55. sure · Cüz 27
Rahman Suresi سورة الرحمن
78 ayet · Medenî · İniş sırası: 97
Mekke'de mi Medine'de mi indiği tartışmalı olan Rahmân suresi 78 ayettir. Allah'ın insanlara ve cinlere verdiği sayısız nimeti, tekrar eden "Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" sorusuyla hatırlatır.
Rahman Suresi Arapça, okunuşu ve meali
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Bismillahir rahmanir rahim.
Bismillâhirrahmânirrahîm
- 1
اَلرَّحْمٰنُۙ ﴿١﴾
Er rahman.
Rahman
- 2
عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ ﴿٢﴾
Allemel kur'an.
Kur'anı öğretti.
- 3
خَلَقَ الْاِنْسَانَۙ ﴿٣﴾
Halakal insan.
İnsanı yarattı.
- 4
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ ﴿٤﴾
Allemehul beyan.
Ona, beyanı (konuşmayı hidayet ve sapıklık yolunu) öğretti .
- 5
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ ﴿٥﴾
Eş şemsu vel kameru bi husban.
Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.
- 6
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ ﴿٦﴾
Ven necmu veş şeceru yescudan.
Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.
- 7
وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ ﴿٧﴾
Ves semae refeaha ve vedaal mizan.
Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.
- 8
اَلَّا تَطْغَوْا فِي الْم۪يزَانِ ﴿٨﴾
Ella tatgav fil mizan.
Sakın dengeyi bozmayın.
- 9
وَاَق۪يمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْم۪يزَانَ ﴿٩﴾
Ve ekimul vezne bil kıstı ve la tuhsırul mizan.
Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.
- 10
وَالْاَرْضَ وَضَعَهَا لِلْاَنَامِۙ ﴿١٠﴾
Vel arda vedaaha lil enam.
Allah, yeri canlılar için yaratmıştır.
- 11
ف۪يهَا فَاكِهَةٌۖ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ ﴿١١﴾
Fiha fakihetun vennahlu zatul ekmam.
Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
- 12
وَالْحَبُّ ذُوالْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُۚ ﴿١٢﴾
Vel habbu zul asfi ver reyhan.
Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
- 13
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿١٣﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 14
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِۙ ﴿١٤﴾
Halakal insane min salsalin kel fehhar.
Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.
- 15
وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ ﴿١٥﴾
Ve halakal canne min maricin min nar.
Cinleri öz ateşten yarattı.
- 16
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿١٦﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 17
رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِۚ ﴿١٧﴾
Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn.
(O,) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
- 18
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿١٨﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 19
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِۙ ﴿١٩﴾
Merecel bahreyni yeltekıyan.
İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
- 20
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِۚ ﴿٢٠﴾
Beynehuma berzehun la yebgıyan.
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
- 21
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٢١﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 22
يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ۬ وَالْمَرْجَانُۚ ﴿٢٢﴾
Yahrucu min humel luluu vel mercan.
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
- 23
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٢٣﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 24
وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِۚ ﴿٢٤﴾
Ve lehul cevaril munşeatu fil bahri kel alam.
Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O’nundur.
- 25
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ۟ ﴿٢٥﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 26
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ ﴿٢٦﴾
Kullu men aleyha fan.
Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak.
- 27
وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُوالْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ ﴿٢٧﴾
Ve yebka vechu rabbike zul celali vel ikram.
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin yüzü bâki kalacak.
- 28
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٢٨﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 29
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ ﴿٢٩﴾
Yes' eluhu men fis semavati vel ard, kulle yevmin huve fi şe'nin.
Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.
- 30
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٠﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 31
سَنَفْرُغُ لَكُمْ اَيُّهَ الثَّقَلَانِۚ ﴿٣١﴾
Se nefrugu lekum eyyuhes sekalan.
Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
- 32
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٢﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 33
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ ﴿٣٣﴾
Ya ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzu min aktaris semavati vel ardı fenfuz, la tenfuzune illa bi sultan.
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.
- 34
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٤﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 35
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ ﴿٣٥﴾
Yurselu aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fe la tentesıran.
Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız.
- 36
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٦﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 37
فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِۚ ﴿٣٧﴾
Fe izen şakkatis semau fe kanet verdeten keddihan.
Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman,
- 38
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٨﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 39
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذَنْبِه۪ٓ اِنْسٌ وَلَا جَٓانٌّۚ ﴿٣٩﴾
Fe yevme izin la yus'elu an zenbihi insun ve la cann.
İşte o gün insana da cine de günahı sorulmaz.
- 40
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٠﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 41
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِس۪يمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاص۪ي وَالْاَقْدَامِۚ ﴿٤١﴾
Yu'reful mucrımune bi simahum fe yu'hazu bin nevasi vel akdam.
Suçlular, simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
- 42
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٢﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 43
هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَۢ ﴿٤٣﴾
Hazihi cehennemulleti yukezzibu bi hel mucrimun.
İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir.
- 44
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَم۪يمٍ اٰنٍۚ ﴿٤٤﴾
Yetufune beyneha ve beyne hamimin an.
Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
- 45
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ۟ ﴿٤٥﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 46
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ ﴿٤٦﴾
Ve li men hafe makame rabbihi cennetan.
Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.
- 47
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ ﴿٤٧﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
- 48
ذَوَاتَٓا اَفْنَانٍۚ ﴿٤٨﴾
Zevata efnan.
İki cennette çeşit çeşit ağaçlarla doludur.
- 49
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٩﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 50
ف۪يهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِۚ ﴿٥٠﴾
Fihi ma aynani tecriyan.
İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır.
- 51
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥١﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 52
ف۪يهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِۚ ﴿٥٢﴾
Fihi ma min kulli fatihetin zevcan.
İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır.
- 53
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٣﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 54
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى فُرُشٍ بَطَٓائِنُهَا مِنْ اِسْتَبْرَقٍۜ وَجَنَا الْجَنَّتَيْنِ دَانٍۚ ﴿٥٤﴾
Muttekiine ala furuşin betainuha min istebrak, ve cenel cenneteyni dan.
Hepsi de örtüleri atlastan minderlere yaslanırlar. İki cennetin de meyvesinin devşirilmesi yakındır.
- 55
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٥﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 56
ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ ﴿٥٦﴾
Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cann.
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
- 57
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٥٧﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 58
كَاَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُۚ ﴿٥٨﴾
Ke enne hunnel yakutu vel mercan.
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
- 59
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٩﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 60
هَلْ جَزَٓاءُ الْاِحْسَانِ اِلَّا الْاِحْسَانُۚ ﴿٦٠﴾
Hel cezaul ihsani illel ihsan.
İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?
- 61
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٦١﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 62
وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَانِۚ ﴿٦٢﴾
Ve min dunihima cennetan.
Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır.
- 63
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ ﴿٦٣﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 64
مُدْهَٓامَّتَانِۚ ﴿٦٤﴾
Mud hammetan.
Bu cennetler koyu yeşildirler.
- 65
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٥﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 66
ف۪يهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِۚ ﴿٦٦﴾
Fihi ma aynani neddahatan.
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
- 67
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٧﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 68
ف۪يهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌۚ ﴿٦٨﴾
Fihi ma fakihetun ve nahlun ve rumman.
İkisinde de her türlü meyveler, hurma ve nar vardır.
- 69
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٩﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 70
ف۪يهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌۚ ﴿٧٠﴾
Fihinne hayratun hisan.
İçlerinde huyu güzel, yüzü güzel kadınlar vardır.
- 71
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٧١﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 72
حُورٌ مَقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِۚ ﴿٧٢﴾
Hurun maksuratun fil hiyam.
Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.
- 73
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٧٣﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 74
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ ﴿٧٤﴾
Lem yatmishunne insun kablehum ve la cann.
Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
- 75
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٧٥﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 76
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِيٍّ حِسَانٍۚ ﴿٧٦﴾
Muttekiine ala refrefin hudrin ve abkariyyin hisan.
Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel döşemelere yaslanırlar.
- 77
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٧٧﴾
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
- 78
تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ ﴿٧٨﴾
Tebarekesmu rabbike zil celali vel ikram.
Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir.
Rahman Suresi Dinle
Sure hakkında
Sure adını, ilk ayetini oluşturan ve Allah'ın isimlerinden biri olan "er-Rahmân" kelimesinden alır; bu isim, rahmeti bütün varlıkları kuşatan anlamına gelir. 78 ayettir. Mushafta 55. sırada bulunur ve 27. cüzde yer alır; burada esas alınan sıralamaya göre iniş sırası 97'dir.
Surenin Mekkî mi Medenî mi olduğu âlimler arasında tartışmalıdır. Birçok âlim üslubu ve bazı rivayetler sebebiyle Mekke'de indiğini söylerken bazıları Medenî kabul etmiştir; burada esas alınan sınıflamada Medenî olarak yer alır. Surede 31 defa tekrarlanan "Fe bi eyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân" ayetiyle tanınır. Zayıf bir rivayete dayanarak "Kur'an'ın gelini" (Arûsü'l-Kur'ân) diye de anılır.
Nüzulü
Surenin hangi dönemde indiği konusunda farklı görüşler bulunduğu için iniş ortamı da farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Mekkî olduğunu söyleyen âlimler, siyer kaynaklarında nakledilen bir olayı delil gösterir: Rivayete göre Abdullah b. Mes'ûd, Hz. Peygamber'den sonra Mekke'de Kur'an'ı müşriklerin önünde açıktan okuyan ilk kişilerden biri olmuş, Kâbe'nin yanında bu surenin baş tarafını yüksek sesle okumuş ve bu yüzden müşriklerin saldırısına uğramıştır.
Tirmizî'deki bir rivayette ise Hz. Peygamber'in bu sureyi "cin gecesi"nde cinlere okuduğundan söz edilir; bu da bazı âlimlerce surenin Mekke'de indiğine işaret sayılmıştır. Surede insanlara ve cinlere birlikte hitap edilmesi dikkat çekicidir.
Konusu
Sure, Rahmân olan Allah'ın Kur'an'ı öğrettiğini, insanı yaratıp ona beyanı, yani düşündüğünü ifade etmeyi öğrettiğini bildirerek başlar. Güneşin ve ayın bir hesapla hareket ettiği, bitkilerin ve ağaçların Allah'a boyun eğdiği, göğün yükseltilip mizanın konulduğu anlatılır ve ölçüde haksızlık yapılmaması emredilir.
Ardından yeryüzündeki meyveler, taneler ve kokulu bitkiler, insanın kuru çamurdan, cinlerin dumansız ateşten yaratılması, iki doğu ve iki batı, aralarında bir engel bulunan iki deniz, inci ve mercan ile denizde yüzen gemiler nimet olarak sayılır. Yeryüzündeki her şeyin yok olacağı, yalnızca celâl ve ikram sahibi Rabbin zâtının baki kalacağı bildirilir. İnsanlara ve cinlere, Allah'ın verdiği bir güç olmadan göklerin ve yerin sınırlarını aşamayacakları hatırlatılır. Suçluların kıyamet günündeki hâli tasvir edildikten sonra Rabbinin huzurunda durmaktan korkanlara verilecek iki cennet ve bunlardan başka iki cennet daha geniş bir şekilde anlatılır. Ayetlerin arasında "Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" sorusu sık sık tekrarlanır. Sure, celâl ve ikram sahibi Rabbin isminin yüceliğini dile getirerek sona erer.
Fazileti
Tirmizî'nin Câbir b. Abdullah'tan naklettiği bir rivayete göre Hz. Peygamber ashabına Rahmân suresini okumuş, onlar sessiz kalınca bu sureyi cin gecesinde cinlere okuduğunu ve onların daha güzel karşılık verdiğini söylemiştir. Rivayete göre cinler her "Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" ayetinde, "Rabbimiz, nimetlerinden hiçbirini yalanlamayız; hamd sana mahsustur" demişlerdir. Tirmizî rivayeti garîb olarak nitelemiş ve senedine ilişkin eleştirileri aktarmıştır. Sıhhati hakkında farklı değerlendirmeler bulunur; Elbânî, destekleyici rivayetleri dikkate alarak onu hasen li-gayrihî kabul etmiştir.
Beyhakî'nin naklettiği, "Her şeyin bir gelini vardır, Kur'an'ın gelini de Rahmân'dır" anlamındaki rivayet ise hadis âlimlerince zayıf kabul edilir.
Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.