78. sure · Cüz 30
Nebe Suresi سورة النبأ
40 ayet · Mekkî · İniş sırası: 80
Mekke'de inen 40 ayetlik Nebe' suresi, müşriklerin tartıştığı “büyük haber”in, yani kıyamet ve yeniden dirilişin gerçekliğini kâinattaki düzeni delil göstererek anlatır; azgınların cezasını ve takva sahiplerinin mükâfatını tasvir eder.
Nebe Suresi Arapça, okunuşu ve meali
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Bismillahir rahmanir rahim.
Bismillâhirrahmânirrahîm
- 1
عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ ﴿١﴾
Amme yetesaelun.
Birbirlerine neyi soruyorlar?
- 2
عَنِ النَّبَأِ الْعَظ۪يمِۙ ﴿٢﴾
Anin nebeil azim.
(İnanıp inanmamakta) büyük haberi mi?
- 3
اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ ﴿٣﴾
Ellezi hum fihi muhtelifun.
Ayrılığa düştükleri.
- 4
كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ﴿٤﴾
Kella se ya'lemun.
Hayır! Anlayacaklar!
- 5
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾
Summe kella se ya'lemun.
Yine hayır! Onlar anlayacaklar!
- 6
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَاداًۙ ﴿٦﴾
E lem nec'alil arda mihada.
Biz, yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?
- 7
وَالْجِبَالَ اَوْتَاداًۖ ﴿٧﴾
Vel cibale evtada.
Dağları da birer kazık.
- 8
وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجاًۙ ﴿٨﴾
Ve halaknakum ezvaca.
Sizi çifter çifter yarattık.
- 9
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتاًۙ ﴿٩﴾
Ve cealna nevmekum subata.
Uykunuzu bir dinlenme kıldık.
- 10
وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاساًۙ ﴿١٠﴾
Ve cealnel leyle libasa.
Geceyi bir örtü yaptık.
- 11
وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشاًۖ ﴿١١﴾
Ve cealnen nehare meaşa.
Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık.
- 12
وَبَنَيْنَا فَوْقَـكُمْ سَبْعاً شِدَاداًۙ ﴿١٢﴾
Ve beneyna fevkakum seb'an şidada.
Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.
- 13
وَجَعَلْنَا سِرَاجاً وَهَّاجاًۖ ﴿١٣﴾
Ve cealna siracen vehhaca.
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
- 14
وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجاًۙ ﴿١٤﴾
Ve enzelna minel mu'sırati maen seccaca.
Üst üste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
- 15
لِنُخْرِجَ بِه۪ حَباًّ وَنَبَاتاًۙ ﴿١٥﴾
Li nuhrice bihi habben ve nebata.
Size tohumlar, bitkiler; (ağaçları) yetiştirmek için,
- 16
وَجَنَّاتٍ اَلْفَافاًۜ ﴿١٦﴾
Ve cennatin elfafa.
sarmaş dolaş olmuş bağlar ve bahçeler yetiştirmek için.
- 17
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتاًۙ ﴿١٧﴾
İnne yevmel faslı kane mikata.
Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.
- 18
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجاًۙ ﴿١٨﴾
Yevme yunfehu fis suri fe te'tune efvaca.
Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz;
- 19
وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَـكَانَتْ اَبْوَاباًۙ ﴿١٩﴾
Ve futihatis semau fe kanet ebvaba.
gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur,
- 20
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَـكَانَتْ سَرَاباًۜ ﴿٢٠﴾
Ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba.
dağlar yürütülür, serap haline gelir.
- 21
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَاداًۙ ﴿٢١﴾
İnne cehenneme kanet mirsada.
Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.
- 22
لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰباًۙ ﴿٢٢﴾
Lit tagine meaba.
Azgınların barınağı olacak,
- 23
لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَاباًۚ ﴿٢٣﴾
Labisine fiha ahkaba.
(Azgınlar) orada çağlar boyu kalırlar,
- 24
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْداً وَلَا شَرَاباًۙ ﴿٢٤﴾
La yezukune fiha berden ve la şeraba.
orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,
- 25
اِلَّا حَم۪يماً وَغَسَّاقاًۙ ﴿٢٥﴾
İlla hamimen ve gassaka.
kaynar su ve irin tadarlar.
- 26
جَزَٓاءً وِفَاقاً ﴿٢٦﴾
Cezaen vifaka.
Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.
- 27
اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَاباًۙ ﴿٢٧﴾
İnnehum kanu la yercune hısaba.
Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.
- 28
وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّاباًۜ ﴿٢٨﴾
Ve kezzebu bi ayatina kizzaba.
Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
- 29
وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً ﴿٢٩﴾
Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba.
Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.
- 30
فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَاباً۟ ﴿٣٠﴾
Fe zuku felen nezidekum illa azaba.
Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.
- 31
اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازاًۙ ﴿٣١﴾
İnne lil muttekine mefaza.
Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer,
- 32
حَدَٓائِقَ وَاَعْنَاباًۙ ﴿٣٢﴾
Hadaika ve a'naba.
bahçeler, üzüm bağları,
- 33
وَكَوَاعِبَ اَتْرَاباًۙ ﴿٣٣﴾
Ve kevaıbe etraba.
göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
- 34
وَكَأْساً دِهَاقاًۜ ﴿٣٤﴾
Ve ke'sen dihaka.
içki dolu kâseler vardır.
- 35
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا كِذَّاباًۚ ﴿٣٥﴾
La yes'meune fiha lagven ve la kizzaba.
Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.
- 36
جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَاباًۙ ﴿٣٦﴾
Cezaen min rabbike ataen hısaba.
Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.
- 37
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَاباًۙ ﴿٣٧﴾
Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba.
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.
- 38
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفاًّۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَاباً ﴿٣٨﴾
Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.
Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.
- 39
ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰباً ﴿٣٩﴾
Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba.
İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
- 40
اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَاباً قَر۪يباًۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْـكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَاباً ﴿٤٠﴾
İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.
Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: «Keşke toprak olsaydım!» diyecektir.
Nebe Suresi Dinle
Sure hakkında
Sure, adını ikinci ayette geçen “en-nebeü'l-azîm” (büyük haber) ifadesinden alır. Bu haberin, müşriklerin hakkında tartışıp durdukları kıyamet ve yeniden diriliş olduğu belirtilir. İlk kelimelerinden dolayı “Amme” veya “Amme yetesâelûn” suresi diye de anılır.
Mekke'de inmiştir ve 40 ayettir. Mushaf sıralamasında 78., yaygın nüzul tertibine göre 80. suredir. Kur'an'ın son cüzü olan 30. cüz bu sureyle başlar; bu yüzden halk arasında “Amme cüzü” diye bilinir.
Bu cüzdeki kısa sureler namazlarda sıkça okunur ve çoğu Müslüman tarafından küçük yaşlardan itibaren ezberlenir.
Nüzulü
Sure, Mekke döneminde, Hz. Peygamber'in öldükten sonra dirilmeyi ve hesap gününü haber vermesi üzerine müşriklerin bu konuyu aralarında tartışıp alaya aldıkları bir ortamda indi. Tefsir kaynaklarında, müşriklerin bir araya geldiklerinde bu haberi birbirlerine sorup inkâr ettikleri ve bunun üzerine surenin ilk ayetlerinin indiği nakledilir.
Surenin nüzulüyle ilgili başka belirli bir olay bilinmemektedir. Ayetler, inkârcıların şüphelerine yeryüzü, dağlar, gece ve gündüz, yağmur ve bitkiler gibi herkesin gözü önündeki delillerle cevap verir.
Konusu
Sure, müşriklerin neyi birbirlerine sorup durduklarını soran ve bunun büyük haber olduğunu bildiren ayetlerle başlar; yakında gerçeği bilecekleri uyarısı tekrarlanır. Ardından yeryüzünün bir döşek, dağların birer kazık kılınması, insanların çift çift yaratılması, uykunun dinlenme, gecenin örtü, gündüzün geçim vakti yapılması, yedi sağlam gök, parlak bir kandil, yağmur yüklü bulutlar ve onunla biten ekinler ve bahçeler hatırlatılır.
Ayırım gününün belirlenmiş bir vakit olduğu, sura üfürüldüğünde insanların bölük bölük geleceği, göğün kapı kapı açılacağı ve dağların serap gibi olacağı bildirilir. Cehennemin azgınlar için bir gözetleme yeri olduğu, orada kaynar su ve irinden başka bir şey tadamayacakları anlatılır.
Takva sahiplerine kurtuluş, bahçeler, üzüm bağları, yaşıt eşler ve dolu kadehler müjdelenir. Rûh'un ve meleklerin saf saf duracağı, Rahmân'ın izin verdiğinden başkasının konuşamayacağı gün hatırlatılır. Sure, inkârcının “Keşke toprak olsaydım!” diyeceği uyarısıyla sona erer.
Fazileti
Tirmizî'nin İbn Abbas'tan naklettiği bir rivayete göre Hz. Ebû Bekir, “Ey Allah'ın Resûlü, saçların ağardı” deyince Hz. Peygamber, “Beni Hûd, Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn ve İze'ş-şemsü küvvirat sureleri ihtiyarlattı” buyurmuştur.
Tirmizî bu rivayeti “hasen garîb” olarak nitelemiştir. Hadis farklı senet ve lafızlarla nakledildiği için sıhhati hadis âlimleri arasında tartışılmış; bazıları senedindeki ihtilafa dikkat çekerek zayıf saymış, bazıları ise kabul etmiştir. Rivayet, Nebe' suresinin anlattığı kıyamet ve ahiret sahnelerinin Hz. Peygamber üzerindeki derin etkisine işaret eder.
Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.