Yasin Suresi

75. sure · Cüz 29

Kıyame Suresi سورة القيامة

40 ayet · Mekkî · İniş sırası: 31

Ayetler Dinle Sure hakkında

Mekke'de inen 40 ayetlik Kıyâme suresi, kıyametin ve yeniden dirilişin gerçekliğini insanın kendi yaratılışını delil göstererek anlatır ve insanın başıboş bırakılmayacağını hatırlatır.

Kıyame Suresi Arapça, okunuşu ve meali

Göster

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillahir rahmanir rahim.

Bismillâhirrahmânirrahîm

  1. 1

    لَٓا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ ﴿١﴾

    La uksimu bi yevmil kıyameh.

    Kıyamet gününe yemin ederim.

  2. 2

    وَلَٓا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ ﴿٢﴾

    Ve la uksimu bin nefsil levvameh.

    Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).

  3. 3

    اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُۜ ﴿٣﴾

    E yahsebul insanu ellen necmea ıza meh.

    İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?

  4. 4

    بَلٰى قَادِر۪ينَ عَلٰٓى اَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ ﴿٤﴾

    Bela kadirine ala en nusevviye bena neh.

    Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

  5. 5

    بَلْ يُر۪يدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُۚ ﴿٥﴾

    Bel yuridul insanu li yefcure emameh.

    Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.

  6. 6

    يَسْـَٔلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِۜ ﴿٦﴾

    Yes'elu eyyane yevmul kıyameh.

    «Kıyamet günü ne zamanmış?» diye sorar.

  7. 7

    فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُۙ ﴿٧﴾

    Fe iza berikal basar.

    İşte, göz kamaştığı,

  8. 8

    وَخَسَفَ الْقَمَرُۙ ﴿٨﴾

    Ve hasefel kamer.

    ay tutulduğu,

  9. 9

    وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ ﴿٩﴾

    Ve cumiaş şemsu vel kamer.

    güneşle ay biraraya getirildiği zaman!

  10. 10

    يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّۚ ﴿١٠﴾

    Yekulul insanu yevme izin eynel meferr.

    O gün insan, «Kaçacak yer neresi!» diyecektir.

  11. 11

    كَلَّا لَا وَزَرَۚ ﴿١١﴾

    Kella la vezer.

    Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!

  12. 12

    اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمُسْتَقَرُّۜ ﴿١٢﴾

    İla rabbike yevme izinil mustekar.

    O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

  13. 13

    يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَۜ ﴿١٣﴾

    Yunebbeul insanu yevme izin bima kaddeme ve ahhar.

    O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

  14. 14

    بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِه۪ بَص۪يرَةٌۙ ﴿١٤﴾

    Belil insanu ala nefsihi basireth.

    Artık insan, kendi kendinin şahididir.

  15. 15

    وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذ۪يرَهُۜ ﴿١٥﴾

    Ve lev elka meazireh.

    İsterse özürlerini sayıp döksün.

  16. 16

    لَا تُحَرِّكْ بِه۪ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِه۪ۜ ﴿١٦﴾

    La tuharrik bihi lisaneke li ta'cele bihi.

    (Rasûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

  17. 17

    اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ ﴿١٧﴾

    İnne aleyna cem'ahu ve kur'anehu.

    Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.

  18. 18

    فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ ﴿١٨﴾

    Fe iza kara'nahu fettebi'kur'anehu.

    O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.

  19. 19

    ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۜ ﴿١٩﴾

    Summe inne aleyna beyanehu.

    Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir.

  20. 20

    كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَۙ ﴿٢٠﴾

    Kella bel tuhıbbunel acileh.

    Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyor,

  21. 21

    وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَۜ ﴿٢١﴾

    Ve tezerunel ahıreh.

    ahireti bırakıyorsunuz.

  22. 22

    وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ ﴿٢٢﴾

    Vucuhun yevme izin nadıreh.

    Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

  23. 23

    اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌۚ ﴿٢٣﴾

    İla rabbiha nazıreh.

    Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir).

  24. 24

    وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ ﴿٢٤﴾

    Ve vucuhun yevme izin basireth.

    Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;

  25. 25

    تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ ﴿٢٥﴾

    Tezunnu en yuf'ale biha fakıreh.

    Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacağını sezeceklerdir.

  26. 26

    كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ ﴿٢٦﴾

    Kella iza belegatit terakıy.

    Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,

  27. 27

    وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ ﴿٢٧﴾

    Ve kile men rak.

    «Tedavi edebilecek kimdir?» denir.

  28. 28

    وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ ﴿٢٨﴾

    Ve zanne ennehul firak.

    (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.

  29. 29

    وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ ﴿٢٩﴾

    Velteffetis saku bis sak.

    Ve bacak bacağa dolaşır.

  30. 30

    اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ‌۟ ﴿٣٠﴾

    İla rabbike yevme izinil mesak.

    İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.

  31. 31

    فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ ﴿٣١﴾

    Fe la saddeka ve la salla.

    İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.

  32. 32

    وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۙ ﴿٣٢﴾

    Ve lakin kezzebe ve tevella.

    Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.

  33. 33

    ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ يَتَمَطّٰىۜ ﴿٣٣﴾

    Summe zehebe ila ehlihi yetemetta.

    Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.

  34. 34

    اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۙ ﴿٣٤﴾

    Evla leke fe evla.

    Lâyıktır (o azap) sana, lâyık!

  35. 35

    ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۜ ﴿٣٥﴾

    Summe evla leke fe evla.

    Evet, lâyıktır sana ( o azap) lâyık!

  36. 36

    اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًىۜ ﴿٣٦﴾

    E yahsebul'insanu en yutreke suda.

    İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!

  37. 37

    اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ ﴿٣٧﴾

    E lem yeku nutfeten min meni yin yumna.

    O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutte (sperm) değil miydi?

  38. 38

    ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ ﴿٣٨﴾

    Summe kane alakaten fe halaka fe sevva.

    Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.

  39. 39

    فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۜ ﴿٣٩﴾

    Fe ceale minhuz zevceyniz zekere vel unsa.

    Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.

  40. 40

    اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰى ﴿٤٠﴾

    E leyse zalike bi kadirin ala en yuhyiyel mevta.

    Peki (bunları yapan) Allah’ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?

Kıyame Suresi Dinle

Sure hakkında

Sure, adını ilk ayette yemin edilen “yevmü'l-kıyâme” (kıyamet günü) ifadesinden alır: “Kıyamet gününe yemin ederim.” Kıyâme, ölülerin dirilip kalkması ve hesap için Allah'ın huzurunda toplanması anlamına gelir.

Mekke'de inmiştir ve 40 ayettir. Mushaf sıralamasında 75., yaygın nüzul tertibine göre 31. suredir ve 29. cüzde yer alır.

Sure, ikinci ayette yemin edilen ve kişiyi kusurlarından dolayı kınayan vicdanı ifade eden “nefs-i levvâme” kavramıyla tanınır. Ayrıca Hz. Peygamber'in vahyi alırken acele etmemesini isteyen ve Kur'an'ın toplanıp açıklanmasını Allah'ın üstlendiğini bildiren ayetleriyle, Kur'an'ın korunması konusunda önemli bir dayanak sunar.

Nüzulü

Sure, Mekke döneminde, müşriklerin çürüyüp toprak olan kemiklerin yeniden bir araya getirilmesini akla uzak gördükleri ve kıyameti alaya aldıkları bir ortamda indi.

Surenin on altı ile on dokuzuncu ayetleriyle ilgili olarak Buhârî ve Müslim'de İbn Abbas'tan bir rivayet nakledilir. Buna göre Hz. Peygamber, vahiy inerken onu unutmamak için Cebrâil'in okuduklarını dudaklarını ve dilini kıpırdatarak tekrar ederdi ve bu ona zor gelirdi. Bunun üzerine Kur'an'ı aceleyle okumak için dilini kıpırdatmamasını, onu toplamanın ve okutmanın Allah'a ait olduğunu bildiren ayetler indi. Bundan sonra Hz. Peygamber, Cebrâil okurken dinler, o gidince de aynen okurdu.

Konusu

Sure, kıyamet gününe ve kendini kınayan nefse yemin ederek başlar. İnsanın, Allah'ın kemiklerini bir araya getiremeyeceğini sanması reddedilir; Allah'ın onun parmak uçlarını bile eksiksiz yeniden düzenlemeye gücü yettiği bildirilir.

Kıyametin, gözlerin kamaştığı, ayın tutulduğu, güneşle ayın bir araya getirildiği ve insanın “Kaçacak yer nerede?” diye sorduğu gün olduğu tasvir edilir. O gün insana önden gönderdiği ve geride bıraktığı her şey haber verilecek; insan mazeretler ileri sürse de kendi aleyhine bir şahit olacaktır. Bu arada Hz. Peygamber'e vahyi aceleyle tekrar etmemesi öğütlenir.

Çabuk geçen dünyayı sevip ahireti bırakanlar kınanır. O gün bazı yüzlerin parlayarak Rablerine bakacağı, bazılarının ise asık olacağı bildirilir. Can köprücük kemiklerine dayandığında yaşanan ayrılık tasvir edilir. Sure, insanın başıboş bırakılacağını sanmasını sorgulayarak ve onu bir damla sudan yaratan Allah'ın ölüleri diriltmeye de gücünün yettiğini hatırlatarak sona erer.

Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.