Yasin Suresi

64. sure · Cüz 28

Tegabun Suresi سورة التغابن

18 ayet · Medenî · İniş sırası: 108

Ayetler Dinle Sure hakkında

Çoğunluğun görüşüne göre Medine'de inen 18 ayetlik Teğâbün suresi, iman ve inkâr yolundaki tercihlerin kıyamet günü ortaya çıkacak kazanç ve kaybını hatırlatır; musibetler karşısında teslimiyeti ve Allah yolunda harcamayı öğütler.

Tegabun Suresi Arapça, okunuşu ve meali

Göster

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillahir rahmanir rahim.

Bismillâhirrahmânirrahîm

  1. 1

    يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿١﴾

    Yusebbihu lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, le hul mulku ve le hul hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir.

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O’nadır. O her şeye kadirdir.

  2. 2

    هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ﴿٢﴾

    Huvellezi halakakum fe minkum kafiru ve minkum mu'min, vallahu bima ta'melune basir.

    Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

  3. 3

    خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْۚ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُ ﴿٣﴾

    Halakas semavati vel arda bil hakkı ve savverekum fe ahsene suverekum ve ileyhil masir.

    Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

  4. 4

    يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿٤﴾

    Ya'lemu ma fis semavati vel ardı ve ya'lemu ma tusirrune ve ma tu'linun, vallahu alimun bi zatis sudur.

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.

  5. 5

    اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذ۪ينَ كَـفَرُوا مِنْ قَبْلُۘ فَذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿٥﴾

    E lem ye'tikum nebeullezine keferu min kablu fe zaku ve bale emrihim ve lehum azabun elim.

    Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar (dünyada) yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için acı bir azap da vardır.

  6. 6

    ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْت۪يهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُٓوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَاۘ فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ ﴿٦﴾

    Zalike bi ennehu kanet te'tihim rusuluhum bil beyyinati fe kalu e beşerun yehdunena fe keferu ve tevellev vestagnallah, vallahu ganiyyun hamid.

    (O azabın sebebi) şu ki, onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat onlar: "Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş?" dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, hamde lâyıktır.

  7. 7

    زَعَمَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُواۜ قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْۜ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ﴿٧﴾

    Zeamellezine keferu en len yub'asu, kul bela ve rabbi le tub'asunne summe le tunebbeunne bima amiltum, ve zalike alallahi yesir.

    İnkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hayır! Rabbime andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah’a göre kolaydır.

  8. 8

    فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالنُّورِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلْنَاۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ﴿٨﴾

    Fe amınu billahi ve resulihi ven nurillezi enzelna, vallahu bima ta'melune habir.

    Onun için Allah'a, Peygamberine ve indirdiğimiz o nura (Kur'an'a) iman edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  9. 9

    يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحاً يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِه۪ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ﴿٩﴾

    Yevme yecmeukum li yevmil cem'i zalike yevmut tegabun, ve men yu'min billahi ve ya'mel salihan yukeffir anhu seyyiatihi ve yudhılhu cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ebeda, zalikel fevzul azim.

    Mahşer vaktinde sizi toplayacağı gün, işte o zarar günüdür. (Ancak) kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter, onu (ve benzerlerini), içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.

  10. 10

    وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟ ﴿١٠﴾

    Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabun nari halidine fiha ve bi'sel masir.

    İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!

  11. 11

    مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ﴿١١﴾

    Ma esabe min musibetin illa bi iznillah, ve men yu'min billahi yehdi kalbeh, vallahu bikulli şey'in alim.

    Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

  12. 12

    وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاِنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ﴿١٢﴾

    Ve etiullahe ve etiur resul, fe in tevelleytum fe innema ala resulinel belagul mubin.

    Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.

  13. 13

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ﴿١٣﴾

    Allahu la ilahe illa huve, ve alallahi fel yetevekkelil mu'minun.

    Allah; O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

  14. 14

    يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلَادِكُمْ عَدُواًّ لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْۚ وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿١٤﴾

    Ya eyhuhellezine amenu inne min ezvacikum ve evladikum aduvven lekum fahzeruhum, ve in ta'fu ve tasfehu ve tagfiru fe innallahe gafurun rahim.

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

  15. 15

    اِنَّـمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ ﴿١٥﴾

    İnnema emvalukum ve evladukum fitneh, vallahu indehu ecrun azim.

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.

  16. 16

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَاَط۪يعُوا وَاَنْفِقُوا خَيْراً لِاَنْفُسِكُمْۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿١٦﴾

    Fettekullahe mesteta'tum vesmeu ve etiu ve enfiku hayren li enfusikum, ve men yuka şuhha nefsihi fe ulaike humul muflihun.

    O halde gücünüz yettiğince Allah'a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  17. 17

    اِنْ تُقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ شَكُورٌ حَل۪يمٌۙ ﴿١٧﴾

    İn tukridullahe kardan hasenen yudaıfhu lekum ve yagfir lekum, vallahu şekurun halim.

    Eğer Allah'a (rızası uğruna) ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.

  18. 18

    عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿١٨﴾

    Alimul gaybi veş şehadetil azizul hakim.

    Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

Tegabun Suresi Dinle

Sure hakkında

Sure, adını dokuzuncu ayette kıyametin bir adı olarak geçen “yevmü't-teğâbün” ifadesinden alır. Teğâbün, karşılıklı aldanma ve kâr ile zararın ortaya çıkması anlamına gelir; o gün kimin gerçekten kazandığı, kimin aldandığı açıkça belli olacaktır.

18 ayettir. Mushaf sıralamasında 64. sure olup 28. cüzde yer alır. Âlimlerin çoğunluğuna göre Medine'de inmiştir ve yaygın nüzul tertibinde 108. sırada gösterilir; ancak Mekkî olduğunu veya bir kısmının Mekke'de, son ayetlerinin Medine'de indiğini söyleyenler de vardır.

Hadîd, Haşr, Saff ve Cuma sureleriyle birlikte, Allah'ın tesbih edildiğini bildiren ifadeyle başlayan ve “müsebbihât” diye anılan sureler arasındadır.

Nüzulü

Surenin genel olarak Medine döneminde, müminlerin aile, mal ve hicret gibi konularda zorlu tercihlerle karşılaştığı yıllarda indiği kabul edilir.

On dördüncü ayetin iniş sebebiyle ilgili olarak Tirmizî'de İbn Abbas'tan bir rivayet nakledilir. Buna göre Mekke'de Müslüman olan bazı kimseler hicret etmek istemiş, fakat eşleri ve çocukları onlara engel olmuştu. Daha sonra Hz. Peygamber'in yanına geldiklerinde, kendilerinden önce gelenlerin dinde bilgi edindiğini görüp ailelerini cezalandırmak istediler. Bunun üzerine eş ve çocuklardan bazılarının insana düşman olabileceğini bildiren, ancak affetmeyi, hoş görmeyi ve bağışlamayı öğütleyen ayet indi.

Konusu

Sure, göklerde ve yerde olanların Allah'ı tesbih ettiğini, mülkün ve övgünün O'na ait olduğunu bildirerek başlar. İnsanları yaratanın Allah olduğu, onların bir kısmının mümin, bir kısmının kâfir olduğu, Allah'ın gizli açık her şeyi bildiği hatırlatılır.

Önceki inkârcı kavimlerin, elçileri “Bizi bir insan mı doğru yola iletecek?” diyerek reddetmeleri ve akıbetleri anlatılır. Yeniden dirilişi inkâr edenlere mutlaka diriltilecekleri bildirilir; Allah'a, Resûlüne ve indirilen nura iman etmeye çağrılır. Toplanma günü olan teğâbün gününde iman edip salih amel işleyenlerin cennete, inkâr edenlerin cehenneme gideceği haber verilir.

Son bölümde her musibetin Allah'ın izniyle geldiği, Allah'a inananın kalbine hidayet verileceği belirtilir. Eş ve çocukların bir imtihan olduğu hatırlatılır; güç yetirildiği kadar Allah'tan korkulması, dinlenip itaat edilmesi ve infakta bulunulması istenir. Allah'a güzel bir borç verenlere karşılığın kat kat verileceği müjdelenir.

Fazileti

Sure bilgileri Yasin Suresi uygulaması için hazırlanmıştır.