâǿilü’l-Ķurǿân”, 21; İbn Mâce, “Cenâǿiz”, 4; Ebû Dâvûd, “Cenâǿiz”, 19; Tirmizî, “Feżâǿilü’l-Ķurǿân”, 7; İbrâhim Ali, s. 171-172, 292-301). Bazı tefsir kitaplarında (meselâ bk. Zemahşerî, V, 198; Beyzâvî, III, 448) bunlardan başka isnadsız kaydedilen fazilet rivayetleri de vardır.

Yâsîn sûresinin tefsiri konusunda çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Bunun önemli sebeplerinden biri muhtemelen faziletine dair rivayet edilen hadisler, diğeri de ölüler üzerine okunmasının tavsiye edilmesidir. Süleymaniye Kütüphanesi’nde 100 civarında Yâsîn tefsiri, havâs ve tercüme kayıtları bulunmaktadır. Bu kayıtların yirmisi Hamâmîzâde Ali Efendi’nin Yâsîn tefsirine aittir (İstanbul 1262, 1265, 1273, 1286, 1294, 1316, 1320). Ebûishakzâde Esad Efendi’nin Ħulâśatü’t-tebyîn fî tefsîri sûre-i Yâsîn adlı eserinin yine bu kütüphanede on civarında kaydı vardır. İstanbul’un ilk kadısı olan Hızır Bey Çelebi’nin Tefsîr-i Yâsîn-i Şerîf’i Ayşe Humeyra Aslantürk tarafından sadeleştirilerek yayımlanmıştır (Yâsîn-i Şerif Tefsîri, İstanbul 1997; Isparta 2007). Davut Aydüz Kur’ân-ı Kerîm’in Kalbi Yâsîn Sûresi Tefsiri adıyla bir çalışma yapmıştır (İstanbul 2004).

BİBLİYOGRAFYA:

Müsned, IV, 107; V, 26; Taberî, CâmiǾu’l-beyân (nşr. Sıdkī Cemîl el-Attâr), Beyrut 1415/1995, XXII, 178; Mâtürîdî, Teǿvîlâtü’l-Ķurǿân (nşr. Mustafa Yavuz), İstanbul 2008, XII, 114; Vâhidî, Esbâbü’n-nüzûl (nşr. Eymen Sâlih Şa‘bân), Kahire 1424/2003, s. 282-283; Zemahşerî, el-Keşşâf (Beyrut), V, 198; Beyzâvî, Envârü’t-tenzîl, Beyrut 1410/1990, III, 448; Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Ķurǿâni’l-Ǿažîm, Beyrut 1385/1966, V, 598-599; Muhammed et-Trablusî, el-Keşfü’l-ilâhî Ǿan şedîdi’ż-żaǾf ve’l-mevżûǾ ve’l-vâhî (nşr. M. Mahmûd Ahmed Bekkâr), Mekke 1408/1987, II, 642; Âlûsî, Rûĥu’l-meǾânî (nşr. M. Ahmed el-Emed - Ömer Abdüsselâm es-Selâmî), Beyrut 1421/2000, XXII, 522-523, 525; Elmalılı, Hak Dini, V, 4002-4004, 4042; Ca‘fer Şerefeddin, el-MevsûǾatü’l-Ķurǿâniyye ħaśâǿiśü’s-süver, Beyrut 1420/1999, VII, 171-198; M. Tâhir İbn Âşûr, et-Taĥrîr ve’t-tenvîr, Beyrut 1420/2000, XXII, 191-192, 204-205; İbrâhim Ali es-Seyyid Ali Îsâ, el-Eĥâdîŝ ve’l-âŝârü’l-vâride fî feżâǿili süveri’l-Ķurǿâni’l-Kerîm, Kahire 1421/2001, s. 171-172, 224-225, 292-301; Seyyid Muhammed Hüseynî, “Sûre-i Yâsîn”, DMT, IX, 369-370.

Bekir Topaloğlu

Copyright © Yasin Suresi - 2015-2020