Yasin Suresi

66. sure · Cüz 28

Tahrim Suresi سورة التحريم

12 ayet · Medenî · İniş sırası: 107

Ayetler Dinle Sure hakkında

Medine'de inen 12 ayetlik Tahrîm suresi, Hz. Peygamber'in aile hayatından bir olay vesilesiyle helâli kendine yasaklamamayı öğütler; müminleri kendilerini ve ailelerini ateşten korumaya ve samimi tövbeye çağırır.

Tahrim Suresi Arapça, okunuşu ve meali

Göster

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillahir rahmanir rahim.

Bismillâhirrahmânirrahîm

  1. 1

    يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكَۚ تَبْتَغ۪ي مَرْضَاتَ اَزْوَاجِكَۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿١﴾

    Ya eyyuhen nebiyyu lime tuharrimu ma ehallallahu lek, tebtegi merdate ezvacik, vallahu gafurun rahim.

    Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

  2. 2

    قَدْ فَرَضَ اللّٰهُ لَـكُمْ تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْۚ وَاللّٰهُ مَوْلٰيكُمْۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ﴿٢﴾

    Kad faradallahu lekum tehillete eymanikum, vallahu mevlakum, ve huvel alimul hakim.

    Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, herşeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

  3. 3

    وَاِذْ اَسَرَّ النَّبِيُّ اِلٰى بَعْضِ اَزْوَاجِه۪ حَد۪يثاًۚ فَلَمَّا نَبَّاَتْ بِه۪ وَاَظْهَرَهُ اللّٰهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَاَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍۚ فَلَمَّا نَبَّاَهَا بِه۪ قَالَتْ مَنْ اَنْبَاَكَ هٰذَاۜ قَالَ نَبَّاَنِيَ الْعَل۪يمُ الْخَب۪يرُ ﴿٣﴾

    Ve iz eserren nebiyyu ila ba'dı ezvacihi hadisa, fe lemma nebbeet bihi ve azherehullahu aleyhi arrefe ba'dahu ve a'rada an ba'd, fe lemma nebbeeha bihi kalet men enbeeke haza, kale nebbeeniyel alimul habir.

    Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber de "Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyden hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" demişti.

  4. 4

    اِنْ تَتُوبَٓا اِلَى اللّٰهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَاۚ وَاِنْ تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ مَوْلٰيهُ وَجِبْر۪يلُ وَصَالِـحُ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذٰلِكَ ظَه۪يرٌ ﴿٤﴾

    İn tetuba ilallahi fe kad sagat kulubukuma, ve in tezahera aleyhi fe innallahe huve mevlahu ve cibrilu ve salihul mu'minin, vel melaiketu ba'de zalike zahir.

    Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır..

  5. 5

    عَسٰى رَبُّهُٓ اِنْ طَلَّقَكُنَّ اَنْ يُبْدِلَهُٓ اَزْوَاجاً خَيْراً مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَٓائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَٓائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَاَبْكَاراً ﴿٥﴾

    Asa rabbuhu in tallakakunne en yubdilehu ezvacen hayren min kunne muslimatin mu'minatin kanitatin taibatin abidatin saihatin seyyibatin ve ebkara.

    Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.

  6. 6

    يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ﴿٦﴾

    Ya eyyuhellezine amenu ku enfusekum ve ehlikum naren vakuduhan nasu vel hicaretu aleyha melaiketun gılazun şidadun la ya'sunallahe ma emerehum ve yef'alune ma yu'merune.

    Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.

  7. 7

    يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَۜ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟ ﴿٧﴾

    Ya eyyuhellezine keferu la ta'tezirul yevm, innema tuczevne ma kuntum ta'melun.

    Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin! Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz, (denilir).

  8. 8

    يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحاًۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿٨﴾

    Ya eyyuhellezine amenu tubu ilallahi tevbeten nasuha, asa rabbukum en yukeffire ankum seyyiatikum ve yudhilekum cennatin tecri min tahtihel enharu, yevme la yuhzillahun nebiyye vellezine amenu meah, nuruhum yes'a beyne eydihim ve bi eymanihim yekulune rabbena etmim lena nurena vagfir lena, inneke ala kulli şey'in kadir.

    Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin» derler.

  9. 9

    يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿٩﴾

    Ya eyyuhen nebiyyu cahidil kuffare vel munafikine vagluz aleyhim, ve me'vahum cehennem, ve bi'sel masir.

    Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!

  10. 10

    ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ ﴿١٠﴾

    Dareballahu meselen lillezine keferumreete nuhın vemreete lut, kaneta tahte abdeyni min ibadina salihayni fe hanetahuma fe lem yugniya anhuma minallahi şey'en ve kiledhulen nare mead dahılin.

    Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lût'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin! denildi.

  11. 11

    وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَۢ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ ل۪ي عِنْدَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّن۪ي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه۪ وَنَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ ﴿١١﴾

    Ve dareballahu meselen lillezine amenumreete fir'avn, iz kalet rabbibni li indeke beyten fil cenneti ve neccini min fir'avne ve amelihi ve neccini minel kavmiz zalimin.

    Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti.

  12. 12

    وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِه۪ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِت۪ينَ ﴿١٢﴾

    Ve meryemebnete ımranelleti ahsanet ferceha fe nefahna fihi min ruhına ve saddekat bi kelimati rabbiha ve kutubihi ve kanet minel kanitin.

    İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de (Allah örnek, gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.

Tahrim Suresi Dinle

Sure hakkında

Sure, adını ilk ayette geçen “lime tuharrimu” (niçin haram kılıyorsun) ifadesinden alır. Tahrîm, bir şeyi haram kılmak, yasaklamak demektir. Ayette Hz. Peygamber'e, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah'ın helâl kıldığı bir şeyi kendisine niçin yasakladığı sorulur.

Medine'de inmiştir ve 12 ayettir. Mushaf sıralamasında 66., yaygın nüzul tertibine göre 107. suredir ve 28. cüzün son suresidir.

Sure, Hz. Peygamber'in ev hayatına dair bir olaydan yola çıkarak bütün müminlere aile içi ilişkiler, tövbe ve sorumluluk konusunda dersler verir. Sonunda inkâr eden ve iman eden kadınlardan örnekler sunarak herkesin kendi imanı ve ameliyle değerlendirileceğini vurgular.

Nüzulü

Surenin ilk ayetlerinin iniş sebebi olarak Buhârî ve Müslim'de Hz. Âişe'den nakledilen olay öne çıkar. Buna göre Hz. Peygamber, eşi Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal içerdi. Hz. Âişe ile Hz. Hafsa aralarında anlaşarak, yanlarına geldiğinde ondan hoşa gitmeyen bir koku geldiğini söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir daha bal içmeyeceğini söyledi ve ayetler indi.

Kaynaklarda ilk ayetlerin nüzulüyle ilgili başka rivayetler de bulunmakla birlikte, Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim'de yer alan rivayet budur. Yine Buhârî'de, dördüncü ayette tövbeye çağrılan iki hanımın kimler olduğu sorulduğunda Hz. Ömer'in, bunların Hz. Hafsa ile Hz. Âişe olduğunu söylediği nakledilir.

Konusu

Sure, Hz. Peygamber'e Allah'ın helâl kıldığını eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek kendisine niçin yasakladığını sorarak başlar ve Allah'ın, yeminlerden keffaretle çıkış yolunu meşru kıldığını bildirir. Hz. Peygamber'in bir eşine söylediği sırrın açığa vurulması anlatılır; ilgili iki hanım tövbeye çağrılır ve Allah'ın, Cebrâil'in, salih müminlerin ve meleklerin Peygamber'in yardımcısı olduğu hatırlatılır.

Ardından müminlere, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendilerini ve ailelerini korumaları emredilir. İnkârcılara o gün özür dilemenin fayda vermeyeceği bildirilir; müminler ise samimi bir tövbe ile Allah'a dönmeye çağrılır. Hz. Peygamber'e kâfirlere ve münafıklara karşı mücadele etmesi ve onlara karşı sert davranması emredilir.

Son ayetlerde, iki salih kulun nikâhı altında oldukları halde iman konusunda onlara ihanet eden Hz. Nûh ile Hz. Lût'un hanımları inkârcılara; Firavun'un zulmü karşısında Allah'tan cennette bir ev isteyen hanımı ile iffetini koruyan Hz. Meryem ise müminlere örnek olarak gösterilir.

Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.